Hoşgeldiniz  

RUHİ SU: TÜRKÜ ATA

Hasan Güleryüz | 20 Mayıs 2021 | Köşe Yazıları


Hasan Güleryüz
guleryuz.hasan@gmail.com

Van 1912- 20 Eylül 1985, İstanbul

Bana göre Türk türkülerinin yeniden dirilişini sağlayan bir müzisyendi. Onun yaşamına ilişkin bir kitabı sahaflarda buldum. Yazar Füsun Akatlı. O gece okudum ve dehşet üzüldüm. O bir dramın çocuğuydu!

Füsun Akatlı, Ruhi Su’nun kimliğini çok doğru belirlemiş: ‘Ruhi Su sıradan bir halk müziği sanatçısı değil, yeteneğini eğitimiyle geliştirmiş ve bütünlemiş aydın ve çağdaş bir müzisyendi. Tek sözcükle: O büyük bir müzisyendi.’’ Çünkü cumhuriyet aydınının çektiği çileler, gördüğü zulüm bütün dehşetiyle bir hayatta yansır. Ruhi Su’nun sıkıntılarını, mesleğini icra etmesini engelleyen yasakların korkunçluğunu öğreniyoruz. Hapishanede kendine bağlama bile verilmeyen, tahtadan bağlamayla türkü çalışan bir sanatçının direncine hayran kalıyoruz.

Ruhi Su: “Oyun denen bir şeyin var olduğunu o zaman öğrendim. İçim içime sığmıyordu, şaşkındım” der.

Yetmişli yıllarda birçok ozanın dinleyicisi oldum. Kasetlerini aldım, dinledim. Ruhi Su da bunlardan biriydi. Ankara’da, Trabzon’da (1976) Ruhi Su’yu dinledim. Samsun Eğitim Enstitüsünde öğrenciyken, Samsun Mecidiye Caddesinde küçük bir birahanede Ruhi Su’nun Karacaoğlan, Yunus Emre, Pir sultan, Dadaloğlu, Kuvvayı Milli ve Köroğlu gibi uzunçaları koydurur, dinlerdim. Bugün hala keyifle dinliyorum. Türkülerde derin bir yürek sızısını da seziyorum. 

Türklerin büyük şamanlarının müziğini o yaptı. O, oğlu Ilgın’ın da ifadesiyle 1912 Van doğumluydu. Belge olmamakla birlikte yüzde doksan dokuz bir Ermeni’ydi. Dört beş yaşlarında bir asker tarafında atın terkisine alınmış, sonra Adana’da bir yoksul aileye verilmişti.  O, nerelisin dediklerinde Adanalıyım derdi.

Ruhi Su:İnsan sesi, çalgıların en soylusudur. Hiçbir çalgı, insan sesinin anlatma gücüne sahip değildir. Fakat insan sesi de dahil kullandığı çalgının gerektirdiği yeteneklerden yoksun kişi hem kullandığı enstrümanı, hem de o enstrümanla yaptığı işi yozlaştırır. Şarkı söylemeyi meslek olarak seçen bir insan için, bu -en azından- bir klasik eğitim, bir ses eğitimi, bir müzik eğitimi, sözün kurallarına göre bir şarkî söyleme eğitimi ve sonsuz bir insan sevgisi demektir. Türkü söyleyen bir sanatçı ise bunlarla beraber halkını ve bu türküleri meydana getiren koşulları iyi bilmeli.” diyordu. O, Türkiye’nin müzik yaşamına vurulmuş en önemli damgalardan biridir. Müziğin salt bir ezgi değil, bir duruş ve yaşam biçimi, siyasi bir fikir ve dünyaya ilişkin bir söz olduğunu bu coğrafyaya öğretendir.

Bu büyük ozan öldüğünde, Ankara’daydım. Kumrular Sokak’taki Erenler’de oturdum ve rica edip müziğini koyup dinledim. Türk müziğini, Türk türkülerinin Türkü Atası’nı 20 Eylül ölüm yıldönümünde saygıyla anıyorum. 

RUHI SU VE TÜRKÜLERİMİZ 

“İnsan sesi, çalgıların en soylusudur. Hiçbir çalgı, insan sesinin anlatma gücüne sahip değildir. Çalgı sesi bütünlerse ve ona eşlik ederse, anlam ve derinlik kazanır,” Su. 

Her türkünün altında yaşanmış bir öykü vardır. Her nedense bunca kanalda yeni kuşaklara, Ruhi Su, Mahsuni, Dadaloğlu, Ozay Gönlüm, Pir Sultan, Reyhani, Davut Sulari, Muharrem Ertaş duyurulmaz!

Dilimizi, direncimizi onlar ayakta tuttu, onlar varsa türkü var, onlar varsa Türkçe var, onlar varsa, eleştiri var. Son yıllarda ozanlarımız da bitiyor. Bu sosyolojik olarak bana çok düşündürücü geliyor! Söyleyin ne yaptık ne ettik de Ozan, Kam geleneğimizi kuruttuk?

Ruhi Su, Türkiye’nin müzik yaşamında en önemli damgalardan biridir. Müziğin salt bir ezgi değil, bir duruş ve yaşam biçimi, siyasi bir fikir ve dünyaya ilişkin bir söz olduğunu bu coğrafyada öğretendir.

O büyük sestir, türküleri yeniden yoğuran, ayağa kaldırandır. Ruhi Su’da türkü bir başkaldırı, özgüvendir. Türkü, onur, söz ve namustur. Türkçe’nin, türkülerin büyük sesi, nefesi ve öğretmenidir. Müziğimiz bu ezgiler üzerinde kurularak yapılanması ve yaratılması gerekir. Onu diğer ozanlarımız gibi Büyük Kam olarak benimser, kabullenirim, selamlarım. Anadolu’nun kazanının çocuğudur bilirim.

20.01.2018 Yenimahalle Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezinde Ruhi Su Dostlar Korosunu dinledik. Teşekkür ediyoruz elbette… Koronun biraz daha Ruhi Su çağlamasını beklediğimi, alınsa da koro yöneticisine söyledim… “Sırtını bize dönme, bizi koroya kat, büyük bir koro olup söyleyelim, korkma!” dedim. Biraz alınır oldu. Ilgın Su’nun konuşması kimsem yok yakınmasıyla başladı! Oysa biz onun kimsesi, babası sesimizdi! Ama ona bunlar yetmedi.

Ruhi Su’nun
Karacaoğlan,
Köroğlu,
Yunus Emre,
Kuvayı Milliye,
Dadaloğlu, 
El Kapıları
önemli çalışmalarıdır.

Keşke Dede Korkut’u da işleseydi!

Ruhi Su’nun sanıyorum romanı yazılmadı, filmi yapılmadı. Füsun Aktalı’nın çalışması önemli bir belgeseldir. Kitabı okuduğumda dudağım uçukladı. İki insanı yokluktan ve yoksulluktan kurtaran Cumhuriyet, ayağa dikti ve birini büyük bir öğretmen, yazar: diğerinden büyük bir ses yarattı.

1. Ruhi Su,

2. Adnan Binyazar.

Ruhi Su’nun dinleyicisi, Binyazar’ın okuru oldum. Masalını Yitiren Dev’i bir şaheser olarak selamladım…

109 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle