Hoşgeldiniz  

ÖĞRETMEN KİMDİR II

Hasan Güleryüz | 20 Nisan 2021 | Köşe Yazıları, Tüm Manşetler


Hasan Güleryüz
guleryuz.hasan@gmail.com

Öğretmenin ne ve kim olduğunu açıklamak kolay olmasa gerekir.

Öğretmen de “aydın” gibi her çağda, her zihin ve sınıf katmanı iktidarında farklı anlamlar, işlevler yüklenen, farklı metodolojiler kullanan bir “öğrenme” “öğretme” ustası ve görevlisidir.

İnsanlığın “Sokrat, Platon, Heraklit, Budha, Konfüçyüs, İbni Sina, Farabi, Galileo, Lavosair” vb. gibi insanlığın büyük öğretmenleri vardır.

Bunlar doğrudan öğretmen okulu ve hatta okul mezunu değildir.

Belli sistemlerden, bilgi kaynaklarından beslenerek “bilen”, “söz söyleyen”, “otodidakt” olarak da kendi kendinin öğretmeni, “yazan” ve “öğreten” oldular.

Öğretmenin 1. Ne öğreteceği,

2. Niçin,

3. Nasıl öğreteceği, programlara uygun düzenlenmiş kitaplar, yardımcı kaynaklar, kılavuzlarla belirlenmiştir.

Belli çalışma aşamalarından sonra

4. Ne düzeyde öğrettiği de değerlendirmelerle belirlenir.

Öğretmen, düzenlenmiş bir yetişeğin amaçları, yönteme, içeriği göre öğrenme yaşantılarını düzenleyecektir.

Bunu yapabilecek şeklide de yetiştirilir.

Sisteme alınırken de “alan yeterliliği”, ve “mesleki yeterlilik” açısından biçimlendirilmişlik (pedagoji formasyon) belgesi istenir.

Sistem içindeyse, yeniliklere uyum sağlaması için hizmetiçi eğitime alınır ve pedagojik olarak biçimlenmesi sürdürülür.

Öğretmenlerin yönetime katılma, iş güvenliği, eğitim ortamının düzenlenmesi, uygun ücret talebi, akademik yükseliş, akademik özgürlük hakkı olarak yazı yazma, görüş belirtme, sistemle iş-birliğinde çalışma ve sistemin işleyişini eleştirme hakkını kullanabilir.

Sistem içindeki sendikal gücüne dayanarak istemlerinin karşılanmadığında işi yavaşlatma, bırakma, boykot gibi eylemlerle ısrarlı olabilir.

BELGELERDE VE LİTERATÜRDE ÖĞRETMEN TANIMLARI

Türkçe sözlüğünde öğretmen: Öğretmen, “Mesleği ‘bilgi öğretmek’ olan kimsedir. Muallim, muallime. Öğretmek,

1. Bir kimseye bir konuda bilgi ve beceri kazandırmak,

2. “Yetenek” kazandırmak,

3. Bilinmeyen bir konuda bilgi sahibi olmasını sağlamak” olan kişidir.” diyor sözlüğümüz. (TDK, 2005: 1533)

Sözlük, öğretmenliği “bilgi öğreten, beceri kazandıran” bir meslek olarak görüyor.

Kişinin kazanması için mesleğine uygun eğitim düzenlemeleri yapıyor.

Yetenek:

1. Bir kimsenin bir şeyi ‘anlama’ ve ‘yapabilme’ niteliği, kabiliyet.

2. Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite.

3. Kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çevreleyen sınır.

4. Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü. (TDK, 2005:2174)

Sözlükteki açıklamadan, anlıyoruz ki, öğretmen, “çocuğun öğrenme kapasitesini” ve de öğrenme “sınırlarını geliştirmekle” de görevlidir.

Bunu toptan yapamayacağına göre, “tek tek bireyi” ve “bireylerin oluşturduğu sınıf düzeyini” dikkate alması, sınıfı, sınıftaki farklı özellikteki bireyleri tanıması ve bu verilere uygun öğrenme yaşantıları düzenlemesi gerekiyor.

O zaman bindirme programlarla değil, sınıf, çevre gerçeğine göre bunu yapabilir.

Meslek(ar),

1. “Bir kimsenin ‘geçimini sağlamak’ için sürekli yaptığı iş.

2. Uğraş,

3. Birbirine bağlı bilimsel, felsefi düşünceler birliği,

4. Bir fikir çevresinde toplanmış çeşitli bilgiler, dizge, sistem

5. Çığır, okul, ekol” (TDK, 2005:1377).

Sözlük, mesleği geçim için sürekli yapılan bir iş olarak tanımlıyor.

Öğretmenliği de geçimini sağlamak için yapılan iş, meslek olarak görüyor.

Sözlük yolculuğuna devam edelim:

Öğretmen,

1. Resmi ya da özel bir eğitim kurumunda öğrencilerin öğrenme yaşantılarına “kılavuzluk etmek” ve “yol,” göstermek “yön vermek” amacıyla “görevlendirilmiş kimsedir”.

2. Belli alandaki zengin ya da olağanüstü yaşantısı, eğitimi, bunların her ikisi yüzünden kendisi ile temasa gelen başka kişilerin büyüme ve gelişmesine hizmeti dokunan kişi. (Öncü, 2000:866; Bakırcıoğlu, 2016: 1167,1168)

Bu sözlüklerde öğretmenle ilgili olarak öne çıkan özellikler:

1.Öğrencilere kılavuzluk(rehberlik) eden,

2. Yol ve

3. Yön gösteren

4. Eğitimin amaçlarını gerçekleştirmek için “görevlendirilmiş kişidir”.

Demek ki, öğretmen bir rehber, yol ve yön gösteren kişidir.

Öğrenci kendi “yönünü” ve “yolunu” kendi bulmaz öngörüsü, anlayışı vardır.

Bir yol gösterici olarak öğretmenin işaretine göre öğrenci yönlenecek ve o yön üzerinde yol alacaktır!

O yön ve yol üzerinde ne kadar gidip gitmediği de “ölçme değerlendirmelerle”, denetim süreçleriyle ortaya konacak.

Ülkemizde neden yaratıcı öğretmen çıkmıyor?” sorusuna uzun yıllar yanıt aradım.

Öğretmenin sistem içindeki eylemleri oldukça sınırlı, mesleki ve akademik özgürlüğü yasa ve yönetmeliklerle belirlenmiş ve sınırlandırılmıştır.

Yaratıcılık sınırları zorlamak zorundadır…

Osmanlıca sözlükte öğretmenin eş anlamlısı olan muallim: “ilm’den c.: muallimin:

1. Talim eden, öğreten, öğretmen, hoca.

Muallimi evvel(ilköğretmen): Aristo;

Muallimi sani(ikinci öğretmen): Farabi’dir.

Muallimat, kadın öğretmenler;

mualimin, erkek öğretmen Ar, muˁallim معلّم [ˁlm II fa.] talim eden, öğretmen,

Ar taˁlīm تعليم [II msd.] ilim öğretme→ ilim.

Ta’lim, ilm’den, öğrenme, öğretme, öğretim, öğretilme,

2. Okutma, ders verme.

İlm(a.), ûlum 1. Bilme, biliş, bir şeyin doğrusunu bilme.

2. Okuyarak öğrenilen, bilgi, nazari bilgi. (Devellioğlu, 2002: 428, 657, 658,1030)

Muallim, öğreten, talim ettiren, bil, biliş, bilgi temelli etkinlikler, öğretme ve öğrenme yaşantılarını düzenleyen “kişi” anlamına geliyor.

Türkçe’nin Büyük Türk Sözlüğü Divan-ı Lügat-İt Türk’te öğretme ve öğretmen:

Öge”, çok akıllı, yaşlı kimse, ulusun büyüğü, ög-ermen, (idhimni) ögermen, bilgini yügermen, könğülni tügermen erdem üze türlünür.

Tanrımı ögerim, bilgi toplarım, gönlümü bağlarım, gönlüm fazilet üzerine düzülür.

 Olmanğa bilig ögrettti.

O bana bilgi, edep, hikmet öğretti.

Ögüt, öğüt, ‘vaaz’. Oğul, benden öğüt al, fazilet dile, Ulus arasında büyük bilgin ol, bilgini yay. Ögretür, ögretmek. (Kaşgarlı,1999: IV.451,II. 243,I.51, 261)

Öğretmen belli “yeterlilikleri”, “öğretme niteliği” olan bir “hizmet” elemanıdır.

Yönü ve yolu çizen gelecek tasarımı olan “öğretim programları”, programın, hizmet verdiği kurumun amaçlarıdır.

Öğretmen burada bir rehber, danışman dahası bir eğitim uygulayıcısıdır.

Kurulmuş olan sistemin işleyiş biçimine (algoritmasına) göre çalışır.

Programı çevreye, çocuğun düzeyine göre ayarlama, öğrenme yaşantılarını sınıfın niceliği, niteliğine göre düzenleme görev, yetki ve sorumluluğu vardır.

ÖĞRETMEN VE İDEOLOJİ

Öğretmen, ideolojik meslekler midir?

Mesleklerin ideolojisi var mıdır?

Bir başka deyişle her mesleğin bir ütopyası, bağlı olduğu bir sınıfsal katman ve onu düşünce temeli olan felsefi temel yok mudur?

Evet, vardır.

İşte o sınıfın gelecek beklentisi, yönetim felsefesi bir düşünce sistematiğini ve bir ‘ide’yi de barındırır.

İde, temel güç, enerji ve düşüncedir.

İdeoloji nedir?

Sahi bir ideolojiye sahip olmak iyi midir, kötü müdür?

Kime göre, hangi ideoloji?

Türkçe Sözlüğümüzde ideoloji:Siyasal” ve “toplumsal” bir “öğreti” oluşturan, bir hükümetin, bir partinin, bir gurubun davranışlarına yön veren politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dini, moral, estetik düşüncelerin bütünün kapsar,” (TDK, 2005: 936) biçiminde açıklanıyor.

İdeoloji, kendi içinde “felsefi, bilimsel, hukuksal, ekonomik, moral ve estetik değerler bütünlüğünde oluşturulan bir öğretim, yol ve yön gösteren bir ütopyadır.

İde, temele konan maddi ya da anlamsal düşünce, onu bilimsel çerçevesini hukuk, bilim, moral ve etik değerlerle oluşturma da “lojik” yanını oluşturur.

Bir başka kaynakta İdeoloji:

İdeoloji,(Os. ‘İlmi tasavvur’, ilmi suveri akliye, mebhasül fikir, Fr. İdeologie, Al. İdeologie, İng. İdeology, İt. İdeologia).

Toplumun maddi alt yapısınca belirlenen siyasal, felsefi, dinsel, sanatsal vb. gibi düşünce biçimlerinin bütünü olarak tanımlanıyor. (Hançerlioğlu,1979:20)

Burada ideoloji, toplumun üretim, tüketim düşünüş, inanç, sanatsal yapı bütünlüğünde oluşturulan yeni bir düşünce, yeni bir yol haritasıdır.

İdeolojinin bilimsel, maddi ve toplumsal dayanakları vardır.

Yönetsel katmanın kurguladığı ideolojinin dünya anlayışını büyük oranda üretim biçimi, elde edilen ürünün paylaşımı, dağıtımı süreçlerini örtük olarak kapsamaktadır.

İdeoloji boşa kurulan bir hayal ürünü değil, bir gelecek projesi, programı ve ütopyasıdır.

Bir toplumsal yönetim, gidiş doğrultusu oluşturma tasarımıdır.

Kurucuları kimse, hangi ekonomik tabandansa felsefi temelleri de oradan, onlar tarafından biçimlenir.

Öğretmen, eğitim sisteminin önemli ve etkin ögelerinden biri olması nedeniyle ideolojik kurguda dikkate alınacaktır.

Bir diğer anlamda öğretmenin yetiştirilmesinde “öğretim programının amaçları, içeriği, neleri, nasıl yapılacağı uzmanlar aracılığıyla belirlenir.

Öğretmenin yeni vizyonuyla idol, ideoloji yüküyle bir misyoner olmasını gerektiriyor.”

1. Cehaleti yenmek,

2. Nur(ışık) saçmak,

3. Nur taşımak,

4. Halkı bilinçlendirmek,

5. Halka inanç (ütopya) aşılamak gibi söylemleri olabilir.

İdeolojinin halka dönük, bilimsel temellerden sapması, gelecek vaat etmemesi öğretmenin bilmekten, sınıfta olmaktan, bilimden, öğretmenlikten doğan gücüyle bu duruma itiraz edebiliyor.

Bu sefer de öğretmenin sistemle çatışması derinleşiyor, baskılanmasına ya da sitem dışına çıkarılmasına yol açabiliyor.

Alman İdeolojisinin eleştirisinde, ideoloji:

“Egemen sınıfın düşünceleri, bütün çağlarda, egemen düşüncelerdir, başka bir deyişle, toplumun egemen maddi gücü olan sınıf, aynı zamanda egemen zihinsel güçtür.

Maddi üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf, aynı zamanda, zihinsel üretim araçlarını da emrinde bulundurur, bunlar o kadar birbirinin içine girmiş durumdadırlar ki, kendilerine zihinsel üretim araçları verilmeyenlerin düşünceleri de aynı zamanda bu egemen sınıfa bağımlıdır.

Egemen düşünceler, egemen maddi ilişkilerin düşünsel ilişkilerinden başka bir şey değildir.

Egemen düşünceler, fikirler biçiminde kavranan maddi egemen ilişkilerdir. ” (Marx ve Engels, 2018: 72,73)

Gücü elinde bulunduran egemen sınıfın çıkarları ile egemen düşünceler arasında doğrudan bir ilişki kuran Marx, egemen sınıfın düşüncelerini maddi üretim araçlarıyla diğer sınıfların bilişsel dünyaları üzerinde etkili olmaları, onları yönlendirmeleri olduğunu ileri sürmektedir.

Bir başka kaynağa göre ideoloji:

Siyasi, hukuki, etiksel, estetiksel, dinsel, felsefi görüş, fikirlere ilişkin bir “sistemdir”.

Bu anlamda, ideoloji, üst yapının bir parçasıdır.

Sonuç itibarıyla ekonomik ilişkileri yansıtır.

Muhalif, aykırı(antagonisttik) sınıflı bir toplumda ideolojik mücadele sınıflar mücadelesini ifade eder.

İdeoloji bilimsel ya da bilimdışı, gerçeğin doğru ya da yanlış bir yansıması olabilir.

Tepkici (reaksiyoner) sınıfların çıkarları yanlış bir ideolojiyi besler, ilerleyici, devrimci sınıfların çıkarları ise bilimsel bir ideolojinin gelişmesine yardım eder.

İdeolojinin gelişimi ekonomi tarafından belirlenir, fakat ideoloji nispi ölçüden bir bağımsızlığa sahiptir.

Bu nispi bağımsızlık, ideolojinin kapsamını ekonomi tarafından doğrudan doğruya açıklanamayışında ve de ekonomik gelişim ile ideolojik gelişimin belirli bir ölçüde eşitsiz oluşunda ifadesini bulur. (Rosenthal ve Yudin, 1980:226)

Bu tanım göre de ideoloji, ekonomi, bilim, felsefe, estetik, dinsel temelli bir düşünsel sistem olabilir.

Ayrıca, yönetsel, değişime ilişkin yol gösterici düşünsel bir gelecek tasarımıdır.

Her ideolojik tasarımın temelinde bir ekonomik yapı, ekonomik yapının işleyişini sağlayan katmanlar, ekonomik güç sahipleri vardır.

İdeolojik kavga da bu katmaların daha fazlasına sahip olma, sisteme egemen, sisteme ortak olma, sistemi yönetme, üretimin artan değerinden daha çok pay alma kavgasıdır

İdeoloji, bilimsel, mantıksal tutarlılığı olan bir düşünsel yapı olacağı gibi, bilimsel temeli, iç tutarlılığı olmayan bir düşünsel yapı olarak da kurgulanabilir.

Bilimi, geleceği, özgürlüğü, eşitliği, demokratik katılımı, hukuksal bağlayıcılığı esas alan ideolojilerin bilimsel bir tabana oturduğu söylenebilir.

Cumhuriyetin ve Günümüzün Öğretmeni

Öğretmen, “siyasal, ekonomik toplumsal sistemin” dışında birisi değil, onun kültür ve ideoloji taşıyıcı dişlilerinden birisidir.

Sistemin çalışmasında yetiştirilecek insanın biçimlendirilmesinde bir aktördür.

Ayrıca siyasal sistemin yöneticilerin denetimi ve gözetimi altında ücretle çalışandır.

Türkiye Cumhuriyeti bir Ulus Devlet olarak kurulmuştur.

Ulus Devletlerin kuruluşu da kapitalizmin gelişmesi, ticaret, ekonomi, üretim, ulaşımın yoğunlaşması nedeniyle dil, tarih, coğrafya ve gelecek birliğinin oluşmasına etki ediyor.

Ulus devletlerin temel felsefesi ve dayanaklarını: Ulusal bağımsızlık, bireysel ve toplumsal özgürlük, İnsan Hakları, bilim temelli düşünme, laik yapı, hukuk güvencesi gibi ilkelerden oluşuyor.

Toplumsal değişim, kalkınma, çağı yakalama, hatta önüne geçme gibi örtük hedefleri ve bu hedefleri sahiplenen idealist(ülkücü) öğretmen vardır.

Öğretmen Andı

Türkiye Cumhuriyeti anayasasına, Atatürk inkılâp ve ilkelerine, anayasada ifadesini bulan Türk milliyetçiliğine sadakatle bağlı kalacağıma;

Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma;

Türk milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup, bunları geliştirmek için çalışacağıma,

İnsan haklarına ve anayasanın temel ilkelerine dayanan millî, demokratik, lâik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.

Öğretmeni yetiştiren egemen “erg”, “güç” onu nasıl şekillendireceğini, nasıl hizmet edeceğini, hangi ideolojik yapı ve felsefeyle donatacağını da belirliyor.

Yukarıdaki “Öğretmen Andı” da sizin görevinizin genel siyasal çerçevenizi, özgürlük alanlarınızı da büyük oranda belirliyor.

Bunları dikkate alarak adım atacaksınız ve öğretmenlik yapacaksınız.

Öğretmen Yetiştirmenin Gereği

Öğretmen yetiştirme, iktisadi anlamda özel mülkiyetçi kapitalist ekonomik sisteminin, siyasal anlamda ise ulusal devlet biçimlerin oluşma sürecinde başlamıştır.

Öğretmen yetiştirme işi, devlet denetiminde, özellikle ekonomik olarak gelişmiş devletlerde başlamıştır.

Çağdaş anlamda ilköğretmen okulunun kuruluşu 1794’te Paris’te gerçekleşmiş, daha sonra bu okul Paris Üniversitesine katıldı.

ABD’de ise öğretmen okulu 1839’da kuruldu.

Eğitimde gelişim hareketlerini tartışırken toplumsal yapıya çok yönlü bakmaya önem vermemiz gerekir.

“Lokomotifi veya telgrafı da kişisel icatlar olarak kabul etmemiz mümkündür.

Halbuki sanayi ve ticaret tarzlarında meydana gelen yenilikler, değişen toplumsal durumun, oluşmakta olan yeni toplumun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapılıyorsa, eğitim yönetiminde ve ders programlarında, yeni ders eklemelerde de yapılan yenilikler öyledir.”(Dewey, 2019:24)

Burada, okul, toplumsal gelişmelerin önünde değil de arkasından gittiğini, ders eklemelerle ve programları ve öğretim yöntemlerinde yeniliklere gidilerek toplumla okulun koşut biçimde gitmesi gerektiğine işarete ediliyor.

Dewey, toplumsal koşullar radikal bir şekilde değişmiştir; o yüzden eğitimde de aynı şekilde köklü, sarsıcı değişikliklere gitmek kaçınılmazdır.

Yoksa eğitim çağın, zamanın dışında kalır.” diyor. (Dewey, 2019:27)

Diğer bir söyleyişle, hayatı okula taşımanın kaçınılmaz olduğuna işaret ediyor.

Despotik Okullara ve Eğitim Anlayışına Son

Günümüzde öğretmen ve bağlaşık olarak eğitim sorunu tartışılmaktadır.

Öğretmen Okulları, yetmez Köy Enstitüleri yeniden açılmalıdır söylemi dile getirilmektedir.

Çağcıl, ekonomi-politiği, felsefi temeli ve bu nedenle tutarlılığı, geçerliliği olmayan bir söylemdir.

Cumhuriyet yeniden kurulmuyor ki!

Oysa küresel sermeye ve ülkemiz bağlaşıkları, eğitim fakültelerini kapatmayı düşünüyor.

Mesleki Yeterlilik Kurumuyla belli ölçütlerle, belirlenmiş sertifikalar yoluyla öğretmen alımını planlamaktadır.

Ülkemizde, niteliği tartışmalı binlerce öğretmen adayı yetiştiriliyor.

Bunlar işsiz ve piyasada sıradan işlerde çalışmaktadırlar.

Bu kalabalığı işe almak sorun çözülemez!

Biz daha klasik anlamda öğretmen yetişmede gelecek on yılda ne kadar öğretmene ihtiyacımız olduğunu belirlemede sınıfta kalıyoruz.

Sorunun kaynağı, önündeki sorunu çözebilir mi?

Öğretmen yetiştirme politikasının tıkanması, eğitim sisteminin tıkanması ve tükenmesidir.

Bu tıkanıklık ekonomik açmaza da işaret etmektedir.

Türkiye son yirmi yılda ciddi anlamda sadece bir eğitim krizi değil bir sistem dahası bir yönetim krizi yaşamaktadır.

Yönetici katman, cumhuriyet sisteminin ideolojik yapısıyla uyuşmadığı, onu ciddi anlamda sorgulayamadığı ve olanı biteni anlamadığı kendi ekonomik çelişkilerinde görülüyor.

Bunun kanıtı da akıl, bilim, sanatın temsilcisi öğretmenin yerine “imamı” öne çıkarmasıdır.

Bu zihinsel yapıdan başka bir beklentimiz olamaz.

Günümüz okulları, öğretmenleri, programları, öğretmenleri yetiştiren öğretmenlerin öğretmenlik anlayışları “ekonomi-politik” ve “felsefi tutarlılık” anlamında sorgulanmalıdır.

Bu kadar büyük emek, maddi kaybı toplumun kaldırması olası değildir.

Elbette ekonomik ve politik yeni kurgulara ihtiyacımız vardır.

1. Okul doğrudan yaşamın içinde ve yaşamla iç içe olmalı,

2. Okul yaşamla akmalı, ekonomiyle, bilimle, sanatla eş zamanlı değişmelidir.

3. Öğrenenler olarak, öğrenciler üretenlerle birlikte düşünmeli, birlikte araştırmalıdır.

4. Bu yeni anlayışın nasıl oturtulacağı, nasıl biçimleneceği üzerine partiler, egemen katmanlar ve akademia, sendikalar kafa yorulmalıdır.

Meslek edindirme kursları bir ön model olarak düşünülebilir.

5. Yukarıda açıklanan anlayış okulların despotik, kurgusal, tutsak evi yapılar olarak son bulmasıdır.

6. Ancak bunu yapmak için ekonomik ve yönetsel gücün dikkate alınması ve bilinmesi gerekir.

Ekonomik, politik güç, felsefi tutarlılık, bilimsel öngörü yoksa kurgu bir ütopya olarak kalır.

* Eğitim programcısı, yazar.

Kaynaklar:

Bakırcıoğlu, Rasim (2018). Ansiklopedik, Eğitim ve Psikoloji Sözlüğü, Anı Yayıncılık, Ankara.

Bora, Tanıl. (2020). Köy Enstitüleri, Birikim Dergisi, Nisan sayısı, İstanbul.

Baltacıoğlu, İsmail Hakkı. (1964). Pedagojide İhtilal. İstanbul.

Baltacıoğlu, İsmail Hakkı. (1944). Rüyamdaki Okullar, Yeni Adam Yayınları,

İstanbul.

Devellioğlu, Fethi, (2002). Osmanlıca Türkçe Sözlük, İstanbul

Dewey Jean. (2019). Okul ve Toplum. Pegem Yayınları, Ankara.

Hanaçerlioğlu, Orhan (1979). Felsefe Sözlüğü, Remzi Kitapevi, İstanbul.

Hanaçerlioğlu, Orhan(1977). Ekonomi Sözlüğü, Remzi Kitapevi, İstanbul.

Kaşkarlı Mahmut (1999). Divan-ı Lugat-İt Türk, ATDTK, Ankara.

Schleicher, Andreas.(2019). Dünya Okulu, 21. Yüzyılın Okul Sistemi Nasıl Kurgulanmalı. Ç.Ş.Karadeniz, BAU Yayınları, İstanbul.

Öncül, Remzi. (2000).Eğitim ve Eğitim Bilimleri Sözlüğü, MEB, İstanbul.

Paolo, Freire.(1991). Ezilenlerin Pedagojisi. Ç. D. Hattaloğlu,E. Özbek,

Ayrıntı Yayınları, İstanbul.

Marx, Karl, Frederich Engels. (2018). Alman İdeolojisi/Feuerbach, S. Belli, Sol Yayınları, Ankara.

Rousseau, Jean j. (2009). Emile, Ç.Y. Avunç, T. İş Bankası Kül tür Yayınları, İstanbul.

Rosenthal, M, ve P. Yudin.(1980). Materyalist Felsefe Sözlüğü,

Ç. E. Aytekin, A. Çalışlar, Sosyal Yayınları, İstanbul

TDK. (2005).Türkçe Sözlük, TDK Yayını, Ankara.

Wofford, Kate V.(1952). Türkiye Köy İlkokulları Hakkında Rapor. Çev. F. Varış, MEB, Ankara.

Wells, Harry K. (1986). Emperyalizmin Felsefesi Pragmatizm,

Ç.T. Yılmaz, SorunYayınları, İstanbul.

154 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle