Hoşgeldiniz  

OZAN ARİF ŞİRİN (1949-2019)

Hasan Güleryüz | 21 Mayıs 2021 | Genel A- A+

Ozan Arif, Giresun’un Alucra ilçesine bağlı şimdiki ismi ile Yükselen, eski adı ile Hapu köyünde 1949’da doğdu. Samsun Eğitim Enstitüsünde ben öğrenciyken, onun da öğrenci olduğu söyleniyordu. Okulu bitirip bitirmediğini bilmiyorum. Saçlı, palabıyık bir oğlandı. Elinde sazıyla beş on kişiyle gezerdi. Ve ilkokul öğretmeniydi. Hemşehrim, meslektaşımdı. Okul meydanlarında çalar söylerdi. O dönemde birkaç kere sazını dinledim. Ozanlık uzun ve yorucu bir yolculuktu. “Gücün” ve “Güçlünün yanında durarak ozan olunmayacağını yaşayarak öğrenmişti!”

Kanserden daha büyük dert olan, adaletsizliklere, kahpeliklere teslim olmadım ki kansere teslim olayım. Her ne kadar belli mahfillerde ‘geberse de kurtulsak’ gibi temennilerde bulunanlar, temennilerini bana dolaylı yoldan duyurmayı başarsalar da aldırdığım yok.

‘Hakkı bırakıp’ güya devletten yana, (hatta hakiki devletten yana) tavır koyduğunu sanan ‘Hızır Paşalar yaşamıyor’, lâkin Pir Sultan yazdıklarıyla, söyledikleriyle bugün hala yaşıyor bunu akıllarından çıkarmasınlar!” diyor Ozan Arif.

Yukarıdaki söylem, onun geldiği dahası yükseldiği yerin göstergesidir. “Hakkı bırakıp”, gücün, devletin, “Hızır Paşa’nın” yanında yer alanlar yaşamıyor! Pir Sultan, yazıp söyledikleriyle yaşıyor!” ifadesi bir duyuru ve çağrıdır.

Ozan Arif hakkında yazıp yazmama konusunda epeyce çekimser kaldım. Yazdım ve dört gün bekledim. Dünya, Asya ve Anadolu ozanları, kamları ve şamanları ilgi alanımdadır. Mahsuni, Neşet Ertaş, Ruhi Su, Nuray Hafiftaş ve Ali Kızıltuğ için yazdım, onun için yazmasam haksızlık olurdu.

Bir ara Aşık Veysel için de: “Çok söz söyledi, güle bülbüle, haksızın başına vurmadı Veysel!” diye eleştirilmişti. Arif’in müziği, sözü ve tavrı benim konserlerine gittiğim Ruhi Su, Aşık Veysel, Zamani, Şah Turna, Aşık İhsani, Aşık Mahsuni, Davut Sulari ve Reyhani gibi ozanlara benzemiyordu.

Ülkücü hareket içinde büyümüş ve beslenmişti. Giderek epistemolojik sınırlarını genişletmiş, ozanlık katına çıkmıştı.

Eninde sonunda bu ülkenin çocuğuydu.

Elinde sazı vardı ve ozan doğruyu bulunca, saz da doğru görecek doğru söyleyecekti.

Ve ozan korkmayacaktı!

Ozanlık Türk toplumunda, üst bir mevkidir.

Aydın, Kam, Kamandır.’’

Ozan, toplumsal bir vicdandır.

Toplumsal vicdan olduğu sürece de ozandır.

Ozan, ürettiği müzikle, söylediği sözlerin anlamına, durduğu yere göre değer bulur, ozan olur, ozan kalır.

Gücün, güçlünün ve haksızın yanında durarak ozan olunmaz.

Ezilenin, haksızlığa uğrayanın (buna hayvanlar, bitkiler, dereler de dahildir) yanında, güçlünün karşısında tavır alınarak, durularak vicdan ve dahası ozan olunur.

Samsun Fuarı’nda 1975 Temmuz’unda Ozan Mahsuni Şerif’e saldırılmıştı. Emniyet devreye girmiş konserin tamamlanmasını sağlamıştı. Daha önceleri de Mahsuni’nin Sazı kırılmış ve dövülmüştü. Kim tarafından? Türk ozan geleneğini savunanlar, “Gücün ve güçlünün askerleri” tarafından.

Ozan Mahsuni Fuarda: 
Kimler yazdı bu yazıyı yazanı
Gönül arzetmiyor böyle düzeni
“Dövülür mü memleketin ozanı

Kolum nerden aldın sen bu zinciri?”

Türküsünü okumuştu.

Ozanlık Bitti mi?

Özgürlüğün olmadığı, baskının, şiddetin, yalanın olduğu yerde özgür basın, düşünce adamı olamayacağı gibi ozan da olamıyor. Bu gelenek bitiyor. Halk, tarikatlarda, karanlık odalarda, tapınaklarda, Adıyamanlarda kumpasa alınıyor, köreltiliyor. Egemenin zincirli bekçisi oluyor. Bu acı, acıtıcı ve derin acımızdır.

Halkın vicdanı, aydınlık ozanların sesi kısılıyor. Meydanlar ona kapanıyor. Bu sadece ozanın, aydının değil, halkın da tutuklanmasıdır. Halk ozanına, aydınına ve kendine sahip çıkması gerekiyor.

Taşlamanın son ustalarından biriydi Ozan Arif. Elbette, Samsun’da yaşayan, Neşat Ertaş’la sahneye çıkan taşlama ve saz ustası Aşık Erdemliyi de anmadan geçmeyeceğim.

Ozan Arif, egemenlere karşı durunca, kalemi kırıldı, tıpkı Mahsuni gibi “egemenin askerlerinin” saldırısına uğradı! Mahkemelere verildi, tazminatlar ödediğini kendi konuşmalarından dinledim.

Oğlu Mehmet Alp Şirin’in konuşmalarını ve açıklamalarını beğendim. Güzel bir Türkçe, azı, fazlası olmayan sözler söyledi babası için. Binlerce insanın, onun ölüm törenine katılması, tavrının yanında yer alması önemlidir. “Bir ozanı ve dahası Türk ozanını, Gladyo’nun askeri, onun yanında göstermek ve saymak yakışıksızdır.” Bunun ayırdına varılması dileğimdir.

Sazı, sözü olması, sözünü esirgememesi nedeniyle, son yıllarda dik ve onurlu durdu. Bir Türk ve bir ozan olarak “Haine hain!” dedi ve sözünü eksiltmedi. Gücün kapı kullarını da işaret etti.

Güle güle okuldaşım, meslektaşım, hemşehrim yerin ışıktır, ışık bol olsun.

Ailenin ve sevenlerinin başı sağ olsun.

175 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle