Hoşgeldiniz  

US (AKIL)

Mehmet Zehir | 02 Nisan 2021 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

İnsan varlığının oluşumunda bütün değerler önemlidir, ancak bu önemliliği, önemli hale getiren sanırız ki insanların us taşımasıdır. Us insanın karşılaştırma, analiz yapmasını sağlıyor. Us mantığı harekete geçiriyor, us bilgi üretmeye olanak sağlıyor ve bilgileri sistemli olarak depoluyor. 

Konu felsefenin ana konusu haline gelmiş ve bu konuda Orhan HANCERLİOĞLU’nun Remzi Kitabevi’nden çıkmış olan Felsefe Sözlüğü terimler üzerinden konuyu en sade olarak anlayabileceğimiz şekilde ele almıştır.

Okuyalım:

‘’Düşünme yetisi’ demişler…

Us insanın eylemsel çabasıyla oluşmuş bir güçtür.

Ağaçlara tırmanabilmek için ön ayaklarını arka ayaklarından başka türlü kullanmasını beceren III. Zaman maymunu, insanlaşma yolunda eylem-selliğin alanına girmiş bulunuyordu. Ön ayakların ayaklıktan büsbütün kurtularak elleşmesi ve yavaş yavaş birçok işler yapabilecek duruma gelmesi organik yapının bütününü etkilemiş, yararlandırmış ve geliştirmiştir. Ayaklıktan kurtulup eylemde bulunabilmek için serbest kalan el, emeğin ortaya koyduğu bir üründür ve karşılıklı etkiyle emeği geliştirerek iş birliğini ve sonunda toplumsallığı sağlamıştır. El-emek diyalektiği, iş birliğini doğurarak insanları birbirlerine anlatmaları gereken bir şeyleri olmak durumuna getirmiş ve dili ortaya koymuştur. Yüzbinlerce yıl süren bu oluşma içinde, el- emek-dil- diyalektiği bir hayvan beyninden bir insan usunu meydana çıkarmıştır.

USAAYKIRILIK

İnsanın bilme gücünü yadsıyan öğretilerin niteliği… Sıfat olarak usaaykırılığı dile getiren irrasyonalizm, isim olarak us dışı verileri usun yerine koymaya çalışan usa aykırıcılık dile getirir. Usun yerine sezgiyi koymaya çalışan Bergsonculuk, usun yerine varolmayı koymaya çalışan varoluşculuk, usaaykırıcılığın çağdaş örnekleridir.

Metafizik ve idealist felsefe usaaykırılıklar ve usaaykırıcılıklarla doludur. Usun yerine inanı koyan bütün dinci öğretiler, iradeyi koyan Schopenhauer ve Nietzsche, örneğin İngiliz tarihçi A.Toynbee’nin tarih olaylarının esrarlı bir güç tarafından belirlendiği ve yönetildiği yolundaki savı usaaykırıcılıktır.

USÇULUK

İnana karşı usu çıkarak ve her türlü doğaüstü verileri tanımayan öğretilerin genel adı… Usçuluk gerçek anlamıyla, usa dayanan ve us dışı olan her şeye karşı koyan öğretilerin genel adıdır. Ne var ki Felsefe tarihinde usçuluk, us kavramı gibi çeşitli yönlere çekilmiş ve ters anlamlarda da kullanılmıştır. Usçuluk, metafizik anlayışı uygun olarak görgücülük karşıtı olarak kullanılmış ve bütün insanlarda doğuştan, değişmez bir us bulunduğunu; bu usun özsel, tümel, zorunlu, deneydışı, gerçeklik taşıdığını ileri süren öğretilere usçu adı verilmiştir. Bilgi kuramında, usla eylemin, kuramla kılgının, diyalektik bağlılığını, göstererek usçuluğu aşmış bulunan eğitişimsel özdekcilik dışında genellikle, bilgilerimizin kaynağı üstünde ileri sürdükleri tezlere göre felsefe öğretileri dört bölümde toplanır:

1-Bilgilerimizin ustan geldiğini ileri süren bütün öğretiler usçuluk,

2-Bilgilerimizin duygularımızla geldiğini ileri süren bütün öğretiler duyumculuk,

3-Bilgilerimizin doğuştan geldiğini, doğduğumuz anda bütün bilgilerin bizde mevcut bulunduğunu ileri süren bütün öğretiler doğuştancılık,

4-Bilgilerimizin sezgimizle elde edildiğini ileri süren bütün öğretiler sezgicilik adı altında toplanırlar. Oysa doğuştancılar da usçudurlar, çünkü bilgilerimizin doğduğumuz anda usumuzda mevcut bulunduğunu savunurlar.

USDIŞI

Usça saçma sayılan… Usaaykırı  ve usalmaz da denir. Usa ters düşeni, usla kavratılamayanı, bilinemeyeni, hesaplanamayanı, mantıksız ve anlamsızı, sebepsiz ve rastlantısal olanı dile getirir. Bilgileri sürecinde usu yadsıyan öğretileri nitelemek için kullanılır. Tam anlamlarında ussal deyiminin karşıtıdır. Metafizik dilde insan usunu aşan anlamında da kullanılıyor, metafizik ve idealizm tümüyle usa aykırı olduğundan özellikle bu anlama sığınır.

USLAMLAMA

Ussal yargıların mantıksal dizimi… mantıkla belli birtakım önermelerde sonuç çıkarmaya uslamlama denir. Aristotales’in tasım öğretisi böylesine bir uslamlamadır. Uslamlama, tümdengelim ve tümevarım yöntemiyle yapılır. Uslamlamak, ussal bir işlemdir. Bu yüzden us, uslamlama yetisi olarakta tanımlanmıştır.’’

Öncelikle gelişmiş eğitimlerde sözlük okumak, ansiklopedi okumak ve okunarak öğrenilen sözcüklerle ve kavramlarla tümceler kurmak, kişinin kendisini geliştirmek için önemsenmektedir. Bu manada gelişmiş ülkelerin insan tipleri de bu gelişmişlikten kurumsal olarak destek almakta, kendilerini hem bireysel olarak hem kurumsal olarak disiplin altına almaktadırlar. Böylelikle toplumsal düşünce, toplumsal üretimi sağlarken; kötü düşünceler gerek bireyde ve gerekse toplumda karşılık bulamadığı için kendiliğinden yok olmaktadır. Bu manada gelişmiş toplumlar kendi gelişmelerine paralel gelişimlerin sağlanmasında ketum davranarak kendileri dışındaki toplumların gelişmesini istemediklerini söyleyebiliriz. Zira bilgi öne çıkmak için en önemli silah ise; ondan daha önemli olanı ise bilgiyi kullanmaktır. Bu manada bilgi ve bilgiyi kullanmanın felsefesine sahip olmayanlar gerek bireysel olarak gerekse toplumsal olarak gelişme gösterememektedirler. Bu mana da eğitimde ileri gitmiş ülkelere baktığımızda hem bireysel olarak hem de toplumsal olduklarına tanık oluyoruz. Bu sadece eğitimde gelişmiş ülkelere özgü olmadığına göre sorun ya bu sistemi elde etmekten alıkoyulmuşuz ya da eğitim sistemimizi başkalarının yönettiğini söylememiz mümkün olacaktır. Söz dolaşıp bir noktaya geldiğinde Türkler ortalama 300-500 sözcükle günlük konuşabildiklerini ama gelişmiş ülkeler kitap okudukları için 300-500 sözcük yerine en az 7.000-8.000 sözcükle günlük konuşabildiklerini bu durumda elbette ki o toplum ileri gidecektir diye söylenir. Aslında burada bir şey saklanıyor bir algı aynı zamanda yapılıyor. Bu algı şudur: Kitap okumanın sözcük anlama, öğrenme sayısını arttıracağı ifade edilmeye çalışılıyor. Acaba öyle midir? Elbette ki değildir. Çünkü herhangi bir metni kişi okuma akıcılığı içinde okuyamazsa, zaten okumayı bırakır. Çünkü insan bu tür sıkıcı davranışı sürekli olarak yapmaktan hiçbir şekilde haz almaz. O halde ne yapılmalıdır? Sözlük okumak, ansiklopedi okumak, terimleri ve kavramları olabildiğince öğrenmek ve yeri geldiği zaman okurken konuyu daha iyi anlayabilmek, kişinin akıcı okumasını ve hatta konuşmasını sağlayacaktır. Böylelikle kişi her geçen gün daha fazla sözcük ve kavramla konuşabilecektir.

Türklerin hiçbir ideolojiye, doktrine, tabuya, dogmaya, kalıba, donmaya… Değer vermediğini düşündüğümüzde Türkler bu alanı us ve usun türevleri ile aştıklarını görebiliyoruz. Bu mana da en önemli veri kaynaklarımız atasözlerimiz, dilden dile dolaşan destanlarımız, her biri bizi bizden alıp götüren türkülerimiz örnek verilebilir.

Bunun dışında bizden önceki büyüklerimizi televizyonda veya radyoda konuşurken dinlediğimizde onların bizden daha fazla sözcük ve kavram kullandıklarını, tümce yapılarının kurallı olduğunu, sesin vurgunun adeta bir müzik eğitiminden geçen insanların dışavurumları gibi görmemizin ardındaki gerçek onların dilimize önem verip, gereğini yapmak için fırsat buldukça başta sözcük ve kavram öğrenmek için sözlük kullandıklarını zaman sonra ansiklopedi furyası dönemi başlamadan önce de  nitelikli ansiklopedileri bilgi edinmek için elde etmeye çabaladıklarını görüyoruz.

Özetlersek günümüz insanının birçok alanda yetersizliğinin ardında sözcük ve kavram bilgisi ve bunların türevleriyle ilişkilerinin son derece zayıf olması nedeniyle sürekli algı altında bir alıcı olarak durduklarını söyleyebiliriz.

Orhan GİRİTLİOĞLU’nun Felsefe sözlüğünden seçtiğimiz Us başlığı, konuyu detaylı olarak anlamamızı sağlamıştır. Peki bizler hangi bir konuda bir terim veya kavramı bu şekilde öğrenebiliyor muyuz? Elbette ki hayır. Bu şekilde öğrenenler ile bu şekilde öğrenmeyenler arasında elbette büyük düşünce farklılıkları olacaktır.

16 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle