Hoşgeldiniz  

ÖZBEKİSTAN VE ULUSAL KİMLİK

Hasan Güleryüz | 10 Haziran 2021 | Köşe Yazıları


Hasan Güleryüz
guleryuz.hasan@gmail.com

Bu uzun, okuması zor Özbekistan yazısı nereden mi çıktı?

Ankara’da birlikte çalıştığımız Hanefi Dilmaç, “Oğlum Turhan Dilmaç Özbekistan’la ilgili bir kitap yazdı. Trabzon’dan bu kitabı alıp okumanı ve bir değerlendirme yazısı yazmanı istiyorum”, dedi.

Trabzon’a inerek Ötüken Neşriyat tarafından basılan bu kitabı aldım, okuma listeme ekledim.” Bir çalışmayı sürdürürken, çalışma alan okumalarına koşut hiç ilgisi olmayan, aykırı okumalar da yaparım. Bunu zihinsel şema değiştirme, başka bulutlarla uçmak olarak denerim. Spinoza, Taner Timur, Heidegger, Sabahattin Ali, Yalçın Küçük, Pulur Köy Enstitüsü okumaları arasına “Özbekistan’da Ulus Kimlik-Dış Politika İlişkisi”* kitabı da girdi.

Ulus Devletler, kapitalizmin gelişmesiyle birlikte, dil, tarih, ülkü, gelecek birliği, kültürel bütünlük(folklor, değerler, dünya ve evren benzeşlik), üzerinde yaşanılan ortak toprak(vatan) ögelerinden oluşan toplumsal ve yönetsel yapılardır.

Yazar Dilmaç, 1976 Trabzon Doğumlu, Boğaziçi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu, aynı alanda yüksek lisans yaptı. Kitabı okurken kendimce önemli yerleri çizdim, yanına notlar düştüm. Bilgileri karşılaştırarak okumaya zamanım elbette olmadı.

KİTAP

I. Bölüm: Özbek Kimliği (SSCB Öncesi Özbek Kimliği, Yerleşik Göçebe, Tatar, Türk, Özbek, Tacik kavramları, İslam ve Özbekler;

II. Bölüm: Bağımsız Özbekistan’ın Dış Politikası ve Özbek Kimliği( Bölgesel Egemenlik Adayı Özbekistan, Rusya, Türkiye, Tacikistan, İslâm’ın Yükselişi ve Özbekistan, 1999-2001 ve 11 Eylül sonrası Özbekistan Dış Politikası içeriğinden oluşmaktadır.

GİRİŞ

İçerikle birlikte yazarın “Giriş” bölümünde kitabın amacı ve sınırlamaları belirlenmiş, geniş bir düşünce alanı çizilmiştir. Kaynakça olarak 62 yabancı, 14 yerli kaynak kullanılmıştır.

Z.V. Togan’a(1920) göre, Özbeklerin “Türkistan’ın siyası hayatında en mühim rolü oynayacağına şüphe yoktur.” Bu alanda Türkçe yayınlanış eser sayısı oldukça azdır. Bu kitabın bu “eksikliği gidermesine bir katkı umuduyla, Özbeklerin izlediği dış politika ele alınmıştır. Dünyanın kalbi olan Orta Asya, SSCB’nin dağılmasıyla birlikte esaretten kurtularak yeniden dünyanın ilgi odağı olmuştur. ” s:12, 13,

Özbekistan, Hazar Denizi’ne kıyısı olmayan bir ülkedir. Haritada, Türk Cumhuriyetlerinin Kuzeyinde Rusya, doğusunda Çin, güneyinde Pers coğrafyası (İran, Afganistan, Tacikistan), batısında Azerbaycan, Türkiye, Ermenistan, Gürcistan ve Rusya bulunmaktadır. Özbekistan 32 milyonluk nüfusu, askeri güç ve izlediği strateji açısından önemli görünmektedir. Türk aydınları, araştırmacıları ve politikacıların bölgeyle ilgileri ve bilgileri yeterli değil. s:14.

Türkiye’nin, Türk insanının Asya Türk cumhuriyetleriyle ilgilerinde politik dalgalanmalar hep olmuştur. Bir dönem bunu bir parti politik bayrak yaparken, diğer kesim, sosyalizme açılan bir saldırı, Amerikancı bir çıkış olarak ele almıştır. Orta Asya Dil, Tarih, ekonomik, politik işbirliği ve kök kültür açısından ele alınmamıştır.

Özbekistan 1991 tarihinde kurulmuştur. İslâm Kerimov: “Merkezi Asya’da milli devlet kurma geleneği bulunmuyordu. Sülale bağı, bölgesel aidiyet öndeydi. Modern anlamda milli olma Sovyet döneminin bir ürünüdür,”diyor. S:15.

Millet olma, ekonominin, kültürün gelişimiyle oluşan bir üst bileşimidir. Ekonomi yoksa dil, felsefe, bilinç gelişmesi de yol alamıyor. Özbek yöneticileri, Sovyetler döneminde “imal edilen kimliği” sahiplenmişlerdir. S:15. Yazar birinci derece Rusça kaynaklardan yararlanamadığını, ilerde geniş kapsamlı (Şumullu), teyit edici, daha zengin biz malzemeyi ortaya koyacağı muhakkaktır. Yazar çalışmayı sınırlı görüyor, uzak hedef olarak Rusça öğrenerek birincil kaynaklara inerek, derin bir perspektif sunmayı hedefliyor ve bu beyanıyla kendini bağlıyor. Gerçeklere dayalı Türk kimliğinin, “ekonomi-politik” bağlamı, kültürel kodların sürekliliği açısından incelenmesini önemli buluyorum. Asya’yı bilen, bu yetmez Çince, Rusça okuyup yazan insanlara ihtiyacımız var.

Geçen yıl, Rusya Tolyatti’deydim. Bir cuma günü Tatarların, Özbek ve Türkmenlerin gittiği bir camide cuma namazına katıldım. Cuma namazını kıldıran imam, konuşmalarının(vaaz) tamamını Rusça yaptı. Namaz duaları Arapça okundu. Bu süreçte “Türkçe!” yoktu. Anlaşılan cami cemaati Rusça biliyor.

Namaz sonrası Çağlar Güleryüz*, firmasında çalışan Özbek, Tatar ve Türkmenlerle beni tanıştırdı. Çağlar’dan Türkmenistan gözlemlerini dinledim. Birkaç gazete ve biraz da toprak istedim. O buna üç telli bir de cura ekledi. Özbekler oldukça dindarlar. Bunu açıklamaktan memnuniyet duyuyorlar. Hepsi neredeyse namaz kılıyor. Rusya’nın önemli kentlerinde firmaları var. Yemek, mutfak ve hizmet işlerinde çok başarılılar. Tatarların bir yetkilisi, “Biz Rusya ile çok uyumlu olarak yaşıyoruz. Birlikteliğimizden memnumuz,” diyordu. Kazan, Tataristan’ın başkenti. Çok güzel bir kent, hayran kaldım. Kentte hâkim olan dil, Rusça. “Kentli Tatarlar, Tatarca’yı daha çok köylüler konuşuyor,” diyerek, sosyolojik ve kültürel değişime işaret ediyordu.

Özbekler, Maveraünnehir’de yerleşmiş, daha önceki kültürlerle kaynaşmış, Kırgız, Kazak, Türkmenlerden çok Taciklerle daha yakın oldukları ifade ediliyor. S: 29 Tacikler, Farisi, çok önceleri “Soğdiyan” olarak tanımlanan Hint Avrupa kökenli bir halk. Asya’daki uygarlığı bu Soğdların kurduğuna ilişkin çalışmalar var. Bu coğrafyayı I. Mezopotamya olarak bakarken “Anav” kültürünü, arkeolojik kazılarını önemsiyorum ve ne yazık ki, bu alan ilişkin okunabilir çalışmaları henüz göremiyoruz.

İSLAM VE ÖZBEKLER

İslam, Özbek duyarlılığı açısından çok önemli özelliktir. Bu anlamda, Kazak, Kırgız, Türkmenlerden farklıdırlar. İslamiyet’in Özbekistan’a yerleşmesi Arap İstilasının ikinci dalgasıyladır. Buhara, Semerkant, Fergana Vadisi’ni ele geçirmişler. Talas kıyısında yapılan savaşı Araplar kazandı, Çinlerin Asya hâkimiyeti önlendi (Araplar hâkim oldu!)  Kuteybe Bin Müslim’in ölümüyle “Kılıç Zoruyla İslamiyet’in yayılması” sona ermiştir. S:31

Türkler bu savaşlar sonunda yenildi, büyük kültürel bir kıyım ve kırım yaşadılar. Adları, dili, kültürleri, yazıları gitti. Asya’da Müslümanlığı göçebe kültürünü geç terk eden “Kazak, Kırgız, Türkmenlerle”, kentleşen “Özbek ve Taciklerin” iki farklı biçimde yaşayışı söz konusudur. S: 34

Bugünkü Türk Cumhuriyetlerinin sınırlarını Ruslar etnik yapıya ve “milliyetler politikasına” göre düzenlendi. Millet düşüncesini savunan Ceditçiler Ruslarla işbirliği yaparak sınır belirlemede etkili oldular. Sınır belirlemeler 1936’da son bulmuştur. S:37, 40

Sınırları belirlenmiş Türk devletlerinin uluslaşma süreçleri işlemleri başlamıştır. Buradaki strateji, “Asya Türk halklarını güç olmaktan çıkararak, kontrol edilebilir küçük güç haline getirmekti.” Bunda başarıl oldular. Ancak burada sosyolojik olarak Türk ulus kimlik inşası oluştu.

Maveraünnehir’i merkez yapan Timur, Özbekler için de kült bir kimlik olarak sahiplenildi ve mihenk taşı yapıldı. Taşkent’teki Lenin Heykeli yıkılarak yerine Timur heykeli dikildi. S:53 Maveranın kültürünün oluşumunda “Türk Fars kültürü” etkilidir. Özbekler, kökteki Kıpçak Türkçe ’si yerine Farsça’nın etkili olduğu Timurluların Çağatay Türkçesini kullanıyorlar. S:49.

Özbek kültür tarihi kapsamına Babürşah, Ali Şir Nevai, Uluğ Bey, İbn-i Sina, Farabi ve Harezmî’yi alarak sahipleniyorlar. S:60,61 Bir başka uyarı ve yorum da A.Benigsen ve R.Wixman’a “Şeybeni Hanedanıyla bölgeye gelen Özbekler Türkleşmiş Fars asıllılar olarak nitelenmektedir! Ancak, gerçekte Özbekler, Karluk, Kıpçak, Semerkant Türkleri, Barlas, Orlat Türklerinin bileşiminden oluşmaktadır. S:51

Burada ikili bir tez görünüyor. Bir yandan, Fars ve Arap kültürü etkili olurken, gerçek kimliklerinden uzaklaşarak uzlaşmacı bir eğilim gösteriyorlar.

Yazar, SSCB’nin burada istilacı olduğunu, İslami ve Türk kimliğinin Sosyalizm rejimi içinde eriyeceğini öngörüyordu. Okullarda resmi dil Rusça’ydı. Kırgız yazar Cengiz Aytmatov, “Ben bir Türk olmamla birlikte beni Dünya Yazarı yapan Rus dilidir,” diyordu. Türk Cumhuriyeti Türkleri, adlarının bir yarısı Arapça “Ahmet” olurken, “ov, ev” ekleri gelerek Aliyev, Ahmetov, Galiyev oluyor. Türkler kıstırılmış ve kuşatılmış bir koza içinde var olabiliyor ve akabiliyor.

Bir sosyalist ve Komünist Partide yetkili olan İslam Kerimov, SSCB’nin dağılmasından sonra “laik ulus bir devlet inşasında etkili olmuştur.” Remi dil Özbekçe olurken, Rusça azaltılmış, İngilizce ve Almanca’nın önü açılmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin bir model olabileceğini söyleyebiliriz. Yazar burada, Özbek kimliği “Fransız, Çekler Türkiye gibi yukarıdan aşağı dayatılan bir ulus kimlik olduğunu, rakip (Dinci, İslamcı) kimliklerin saldırılarına ne kadar dayanabileceği,” sorusunu soruyor! S: 61

İSLAMİYET

Mahmud Hoca Behbudi: “Eğer derlerse ki Türkistanlı Türkleri, Arapları ve Farsları ayırt edemiyoruz, hepsine hitap edecek bir ortak isme ihtiyaç var. Biz onlara deriz ki o zaman, “Türkistan Müslümanları.” Bu satır önemli zihinsel bir travmaya işaret ediyor. Bir kuşatılmışlık, sıkışmışlığı anlıyoruz. Büyük bir ekonomi, kendini güncelleyerek yol alan bir uygarlık kuramamak, başkalarının koruma eksenine girmek durumundadır. Bu anlamda “İslam”, Türkler için can yeleğidir! Asya’da 1917’de 20.000 cami bulunurken 1929’da 4000’e inmiş, İslam Stalin döneminde yer altına çekilmiştir.

Kuruschev döneminde “Militan Ateizm” siyaseti uygulanmıştır. S: 62 Ancak, toplumda yer altındaki İslam giderek toplumu etkilemekte, “Militan İslam” ve “Paralel İslam” çizgileri oluşmakta, Vehabilik de toplumda yer bulmaktadır. Türkiye’nin yaşadığı laik rejim sorunları, Özbekistan da yaşanmaktadır. Bu ulus devletin oluşumunda güçlü bir burjuvazinin, feodal ve ortaçağ düşünsel şemalarını bünyesinde eritemediği anlamında yorumlayabiliriz.

SONUÇ

Dilmaç’ın Özbekistan’da Ulus Kimlik-Dış Politika İlişkisi, çalışmasıyla, kök bağımız olan Asya Türk Cumhuriyetleriyle ilgili gerçeğe dayalı önemli bilgilere, derin faylara ışık tutuyor. Bu konularda akademik çalışmaların yapılmadığı anlaşılıyor. O kadar üniversiteler, şirketler, televizyonlar, gazetelerde ve hatta parti ARGE’lerinde dişe dokunur bilgi olmaması “tecrit edici” ve acı verici.

Bu çalışmayı okurken düşündüklerim:

1.Türkler, Dünyanın eski halklarından birisidir. Orta Asya’nın iç deniz dönemlerinde kentlerin kurulmasında, uygarlık kurmada var oldular. İklim değişmeleri ve iç denizlerin kurumaya yüz tutmasıyla dünyanın değişik alanlarına göçerken bilgi de taşıdılar.

2. Asya’da kalarak var olmayı sürdüren Türkler, doğuda Çin, Batıda Rusya, güneyde Hint Avrupalı Farisilerle çevrilidirler. Güçlü bir ekonomi, sanayi kuramadıkları için, politik ve kültürel kuşatılmayı da kıramadılar. Arap ve Rus işgaline uğradılar. Adlarını, dillerini verdiler.

3. Özbekistan, Orta Asya Türk kültürünün dölyatağı Maveraünnehiri sahiplendi, burayı vatan yaptı. Sosyo-ekonomik gelişmeye dayalı bir uluslaşma süreci yaşayamadığı, kendi kültürel değerlerini oluşturarak geri değerleri bünyesinde eritemediği için laik cumhuriyeti, Türkiye gibi derin sancılar çekmektedir.

4. Özbekler uzun vadede Mavera’nın paylaşılmasında Taciklerle(Farisi) önemli sorunlar yaşayacakları söylenebilir. Dinci gruplar İslam ülkelerinin değişik ülkelerinde olduğu gibi “batı çıkar çevreleri tarafından” sürekli desteklenmekte, beslenmektedir ve kullanılmaktadır.

5. Kitap önemli bilgileri içeren “giriş niteliğinde bir çalışmadır.” Yazar bu alandaki çalışmalarını bilim ve Türk kültürü ekseninde, “stratejik derinlikte” sürdürmelidir. Asya Türk Cumhuriyetleri konusunda birçok bilmeyenimiz vardır. Bilgisiz yol alınmaz. Bilgi yetmez, bilgi ve stratejik kurgu önemlidir. Fetullah Gülen Türkiye Cumhuriyetinden önce davranarak Türkiye’de ve Asya’da koloniyal ajan okulları kurdu. Fark edildi ve kapatıldılar.

6. Türk Cumhuriyetleri arasında yazıda, dilde yapılacak birlik, ortak kültür ve ekonomik çalışmalar bu coğrafyada dengeleyici bir güç olabilir. Turan Dilmaç’a çalışmalarında başarılar diliyorum.

* Dilmaç, Turan.(2019),“Özbekistan’da Ulus Kimlik-Dış Politika İlişkisi, Ötüken Neşriyet, İstanbul.

*İnşaat mühendisi oğlum.

* Dilmaç, Turan.(2019),“Özbekistan’da Ulus Kimlik-Dış Politika İlişkisi, Ötüken Neşriyat, İstanbul.

177 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle