Hoşgeldiniz  

TÜRKLERDE BİN YILLIK OKUMA KORKUSU VE KÖY ENSTİTÜLERİNDE OKUNAN SAKINCALI KİTAP: ANGEL DAYI*

Hasan Güleryüz | 06 Mayıs 2021 | Köşe Yazıları


Hasan Güleryüz
guleryuz.hasan@gmail.com

Kırk altılarda başlayan Köy Enstitüsü soruşturmalarında “Suç Göstergesiydi” Angel Dayı**. Eğitim sisteminin eli, kolu ve sopası “müfettiş” raporlarında adı geçiyordu. Angel Dayı bin kitaptan oluşan Çocuk Edebiyatı arşivimdeydi. Okumadığım bu yasak kitabı: Eski bir “müfettiş!”, öğretmen adayı Köy Enstitülü “Bir Köy Çocuğu” ve bir “okuryazar” olarak 30.05.2020’de kitabı çizerek, gülerek, sıkılarak, ayılıp bayılarak 03.06. 2020 günü 11’de bitirdim.


1. Müfettiş olarak okumalarımda, kitapta sınıfsal bilinçlendirme, antiemperyalist bir isyan, başkaldırı, “komünizm” ve “Marksizm” reklamı görmedim. Yazar Marksist de değil. Müfettiş, anlaşılan “okuryazar” sorumluluğu olmayan bir “görevliydi!”


2. Yazar mı? Panait İstrati(1884-1935) gençlik yıllarında devrimci, 1929’da Komünist Partinin daveti üzerine Sovyetler Birliği’ni gezdikten sonra umutsuzluğa kapılmış ve politik mücadelenin dünyada birçok şeyi değiştirmek için yetersiz olduğu kanaatine varmıştı. Epeyce kitabı Türkçe ’ye çevrilmiştir.

3. Romanda zaman zaman devrimci eleştirileri olsa da yerel kahramanlar öne çıkarılıyor ve Romen kültürü, deyimlerine çokça yer veriliyor. Angel Dayı ilginç bir adam. Bir köylü olmasına rağmen,köyü, köylüyü, kiliseyi, papazı ve öğretilerini sorgulayan bir tahtası fazla bir beyin. O çok acı çekerek, ölürken bile içerek, yaşamı sorgulayarak ölüyor. Angel, dokuz yaşında iken İbradi şehrinde şarap tacirinin yanında çalıştı. Başkasının toprağında çalışmaktan derin tiksinti duyardı. Köyüne döndü, en güzel ve öğrenecekti ki aynı zamanda en tembel kızı aldı. Çevrenin en güzel meyhanesini açtı. Karısı ve çocukları öldü. Dünyası karardı.

4. Çizilmiş satırlardan: Yazar, aynı zaman bir düşünür! Osmanlıyı gezmiş. İstanbul’u avuç içi gibi biliyor. Yalnız kafam yaşıyor, gerisi bitti. Kafa mükemmel şey! s.32. Düşünce ölüm kadar kuvvetlidir. Onu yok edemez; ama, rahatsız eder.s.32. Bizi alt üst eden, dünyaları çoğaltan, yıldızları ölçen, papazların ahmaklığını anlatan! Kim bu kitap gibi konuşan çocuk? s.35. Ben alçağın biriyim! Çok güzel! Anlaşılan pişmansın! “Pişmanlık doğru yolu bulmaya yarar!” Gurur okşayan her şeyden kaçmak gerekir. s. 37.


Bugün ortalık, karılardan dayak yiyen, gölgelerinden korkan cücelerle doludur. s.39. Hayattan el çektim. Yüzümü ölüme döndüm. Ahdi Atik’le, Ahdi Cedidi üç kere okudum. Düşünülebilecek her şeyi düşündüm. İnsan artık zevk duymadığı zaman ölmüştür. İşte ben şimdi hürüm. s.51. Uzaktan gelen bir çığlık: Noel arifesinde boğazlanmakta olan bir domuzun acıdan haykırışıydı. Sonra kapı ardına kadar soğuğa ve hayata açıldı. s.52. Küçük zevklere bütün kuvvetinle karşı koy. Bize en çok acı çektiren odur. s.53.


5. Romanın birinci kahramanın da kahramanı Kozma. Bildiğin eşkıya. Kadın ve içki düşkünü, gözünü daldan budaktan esirgemeyen iki tahtası fazla bilge ve mitolojik bir adam. Toprak ağası Derebeylere yönelik ilginç baskınları var. Kozma, bu haşin, sarp, ıssız yere, her halde şeytanın özyurdu olan bu karanlık yere bizi getirmişti. s. 62. Hayatı meydana getiren yılların sayısı değil ezilmeden yaşanan yıllardır. Hür olarak yaşanmış tek yıl, bütün ömre bedeldir. Ya hür, hür yaşam ya da ölüm! s.72. Bu eski köle, hür olduktan sonra daha çok köleleşmişti! s.76.

Bekçi köpeği, kurdun hayatını anlayamaz. Atlar ve Arnavutlar gibi kolay yaşamaktan çatlayan uşaklardan başka bir şey değildir. Kedi evde olmayınca, fareler hora teper. s.78,79,80.


Kitap, yaşamı örneklerle sorgulamaktadır. Uçurum insanlarıyla doludur. Kadın bir gecede, bir haftada üç kere el değiştirse de güçlü ve kendine özgü oyun kurucu ve bir bilinmeyen. Sanki Çatalhöyük’teki ana tanrıçadır!


Ve kitabı, Romanya’dan, 1940’lı yıllardan dönerek, bir köy çocuğu, okur yazar olarak: “Yalnız o, yeryüzünde yaşayan hayvanların en yırtıcısı olan insan! Geçtiği her yere ölüm, sefalet, kölelik tohumlarını eker. Hür veya köle, insanlar aşağı yukarı aynı alışkanlık ve hisleri taşıyorlar. Şeytan görsün hepsini!” s.119.


“Okumaktan, düşünmekten, konuşmaktan, korkmadan, fark ederek yaşamak gerekir. “Bir köle olarak yaşamakla, bir çiftlikte kesilmeyi bekleyen bir domuz gibi yaşamak arasında bir farkı yok!” sözleriyle bitiriyorum.

* Panait İstrati(B. Tarihi yok.) Angel Dayı, Ç.Y.N. Ayır, Varlık Yayınları, İstanbul.

** Pulur Köy Enstitüsünde Soruşturma konusu olduğu için özellikle okudum ve yazdığım yazıyı çalışmaya alacağım.

235 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle