Hoşgeldiniz  

TAŞTAKİ TÜRKLERDEN YAZIYA UZANAN YOL

admin | 14 Nisan 2021 | Köşe Yazıları


admin
habermarmaragazetesi@gmail.com

Avrupa’da Mezolitik döneme ait mağaralarda bulunan resimlerin benzerlerine, Asya, Anadolu, Balkanlarda da rastlanmaktadır.

İspanya, Fransa mağaralarında bulunan kaya resimleri, Asya’dakilerden daha gerçekçi ve daha orantılı olarak görülüyor. Sanki yakın zaman gerçekçiliğine işaret ediyor gibi.

Taşlara yapılan çizimler dönemin ekonomisi olan avcılıkla ilgili olmalıdır. Genç yaşta kaybettiğimiz Servet Somuncuoğlu bu alanda çok çalışmalar yapmış ve çalışmalarını kitaplaştırmıştı. Bulgularına ilişkin olarak:

“Damgaların oluşması M.Ö. 10 bin ile M.Ö. 5 bin arasında yani 5000 yıllık bir dönemde devam ediyor. Damgalar, zaman içinde önce soyutlaşıyor, sonra da ses değerleri yani harflere dönüşmeye başlıyor. Kültür kodları öyle bir şeydir ki Altay dağlarında 10 bin yıl önce oluşmaya başlayan damgalar bugün Anadolu’da karşımıza çıkıyor” diyordu. (Somuncuoğlu, 2011:1)

Somuncuoğlu’nun anlatımından, döneme ilişkin elde ettiği bulgulardan şu sonuçlara ulaşıyoruz: Buzulların M.Ö 10 binlerde eriyerek bu alanlarda otların, bitkilerin büyümesiyle birlikte, geyik, karaca, bizon, at gibi hayvanların besin kaynağı oluşuyor. İnsanlar da o dönemde henüz tarıma geçemedikleri için avcılık dönemini sürdürüyorlar. Av ekonomisiyle ilgili verileri resim olarak taşlara çiziyor, ona ilişkin damgalar ve değişik şekilleri oluşturmaya başlıyorlar. Ancak bu resimlerin yazılı olmayan bir de anlamsal(manevi) derinliği var.

Bu çalışmalar daha sonra Göktürk yazısının da alt yapısını oluşturuyor. Av ekonomisine bağlı olarak, kayalara çizilen benzer şekiller daha çok av coğrafyasındaki kayalara çiziliyor.

Ankara Güdül yakınlarındaki alanda taşlara çizilmiş çokça resim var. Somuncuoğlu, yüksek dağlarda, Asya’dan Avrupa’ya, yaptığı çalışmaları karşılaştırmış, benzer resim ve şekillerin çizilmiş olduğunu gördü. Yaptığı karşılaştırmalarda, bu çizimlerle Göktürk yazısıyla ilişkiler kurdu. Ordu Mesudiye Esatlı Köyü yakınlarında bulunan kaya resimleri, doğrudan damgalara indiğini görüyoruz. Burada ilk dikkatimizi “L,V,A,P,F” harfleri çekiyor. Bu resimlerin coğrafya alanlarını da bir av yerleşim alanları olarak tanımladı.

İnsanoğlu geçmiş çağlarda ilkönce inançlarını aktarmak adına resim yapmışlar. Kaya resimleri alanında dört öge karşımıza çıktı: Ölüm, güneş, atalar geleneği ve mezar” geleneği. Dünyadaki yaşamın kaynağı güneşe ilişkin kült hemen hemen her yerde vardı. Kaya resim alanları iyice incelenince anlaşılıyordu ki her adım bir sisteme dayanıyor ve rastgele çizilmiş bir çizgi bile yok. Her bir çizgi, her bir resim hayatı anlatmak, aktarmak ve devam ettirmen adına yapılmış.” (Somuncuoğlu, 2007: 138)

Somuncuoğlu, oradaki resimleri karşılaştırarak o dönemin insanlarının bilişsel yapılarıyla ilgili bir okuma yapıyor. Bu okuma geleneğini kurarken, Sencer Divitçioğlu, Kazım Mirşan gibi bu alana emek vermiş bilgelerle de ilişki kuruyor. Bilgilerini paylaşıyor.

Benim de bilişsel süreç olarak ulaştığım sunuca ilişkin Somuncuoğlu da:

“Önce doğada görünenin bire bir çizimleriyle başlanan süreç, zaman içinde gittikçe küçülerek, sitilize olarak devam ediyor ve sonunda damgaya ulaşıyor. Orhun Anıtları bulunduğu günden beri, bu yazıyı Nasturi Hristiyan papazları Orta Asya’ya götürdü ve yazı (alfabe) ortaya çıktı. Orhun Yazısının kaynağı Türk damgalarıdır. Binlerce yıllık birikimin sonunda ortaya çıkmıştır.

Hiçbir düşünce yoktur ki, kendisinden önceki ya da sağında, solunda, etrafında olan başka insan düşüncesinden etkilenmemiş olsun. Orhun Anıtlarında kullanılan yazıda mutlaka yan etkiler vardır. Bizim gördüğümüz kaya resmi alanlarındaki damgaların Orhun Yazıtlarına kaynaklık ettiği yönündedir. Talas Çanağı bize en değerli belgeleri sundu. Talas ve çevresi belki de en çok kaya resminin bulunduğu alan ve bu alanda karşımıza “Talas Yazıları” çıkıyor. Talas ve Yenisey arasında tarih boyunca kopmayan bir süreklilik var.” (Somuncuoğlu, 2007: 139)

Avrasya kaya resimlerinin giderek damgalara, sonra bu damgaların boy adlarında, boy bayraklarında yer aldığı görüşüne katılıyoruz. Ancak sesçil yazıya geçişte gelişen ekonomi ve ticareti göz ardı etmemek gerektiğini belgeler ortaya koyuyor.

Göktürk yazısının da ortaya çıkışında İpek Yolu güzergahını ve orada gerçekleşen ticareti dikkate almak gerekir. Bu ticareti yapan tacirlerin ortaklaşa şekilleri yani harfleri kullanmaları bir ortaklığı, iletişim ve anlaşma kolaylığı sağlaması önem kazanıyor.

Saymalı Taş Resimleri

Tanrı Dağları’nın bir kolu olan Aladağ zirvesinde bulunan Saymalıtaş isimli yer çizimler kayıtlandı. Dönemin av ekonomisine uygun çizimler Somuncuoğlu tarafından yerinde görüntülendi ve yayınlandı. Türk tarihinin en eski izlerini taşıyan bir yer konumunda. Eski Türklerin bu dağ zirvesine çıkarak tengriye kurban adaması ve kayaların üzerine resimler çizmesi, dönemin kültürüne ilişkin kanıtlar olarak düşünülmektedir.

Kaya resimlerinde at, geyik, kurt, insan ve av sahnelerinin yanı sıra bazı soyut tasvirler de yer alıyor. Bu tasvirler, resimleri çizen insanların kültürleri, yaşayışları ve hayal dünyaları hakkında değerli bilgiler vermektedir. Aladağ’da ortalama 3500 rakımda bulunan Saymalıtaş bölgesinde 10 bin kaya üzerine yaklaşık 100 bin resim çizildiği tespit edilmişti.

Kaynaklar:

Somuncuoğlu, Servet.(2011). Taştaki Türkler’den Saymalitaş’a – Türkoloji’ye Atılan İmza. Türk Tarihi Kültür Araştırmaları Haziran 2011 sayısı, Ankara.

Somuncuoğlu, Servet.(2007). Sibirya’dan Hakkariye Taştaki Türkler ve Bozkır Kavimleri, Atlas Dergisi, Doğan Burda Ya. Aralık 177. Sayı, İstanbul.

Güleryüz, Hasan. (2018). Atatürk ve Yeni Yazıyla Okuma Yazma, PegemA, Ankara.

* Atatürk ve Yeni Yazıyla okuma Yazma kitabına 2. basım için ek.

174 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle