!DOCTYPE html PUBLIC "-//W3C//DTD XHTML 1.0 Transitional//EN" "http://www.w3.org/TR/xhtml1/DTD/xhtml1-transitional.dtd"> SON 7 YILDA NELER OLDU? 5. BÖLÜM - Haber Marmara Gazetesi
Hoşgeldiniz  

SON 7 YILDA NELER OLDU? 5. BÖLÜM

Ali Girgin | 24 Haziran 2026 | Köşe Yazıları, Tüm Manşetler


facebooktwitter
Ali Girgin
aligirgin1975@hotmail.com

Halkın desteğini almak için hizmet şarttı demiştim geçen yazımda. Beklenen de olmuştu. Kahvelerde “Mesut Üner’de diğerleri gibi aynı çıktı. Bunlarda borçların arkasına sığınıp bir 5 yıl mağdur rolünü oynayacaklar. Aynı tas aynı hamam” söylemleri çıkmaya başlayınca Mesut Üner hemen İzzettin’de ki, okul alanını satmaya karar verdi. Alıcı önceden belliydi. Bu araziye 40 milyon veren Yetim Vakfı. Arazinin değeri aslında 200-250 milyon arasındaydı ama bu fiyata satışına karar verilmişti. Çünkü satış öncesi Yetim Vakfı ismi her ortamda seçilmişler tarafından dile getiriliyordu. Mesut Üner bu parayı alıp faize yatırıp faizden gelen parayla belediyeye kaynak sağlamayı düşünüyordu. Ama sonra bu paranın akıbeti ne oldu, nereye gitti Süheyla Topçu’ya sormak gerekiyor.

Aynı zaman dilimleri olması gerekiyor yanlış hatırlamıyorsam Millet Bahçesi projesi hayata geçirilmeye çalışılıyordu. Stat, Belediye dükkanları, meydanı da kapsayacak bir alan Millet Bahçesi yapılması planlanıyordu. İçinde kafeteryası, 300 araçlık otoparkı, havuzları, yürüyüş yolları olan bir alan. Sonradan projede olmadığı iddia edilen cami de dahil yapılacak, bu alanlara oyun parkları ve dükkanlarda eklenecekti. Buradaki sıkıntı bakanlıklara ait arazilerin nasıl tek bir tehvid altında toplanacağı ve projeye dahil edileceğiydi. Millet Bahçesinin içindeki bakanlıklara ait arazilerle belediye arazileri takas edildi. Belediye arazileri alınanlara karşı çok fazlaydı. Kısacası kar mı zarar mı edildi bunu da hava tahmincimizden öğrenmeliyiz diye düşünüyorum.

Millet Bahçesi yapımı için öncelikli olarak Pazar yeri değiştirildi. Pazar yeri ve belediye dükkanları ve aynı zaman içinde de stat yıkıldı. Belediye dükkanlarında zarar gördüğü iddia edilenlere yeşil alan üzerine, yani halkın ortak malı olan park alanına geçici dükkanlar yapıldı ve kiracılar yerleştirildi. Alkol ruhsatı verilmemesi gereken bir dükkân yer değiştirmesine rağmen yeni dükkânlarda hem de Millet Bahçesine bitişik olmasına rağmen Mesut Üner tarafından alkol ruhsatı verildi. Ve yıkılması gereken ve halka tekrar park alanı olarak tahsis edilmesi gereken alan hala işyerleri tarafından işgal altında. Halkın hakkının yenmesi bu olsa gerek.

Millet Bahçesi yapılmadan proje aşamasındayken Mesut Üner çıkıp halka Millet Bahçesi yapımı esnasında belediyeden tek kuruş bile masraf çıkmayacağını, tüm masrafı TOKİ’nin yapacağını söylemişti. Ama gelin görün ki, söylediklerinin tamamen tersini yaptı. Pazar yerini değiştirdi. Pazar altyapısı için on milyonlarca lira belediye kasasından harcadı. Kiracılara Sanayi girişinde dükkanlar yaptı, bu masrafı bir müteahhit bedava yaptığı söylense de buraya da harcama yapıldı. Yetmedi Millet Bahçesi peyzajları, çiçekleri aklınıza ne gelirse her şeye milyonlar harcandı. Halk Eğitim Binası yıkıldı. Yetmedi 300 araçlık otopark yapılması gerekirken 200 araçlık yapıldı. Kısacası 100 araçlık bir kıyak müteahhide kar kaldı. Otopark her yağmur yağdığında su altında kaldı ve kalmaya da devam ediyor. Diğer yandan Millet Bahçesi içerisine yapılan dükkanlar ne zaman ihaleye çıktı ve kiracılarına kavuştu o da ayrı bir merak konusu.

Hizmetler dışında belediye müdürlüklerinde de değişimler oluyordu. İmar bölümünden sorumlu başkan yardımcılığına Gökçen Balcı, Basın ve halkla ilişkilerden park bahçelere, kültürden temizliğin başlarına yeni isimler getirildi. Özellikle Zabıta Müdürlüğüne Nizamettin Balaban getirildi. Gelmesinin ardından üzerine çok oyun oynandı desem yalan olmaz. Ancak o da diğerleri gibi sessiz kalıp zamanını bekledi ve gerekenlere kavuştu. Kaçaklar ve birçok konuyu da detaylarıyla gelecek dizilerde açıklayacağım. Özellikle İzzettin’deki arazisinin nasıl başına bela olduğu gibi.

Tüm bunlar yaşanırken ne olduysa birden tüm belediyedeki harcamaların tek bir kalem tarafından tutulmasına karar verildi. Satın Alma bölümü diye biliyorum.

Bu birim tüm müdürlüklerin kendi bünyelerinde yapacakları harcamaları engelliyor, sadece müdürlüklerin temin için istedikleri satın alma tarafından yapılacağı ve müdürlüğün oluruyla faturaların kabul göreceği ve ödeneceği açıklandı. Bu müdürlüğün kurulmasıyla birlikte tüm faturalar bir çatı altında toplanmaya başladı. Bir nevi yapılan harcamalar dışarıya sızması engellenmiş, halkın erişimi de böylece imkansızlaşmıştı. Satın alma her ihaleyi yapma hakkında sahipti. Doğrudan teminler yapılabilirdi. İktidarın verdiği güçle de denetimsizlikten doğan ortamda her faturayı sokmak ve ödemekte kolaydı. Yeter ki basına ve halka sızmasın. Satın alma kurulduktan sonra neredeyse seçilmişlerin yakınları belediyeye çullanmaya başladı. Hayatı boyunca bir grayder görmemiş adam şirket kurup yol yapıyor, kimisi toprağı ölçüyor, kimisi pirinç satıyor, kimisi elma, kimisi de helva. Yüz milyonlar şapır şapır akıyordu. Çullananlar sıfır arabalar alıyor yetmiyor plakalarını eşi ve kendi isimlerinin baş harfleriyle taçlandırıyorlardı. Satın alım hakkında bir sıkıntı olsa ilgilenen baş kişi ise başkanın yanındaki özel kalem müdürü Tayfun Durmuş’tu. Kısacası verilen her karar müdürlüğün başındaki bürokrat tarafından değil Tayfun Durmuş aracılığı ile Mesut Üner’di. Mesut Üner olmasa damadı mavi halılar, çiğ köfte partileri ve hala olup olmadığı arafta olan hizmetlerin karşılığı olan yüz milyonlarca liralık faturayı nasıl muhasebeye sokabilirdi?

Millet Bahçesi yapım aşaması veya daha sonra da olabilir belediyeye ait olan ÇATBEL’e ağırlık verilmeye başlandı. İmza yetkisi olan Halit Aksoy nasıl yönetimden alındıysa şirketten yüz milyonlar birilerine gitmeye başladı. Ne satıldı, ne kiraya verildi, kim ne kadar aldı halen açıklanmıyor. Yeni yönetim de sus pus olmuş durumda. Halkın yüz milyonları nereye gittiği belli değil desek yalan olmaz.

Tüm bu zaman dilimi içerisinde veya sonrası olabilir Süheyla Topçu muhasebeden sorumlu meclis üyesi oluverdi. Kendisine oda da tahsil edildi. Her ödeme ona sorulmadan yapılmıyordu. Kime isterse ona para yolluyordu. Para yolladığı faturalar içinde kendi çocuğunun şirketlerinin de olduğu iddia edilirken konuyla bu zamana kadar bir açıklamada bulunamadı. Varsa yoksa ödeme yapılan birkaç şirket bulunuyordu. Ve bu şirketler seçilmişlere yakın kişiler veya geçmişte iş yapan tedarikçilerden oluşmaktaydı.

ÇATBEL gizlilik konusunda ve dışarıya bilgi sızmaması konusunda müthiş bir yerdi. Sıcak paranın darphanede para toplandığı gibi bir yerdi. Bu paralarla neler mi yapıldı?

Devamı 6. Bölümde…

34 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2020 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle