Hoşgeldiniz  

SU=PETROL VE HATTA SU >PETROL

Hasan Güleryüz | 22 Nisan 2021 | Köşe Yazıları, Tüm Manşetler


Hasan Güleryüz
guleryuz.hasan@gmail.com

Su demek uygarlık, yaşamın “toprak, hava, ateş(enerji) gibi en önemli ögesidir.

Geleceğin su savaşlarına adayı.

Yusuf Yavuz’un Odatv yazısı bilgilendirici.

Ondan önemli alıntılar yaptım.

Kaçkarlar, Palandöken, Uludağ, Toros ve Hakkâri, Munzur ‘un karlı dağları, yer altı petrol yataklarından önemli.

Kanunu Taslağı’nın içeriğine bakıldığında daha çok suyun bir ticari meta olarak ele alındığını söylemek mümkün.

Tarım ve Orman Bakanlığı kaynaklarına göre 6 bölüm, 30 maddeden oluşan Su Kanunu Taslağı’nın 2019 yılındaki içeriğine göre suyun hukuki niteliği, su yönetimi ilkeleri, su kaynaklarının korunması, planlanması, geliştirilmesi, izlenmesi ve denetimi gibi başlıkları taşıyan taslak; suyun tahsisi, irtifak hakkı, kamulaştırma, fiyatlandırma, yasak ve fiiller ile cezai yaptırımlar hakkında düzenlemeler içeriyor.

Su Kanunu Taslağı’nın en temel amaçlarından biri, suyun tek elden yönetilmesini sağlayacak yasal altyapıyı oluşturmak ve su konusundaki her türlü bilgiyi tek bir veri tabanında toplamak.

Ancak kamusal bir varlık ve temel insan hakkı olan suyu ekonomik bir kaynak olarak gören anlayışla hazırlanan kanun taslağının en önemli eksikliği “su hakkı” nitelemesinden yoksun oluşu.

2006’dan bu yana özellikle HES’ler ve barajlar için enerji şirketleriyle yapılan Su Kullanım Hakkı Anlaşmaları’nın su kaynakları üzerinde yarattığı tahribat bunun en çarpıcı örneklerinden biri.

Su kaynakları HES kurulması için enerji şirketlerine 49 yıllığına tahsis edildi.

Kullanılan 54 milyar metreküplük suyun 40 milyar m3’ü tarımda, 7 milyar m3’ü sanayide, 7 milyar m3’ü ise içme-kullanma suyu olarak tüketiliyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün verilerine (Nisan 2019) göre Türkiye’nin ‘ekonomik’ olarak kullanılabilir su potansiyeli 112 milyar metreküp.

Türkiye’de 2017’de kişi başına düşen su miktarı yıllık 1383 m3 iken bu rakamın 2070’te yılda1040 m3’e düşeceği tahmin ediliyor.

Bu verilere göre Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında.

BM Genel Kurulu, 2010 yılında suyun temel insan hakkı olduğunu kabul etti.

Herkes için güvenli, temiz, erişilebilir ve uygun fiyatlı içme suyu sağlanması için devletlerin gerekli adımları atması gerekiyor.

Kanun taslağında ‘tahsis’ var, ‘fiyatlandırma’ var, ‘kullanım’ var ama “su hakkı” kavramı yok.

Yalnızca insan odaklı olarak ele alınamayacak kadar yaşamın temeli olan ve tüm canlılar için vazgeçilmez olan suyun salt “ekonomik kaynak” olarak sınıflandırılması da (doğanın matematiğine, evrensel canlı hakkına uygun ve) doğru bir yaklaşım değil.

2011’de Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) kuruldu ve 2012’de kurumun başına Ahmet Mete Saatçi getirildi.

Doğal bir varlık olan ve tüm canlıların ortak yaşam kaynağı olan suyun (arkasından “havanın” da geleceğini düşünüyorum) yasal altlıklarla yerel halkın elinden alınarak ticari bir mala dönüştürülmesi süreci çoğu ülkede sancılı geçti.

(Suyun bir gücün eline geçmesi, yaşama hakkının da ele geçirilmesi çok tehlikeli bir gidiş.)

Evet, sular kaynakları, havzaları korunmalı, yaysı olmalı.

Bunu hangi “kafa” ya da “ zihin” yapacak?

94 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle