!DOCTYPE html PUBLIC "-//W3C//DTD XHTML 1.0 Transitional//EN" "http://www.w3.org/TR/xhtml1/DTD/xhtml1-transitional.dtd"> SON 7 YILDA NELER OLDU? 8. BÖLÜM - Haber Marmara Gazetesi
Hoşgeldiniz  

SON 7 YILDA NELER OLDU? 8. BÖLÜM

Ali Girgin | 29 Haziran 2026 | Genel, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler


facebooktwitter
Ali Girgin
aligirgin1975@hotmail.com

Millet Bahçesi yapımı başlamasıyla birlikte Çatalca’da neredeyse her yer karmakarışık olmuştu. Yollar kapanmış ilçe şantiye haline gelmişti. Pazar yeri değişmiş, halk bu değişimden bir hayli tepkiliydi. Ve halen de tepkili. Düşünsenize hafriyat dolgu toprağı üzerine, üstüne üstlük bir de dere yatağının bitişiğindeki bir alanda yapılan, asfaltla döşenen araziye Pazar yerini kurmak. Akıl işi değildi. Pazarın bir de büyültülmesi, ardından Pazar tahtalarının fazlalaştırılması ve bunda birilerinin rant sağladığının da dedikodularının ortaya çıkmasıyla halkın tepkisi bir kez daha arttı.

Pazar yerinin üstünün kapanması için pazarcılardan tahta başına para toplanması, pazarın alt yapısının yapılması için belediye kasasından milyonların harcanması, üstüne üstlük toplanan paraların yetmemesinden kaynaklı Pazar yerinin tamamının kapatılamaması halk ve pazarcıların hiç hoşuna gitmedi. Ve halen de gitmiyor.

Çatalca’da okul eksikliğinin ve özellikle ilkokulun azlığından kaynaklanan sorunun üstesinden gelecek bir alan olan bu araziye ne yazık ki, ilk, orta, lise, kreş yapılması gerekirken Millet Behçesi yapılması uygun görüldü. Millet Bahçesi’nin projesinde var mıydı yok muydu bilinmez ama okul yerine bir cami yapılması da işin diğer ilginç yanıydı. Millet Bahçesi yapıldı. Peyzajında belediye o kadar masraf yaptı ki, pahalı denilen çiçekler, ağaçlar hiç düşünülmeden ekiliyor, olmadı sökülüyor ve tekrar ekiliyordu. Balıkesir ile ünlenen Park Bahçeler müdüre hanımı kaynakları boşa harcamaktan çekinmiyordu. Aslında Mesut Üner ne demişti? Millet Bahçesine belediyenin kasasından bir kuruş bile harcanmayacak” demişti. Millet Bahçesinin bitimine kaç yüz milyon harcandı o da merak konusu.

Mesut Üner yeşil alanları yaratmada usta olduğunu dile getiriyordu. Millet Bahçesinin yapımıyla ilçeye yeşil alan kazandırıldığını dile getiriyordu. Bu sözleri söylerken ilçenin tarım arazileri mantar gibi türeyen kaçak yapılarla yok oluyor, bu araziler içinde birileri numarataj altında yüz milyonlarca lira rant sağlıyordu. Hele iki gazeteci var ki bu numaratajlardan yüz milyonları vurduğu iddia ediliyordu. Ama gelin görün ki bu kişiler hakkında hiçbir denetleme veya araştırma yapılmadı. Ama adalet geç gelir ama gelir sözünü unutmamak gerek. MASAK bir gün o yüz milyonların hesabını sormasını da bilir.

Yeşil alan dedik ya. Belediyenin Atatürk parkı içinde bulunan bir bankanın binası imar barışından faydalanamadığından dolayı yıkılması gerekiyordu. Yıkılmasının ardından da bu alan yeşil alan olarak kalması gerekiyordu. Mesut Üner bu bankanın binasını belediye olarak satın aldı. Şaka gibi değil mi? Yanlış hatırlamıyor isem kredi çekilerek alınmıştı. Alınmasının ardından da bu bina ek hizmet binası olarak tadilatı yapılıp kullanılmaya başlandı. Vejdi isimli bir kişi bu binada duruyordu. Ne iş yaptığını da harita mühendisleri çok iyi biliyordur. Yorumların ise onlar tarafından yapılmasını bekliyorum. Özellikle Kaleiçi, Boğaziçi ve Muratbey rezerve planları hakkında.

Bankanın alınması yetmemiş gibi Atatürk Parkı içine bir de Kaleiçi Muhtarlık binası da yapıldı. Yeşil alan daha küçültüldü. Yetmedi Dilek Düğün Salonu binasının yıkıldığı alana da kültür merkezi adı altında bina yapıldı. Ama yarım kaldı. Mesut Üner müteahhide parasını peşin verdiğini söylediği halde. Şimdi binanın iç dekorasyonunun yapılması için Büyükşehir Belediyesine tadilat karşılığı iki katı hibe olarak Erhan Güzel yönetimi verdi. Kültür Merkezinin ismi Atatürk Kültür Merkezi iken Gençlik Merkezi olarak değiştirilerek. Atatürk ismi demek ki Güzel ve ekibini rahatsız etmişti.

Atatürk ismi demişken hemen aklıma gelen bir anımı da anlatmak isterim. Bir süre Mesut Üner ve zamanın kaymakamı Erdoğan Turan Ermiş’in resmi günlerde verdikleri kutlama mesajlarında Atatürk ismini geçmediklerini ve devamlı olarak Mustafa Kemal ismini geçtiğini fark etmiştim. Ve haliyle de siz hangi Mustafa Kemal’i anıyorsunuz? Kurucu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü mü, yoksa herhangi bir Mustafa Kemal’i mi diye sormuştum. O sorumdan sonra kutlama mesajlarında Atatürk soyadını hiç sektirmeden kullanmaya başladılar.

Bir diğer anım ise Mesut Üner’in resmi bayramlarda Atatürk Anıtı’nın önünde çelenk koyarken rengarenk giyindiğini, protokole uymadığını, görüntü ve önderimize karşı saygısızca giyindiğini görmeye başladım. Bununla da ilgili olarak derhal tavrını değiştirmesini kendisinden kamuoyu nezdinde istemiştim. Çünkü yaptıkları hata birle sınırlı değildi. Ankara’ya Anıtkabir’e de gittiklerinde kendisinin ve yanındakilerin sanki kahvehaneye veya tatile gider gibi gittiklerini unutmamıştık. Eşofmanla bile gidenler olmuştu. Gelin görün ki, partilerinin veya kaymakamın bir programında lacivert veya siyah takım elbiselerini giymeye imtina edenler Ata’nın karşısında sorumsuzdular. Aynı eski kaymakam ve fetöden ihraç edilen Nevzat Taşdan gibi. Fetöden ağır cezada yargılanan Taşdan cezalandırılırken ne yazık ki, zamanında yanında bulunan ekibi ve siyasi kuyrukları ceza almadılar. Halen de siyasetteler ve halka hizmet ettiklerini savunuyorlar. Hatta halkın verdiği vergilerle de geçimlerini sağlıyorlar. Konu Nevzat Taşdan’ın resmi törenlerde Ata’nın karşısına mekap türü bez ayakkabıları çıkmasıydı. Haliyle bu tekrar etmeye başlayınca kendisine kamuoyunda açık çağrı yapmıştım. Eğer önümüzdeki bir törende Ata’nın karşısına mekap ayakkabı ile çıkar ise ayakkabıcıdan aldığım makosen deri ayakkabıyı protokolün önünde kendisine vereceğimi ifade etmiştim. O günden sonra Taşdan hiçbir törende mekap ayakkabı giymemişti. Olan bana olmuş boşu boşuna ayakkabı parası vermiştim.

Yeşil alanlardan bahsediyorduk. Devam edelim isterseniz. Mesut Üner sırf eski belediye başkanları İsmail İp ve Cem Kara’nın yandaşlarını kendisine çevirmek adına her ikisine de yaşam vadisi ve park yaptı. Cem Kara Yaşam Vadisi dere yatağında bulunuyordu. Cem Kara zamanında hafriyat topraklarıyla doldurulmuş, hatta büyük bir yağmurda yapılan yaşam alanının istinat duvarlarının bir bölümü çökmüştü. Mesut Üner bu alanı biraz daha güzelleştirdi. Ve ismini Cem Kara Yaşam Vadisi olarak koydu. Açılışını da 12 Eylül’de yaptı. 11 Eylül değil, 13 Eylül değil 12 Eylül’de yapmayı uygun gördü. 15 Temmuz kalkışmadan bir ay önce fol yok, yumurta yokken, olması imkansızken, “ Ben Milli Eğitim Bakanı olacağım” diyen kişinin ismini yani Cem Kara’nın ismini özellikle mi 12 Eylül’de açılışını yaparak vermişti? Çünkü 12 Eylül Fetö ve fetöcüler kuruluş günü olarak adlandırmaktadır. Neden 12 Eylül sorusunun cevabını da siz değerli okurlarıma bırakıyorum. İşin ilginç yanı babam Nurettin Girgin’de 12 Eylül’de hiçbir sıkıntısı ve sorunu yokken bir anda vefat etmişti. Halen olayın şoku üzerimizde desem yalan olmaz. Bir de gazetemizde köşe yazarlığı yapan Yakup Gür’ün ölümü var ki, tam bir arap saçı desek yalan olmaz. Belediyede fenalaşan ve akşamı ölen gazeteci. Belediyeyi tefitş Kurulu başkanlığına şikayet eden ve 45 kişinin yargılanmasını sağlayan ancak ölümüyle konunun askıya alınmasına neden olan kişi Yakup Gür. İşin ilginç yanı kurula sunduğu şikayet dilekçesinde şahit olmam ve kendisine bir şey olursa benden konularla ilgili faydalanılabilir ekini eklemesine rağmen konu rafa kaldırıldı desek yalan olmaz. Ama gelin görün ki, Yakup Gür’ün ölümüyle sevinenlere baktığımızda neden sevindiklerini de hesaba katarak yorum yapmakta gerekiyor. Aynı avcılık yapan abimizin başına gelenler gibi. Bu konuyu ve şahsımın kalp krizlerini de detaylı olarak yazı dizimin sonunda ihtimaller, olasılıkları sizlerle paylaşacağım.

Devamı yazı dizisi 9. Bölümde…

10 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2020 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle