Hoşgeldiniz  

YENİGÜN BAYRAMI KUT ALSIN

admin | 22 Mart 2021 | Genel A- A+

Türklerde, Türkçe ‘yeni’ ve ‘gün’ sözcüklerinin birleşiminden adını alan Yenigün Bayramı ‘dört milli’ (Kızıl Güneş Bayramı, Koç Katımı Bayramı, Yeniden Doğuş (Nartugan) Bayramı) bayramımızdan ilkidir. Yenigün Bayramı, haziran ayında Kızıl Güneş Bayramı, eylül ayında Koç Katımı Bayramı ve aralık ayında Yeniden Doğuş (Nartugan)  Bayramları  tabiat döngüsüyle canlıların etkileşimini esas alan bayramlar Türklerin tabiatı kutsal saymasından dolayı millileştirdikleri bayramlarıdır.

Türkler birbirlerinden kopuk yaşamış olsa da başka devlet ve milletlerin egemenliği altında kalsa da bu bayramları bir şekilde sürdürmeye gayret etmiş ve özgürlüklerini elde ettikçe de bütün Türkler aynı zamanda bu bayramları kutlayarak birbirlerine güven, moral vermeye devam etmişlerdir.

Bunun en büyük nedeni Ergenekon adlı bir destanın ortak paydası olarak her biri bilinç altına işlenmiş kutsal DNA’ya sahip oluş vardır.

Bu nedenle:

1)-Türklerin Ergenekon ‘dan çıkış günü 21 Mart gününe rastlamakta olup, Türk boylan bugünü “kurtuluş bayramı” olarak kutlamaktadır.

2)- On iki hayvanlı eski Türk takviminde, gece ile gündüzün eşit olduğu 21 Mart günü “yılbaşı” olarak kabul edilmekte, bugünde yeni yıl kutlamaları yapılmaktaydı.

3)- Kış mevsiminin sona erip baharın başladığı, tabiatın canlandığı/ dirildiği 21 Mart’ta, Türkler kışlaklardan yaylaklara göçmeye başlamakta ve bugünü “Bahar Bayramı” olarak kutlanmaktaydı.

Doğan, zaman ve mekâna göre gelişen, gelişirken bazı değişikliklere uğrayan diğer kültür unsurları gibi Yenigün Bayramı etrafında şekillenen kültür unsurları da doğar, gelişir ve bazı değişikliklere uğrar.

Bu bayramlar genel olarak bütün Türkistan coğrafyasında yaşandığı için Türkistan coğrafyasına komşuluk yapanlar, daha sonra Türkistan’a çökenler bu kültürü kendilerine mal etmekten kaçınmamışlardır.

Türklerin Milli Bayramı Yenigün 9 Mart başlıklı 5 Mart 1330 – 18 Mart 1914 Tanin Gazetesi’nde Ömer SEYFETTİN* ne diyor:

‘’Her milletin hatırası kendi tarihine, kendi eski an’anelerine dokunan millî bayramları vardır. Biz Türkler milliyetimize ait ne varsa kalbimizde bir acı duymadan unuttukça millî bayramımızı da muhafaza edememişiz. Türkle­rin millî bayramını Acemler benimsemişler ve “Yenigün” tâbirini “Nevrûz”a çevirmişler. Bu nasıl olmuş? Karilerime uzun ve sıkıcı tafsilât vermekten vazgeçerek Necip Asım Beyin tarihi­ni açmayacağım. Yalnız “Küçük Türk Tarihi”nden birkaç sahife…’’

Özellikle Farslıların, Afganistanlıların, Pakistanlıların ve Hindistanlıların başta olmak üzere genel Asya coğrafyasında bu bayramlardan haberi olmayan, bu bayramları kendine mal etmeye kalkmayan hiçbir topluluk yok gibidir. Ancak kaynaklarını ortaya koymaya kalksalar en eskisi Firdevs’i (940-1020)’nin Şehnamesini ortaya koyabilmektedirler. Firdevs’i İran coğrafyasında yaşamış olmasına rağmen İran coğrafyasında o çağlarda Samaniler ve Gazneliler devletleri vardı. Samaniler Farsların ataları olarak kabul edilmekle birlikte Firdevs’i yazdığı Şehname isimli eserini Gaznelilere hediye etmiştir. Gazneli Mahmut ile yakın dostluk içindeydi. Gazneliler bilindiği gibi bir Türk Devleti’dir. Ancak her iki devlette Farsça konuşmaktadır. Dolayısıyla Firdevs’inin Türk dışı birisi olacağı ihtimali zayıf ihtimaldir.

Bunun dışında Türk dışı unsurlar hiçbir eserlerinde bu bayramlarla alakalı bir eser ortaya koyamazken; Kaşgarlı Mahmut’un yazdığı Divan-ü Lügati-t Türk, Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig ayrı ayrı bu bayramlarımızdan bahseder. Ayrıca Yenigün’ ü Türklerin Milattan yüzlerce yıl önce kutladıkları Çin kaynaklarında da yazılıdır.

Güneş 21 Mart’a kadar güney yarımküreye daha çok ışık ve ısı verirken, bu tarihten itibaren kuzey yarımküreye daha çok ısı vermeye başlar. Bu nedenle kuzey yarımkürede ısının artmasıyla tabiatta yeniden canlanma yaşanmaya başlar. Toprağın ekilmesi, suların toprağın altını ıslatarak ürünün çimlenmesini sağladığı bu dönem her yönüyle canlılarda bir sevinç işareti, bir geleceğe olan güven işareti olarak algılanır.

Türk Dünyasında birçok ismi olan Yenigün Bayramı’nın Türklerce yerel lehçeleri bir kenara bırakıp hepimiz için tek anlam ifade eden Yenigün ismini Milli Bayram olarak kutlamamız hem dilimizi hem kültürümü korumamız ve geliştirmemiz adına son derece önemlidir. Buna rağmen yerel adları bir kenara koyarak unutmamalıyız, onları da hepimiz ayrıca detaylıca bilerek dilimizin ve kültürümüzün zenginliğini sürekli geliştirmeliyiz. Bu manada bu isimlerden elde edebildiklerimizi alfabetik olarak sunalım:

Baba Marta”, “Bahar Bayramı”, “Baş-ay”, “Baş bahar’, “Bozkurt”. “Cılgayak/Yılbaşı”, “Çağan”, “Diriliş”, “Ergenekon”, “Erkin kün/ Kurtuluş günü”, “Gündönümü”, “İlkyaz Bayramı Kurtuluş”, “Mart dokuzu”, “Mereke”,” Mesir Bayramı”, “Meyram”, “/ Noy-nuz”, “Sultan / Sultan Mevriz/ “Teze il/ yeni yıl”, “Ulustın ulu küni/Ulus küni”, “Uyanış”, “Yaz-başı Bayramı”, “Yengikün”, “Yeniden doğuş”, “Yenigün”, “Yeni hayat”. “Yeni yıl”, “Yılbaşı”, “Yörük Bayramı”,vs.

Yenigün Bayramı, Türk boylarının büyük bölümünde ve akraba topluluklarda değişik adlarla da olsa kutlanan/bilinen, ortak bir kültür zenginliğimizdir.

Çin kaynaklarında belirtildiğine göre; Hun Türkleri, 21 Mart’ta türlü yemekler hazırlayarak kıra çıkar, kırlarda şenlikler düzenlermiş. Zaten Yenigün ile ilgili inanışlardan bazıları ‘ateş ve su kültüne’ dayanmaktadır. “Ergenekon ateşi” yakılarak üzerinden atlanır. Aynı gün sabahın erken vakitlerinde ‘suyun üzerinden atlama geleneği’ de vardır. Çünkü Türk kültüründe “ateş”, arıtma/ temizleme, aydınlatma, bolluk-bereket simgesi olarak kabul edilir. “Su” da arıtma/ temizlik, bolluk-bereket, canlılık/ dirilik sembolüdür.

33 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle