!DOCTYPE html PUBLIC "-//W3C//DTD XHTML 1.0 Transitional//EN" "http://www.w3.org/TR/xhtml1/DTD/xhtml1-transitional.dtd"> SON 7 YILDA NELER OLDU? 6. BÖLÜM - Haber Marmara Gazetesi
Hoşgeldiniz  

SON 7 YILDA NELER OLDU? 6. BÖLÜM

Ali Girgin | 29 Haziran 2026 | Köşe Yazıları, Tüm Manşetler


facebooktwitter
Ali Girgin
aligirgin1975@hotmail.com

Bir önceki dizide belediyenin şirketinden bahsetmiştim. Bu şirket çok önemliydi. Çünkü kimseye hesap vermek gibi bir dert yok ve üstüne üstlük kapalı bir kutuydu. Herhangi bir alım, satış, faturalar, şirketler, tedarikçiler belediye meclisinde tartışılmıyordu. Kısacası yöneticilerin insafına kalmıştı.

Bu şirket her türlü alım yapıyordu. Futbol topundan spor giysilerine, pirinçten bulgura, tavuktan peçeteye kadar sayılamayacak kadar ürün alınıyordu. Çünkü sosyal tesisler ve özellikle Millet Bahçesi kafeteryası şirkete bağlıydı. Çalıştırılan personel sayısı da belli değildi. Şirket yöneticileri ne kadar huzur hakkı veya maaş alıyor, seçilmişlerin çocukları veya yeğenleri bu şirketle çalışılıyor mu hiç kimse bilmiyordu.

Başkan koordinatörü Halit Aksoy belli bir zaman sonra şirket yöneticiliğinden ayrılmasından sonra şirket tamamen kapalı bir kutu haline geldi. Dedim ya gıdadan anlamayan adamlar kurdukları şirketlerle et, bakliyat, spor malzemeleri, matbaa ve sayılamayacak kadar ürünü şirkete satmaya başladılar. İmza yetkisi iki kişideydi ve bu iki yönetici her dosyaya imza atmaktan çekinmiyorlardı. Sonuçta kağıt üzerinde herşey normaldi. Ama gelin görün ki, izlenmesi ve arkası araştırılamayacak bir çok konu hala şaibeli durumda. Bunu da en iyi halka anlatan Çatalca Belediye Başkan Yardımcısı Burak Tan mecliste yaptığı konuşmalarla değinmişti.

Yanlış hatırlamıyorsam köy tüzel kişiliğindeyken mahalle konumuna geçen yerlerdeki taşınmazlar, araziler, araçlar ve birçok şey belediye bünyesine geçmişti. Bunlar bir meclis kararı ile ne hikmetse büyük bir bölümü şirketin bünyesine geçirildi. Ve kapalı kutu olan şirkette devir olan bu mülklerin akıbeti ne yazık ki yıllarca belli olmadı. Mesela ne kadar arazi satıldı? Ne kadar mülk kimlere kiraya verildi? Hiç biri açıklanmıyordu. Hem de şeffaflıktan bahseden kişiler tarafından.

Özellikle küçük çapta arazilerin belirli kişiler tarafından yanlarındaki arazileri aldıktan sonra belediye arazileri ile birleştirerek arazilerini büyütmeleri ve yapı yapacak alan büyüklüğüne getirerek bu alana yapı yapmaları iddiaları ortada kol gezerken ne yazık ki yine yöneticilerden ses seda çıkmadı. Neden çıksın ki? Küçük bir alanı milyonlara istediğinize satıp hemen gelen parayı istediğiniz dosyaya yatırmak varken şeffaflığa ne gerek vardı?

Şirkete ne geldiği ne gittiği belli değildi desek yalan olmaz. Erhan Güzel seçimle iş başına gelmesiyle birlikte mazbatasını alana kadar nasıl depoların yağmalandığını ve şirkete ait depolarda kamera sisteminin olmadığını da eklersek nasıl bir soru yağmuruna beyninizin uğradığını bir düşünün. Kamera olmayan bir ortamda şirkete kesilen faturaların karşılığı olan malların gerçek olarak belediye tarafından alınıp alınmadığını nasıl ispatlayabilirsiniz ki? İspatlayamazsınız. Dosya üzerindeki hizmet alımlarındaki teslim alındı imzalarını atanlara inanmaktan başka çareniz kalmamıştır artık.

Mesela kandilde 5 bin lokma dağıtıldığı söylenirken aslında 5 bin satıldığını nasıl anlayabiliriz? Tabi ki kamera önünde yapılan sayım veya görüntülerden. Yoksa dağıtanların vicdanıyla veya faturayı kesen tedarikçinin vicdanına kalırız. Ama burada vicdan mı? Hak getire.

Mesela şirketin alt yapı, üst yapı, tadilat vb. işler yapıp yapmadığını halen halkımız bilmiyor. Çünkü en çok akçeli işler buralarda dönüyor. Eğer olduysa bu işlerde çocuklar yine iş başında mıydı? Mesela atıl haldeki bir kepçe çalışır vaziyette gösterilip bu araç üzerinden fatura kesiliyor muydu? Hepsi muamma.

İşin ilginç yanı Erhan Güzel’in de bu konular hakkında tek kelime etmemesi. İlk meclis toplantısında Belediye Başkan Yardımcısı Burak Tan bazı şeylere değinmişti ama gelin görün ki, Erhan Güzel konuşmasını engelledi. Kısacası geçmiş geçmiştir. Kapatalım havasıyla ilerlemeyi uygun görmüştü. Sanki Mesut Üner ile birlikte oturup sulh yapmışlardı. Birbirlerine dokunmamak adına. Açıklarını birbirlerine koz olarak kullanmamak adına. Buradaki amaç nedir bilinmez ama Erhan Güzel halka verdiği sözleri daha geldiği ilk ay yutup halka tamamen bir üzüntü bırakmıştır. Eğer Mesut Üner gibi bir yönetim sergileyecek, geçmiş dönemden hesap sormayacaksan, halka bir beş yılda nelerin olduğunu tek tek açıklamayacaksan neden sana oy vermişlerdi? Üner ile kol kola yürüyeceksen neden sana bu millet oy vermişti? İmamoğlu mu Üner ile çarpışmasını istememişti?

Hatırlarsanız Mesut Üner ilk seçildiğinde Cem Kara’nın mezarı başında gizli bir şekilde kimsenin haberi olmadan Ekrem İmamoğlu ile buluşmuşlar ve gelenler olana kadar yarım saat tek başlarına görüşme yapmışlardı. Bu iki ismi birleştiren ise dönemin ilçe başkanı Halil Gök olmuştu. Zamanında bu görüşme ile ilgili soru sorduğumda kimse yanıt vermemişti. Ha unutmadan hatırlatmak isterim ki, Ekrem İmamoğlu ile Mesut Üner Kıbrıs’ta aynı üniversitede farklı sınıflarda okumuşlardır. Bu üniversite ile ilgili Gazeteci Yazar Ergün Poyraz’ın öyle belgeli iddiaları var ki, yenilir yutulur cinsten de değil. Bu iddiaları da ilerideki yazılarımda açıklayacağım. Yani İmamoğlu ile diplomayı aynı üniversiteden aldılar ise diplomaların denkliği eşit değil midir? Eğer devlet İmamoğlu’nun diplomasını kabul etmiyor ise Üner’in de partisi tarafından kabul edilmemesi gerekir değil mi?

Seçime Ak Parti tek başına girmemişti. İttifak yaptığı MHP sayesinde seçimi kazanmıştı. MHP’nin iki de meclis üyesi bulunmaktaydı. Peki, seçildikten sonra Mesut Üner MHP’ye karşı nasıl davranmıştı? Gerekenleri yapmak yerine aleni bir tavır almayı mı uygun görmüştü?

Devamı 7. Yazı dizimde…

15 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2020 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle