Hoşgeldiniz  

MİLLİ ŞEHİT KAYMAKAM MEHMET KEMAL

Mehmet Zehir | 14 Nisan 2021 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

Babasının memuriyeti nedeniyle Osmanlı toprağı olan Beyrut’ta 1884 yılında doğan ve 1915 yılında tehcir kararı verilen Ermeni vatandaşlara kötü muamelede bulunduğu ve ölümlerine neden olduğu gerekçesiyle 10 Nisan1919 tarihinde Bayezit Meydanı’nda idam edilen Yozgat- Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey, 1922’de Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk tarafından milli şehit ilan edilmiştir..

1908’de Mülkiye Mektebi’nden mezun oldu. Gençliği padişah-muhalefet çatışması ve azınlık hareketlerinin oluşturduğu karışıklıklar içerisinde geçen Mehmet Kemal Bey, tam da II. Meşrutiyet’in ilan edildiği günlerde mezun olup hayata atılmıştı. Anayasanın ve meclisin yeniden yürürlüğe girdiği bu günler umut vaat etse de krizler ve buhranlar hiç de uzak değildi.

Beyrut ve Cezayir’deki kısa süreli görevlerden sonra 1910’da Rodos ‘a tayin olan Mehmet Kemal Bey, Trablusgarp Savaşı sırasında Selanik, Balkan Savaşları başlayınca Gebze ve 1913’te Karamürsel Kaymakamlıklarında görev yaptı. Nihayetinde 12Haziran 1915’te Boğazlıyan Kaymakamlığına getirildi.

Mehmet Kemal Bey bir kaymakam olarak hükumetin kendisine tebliğ ettiği emirleri uygulamaktaydı. Anadolu’nun dört bir yanında tehcir uygulanıyordu.

1.Dünya Savaşı’nda Rus hükûmeti ile ilişkili Ermeni ahaliden kurulu çeteler Türk nüfusa karşı saldırı ve katliamlar yaptılar. İktidardaki İttihat ve Terakki Fırkası ilçede  bütün Ermenilerin Suriye’ye sevk edilmesini mülkî amir olarak Kaymakam Mehmet Kemal Bey’e emretti. Kemal Bey de bu kararı uyguladı. Osmanlı Devleti’nin savaşta yenilmesinden sonra İttihat ve Terakki Fırkası dağıldı ve Hürriyet ve İtilaf Fırkası iktidara geldi.

Yeni hükûmet İttihat ve Terakki Fırkası ile bağlantılı bürokratları görevden alıp yerlerinde kendine yakın bürokratları getirdi.

1918 yazında, Boğazlıyan’daki görevi sırasında tehcire tabi tutulan ahalinin mallarının yağmalanıp gayrimenkullerinin talan edilmesine müsaade verdiği ve olaylar sırasında tedbirsiz davrandığı gerekçesiyle yargılandı.

Kemal Bey 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkesi sonrasında tutuklandığı zaman, birkaç ay evvele kadar devletin en kritik makamlarındaki bürokratları ve ordunun en yüksek mevkilerindeki paşaları yanında gördü.

İttihat ve Terakki hükumeti dağılmıştı.

İtilaf Devletleri savaş suçlusu adı altında, adı duyulmuş birçok ismi tutukluyorlardı.

Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey de aynı suçla yargılanıyordu. Mahkemeye gelen bazı tanıklar sanıkları bile tanımıyordu. Doyurucu kanıtlar ve detaylı araştırmalar yapılmadan hızlıca kararlar veriliyordu.

Nusret Bey ile aynı koğuşta kalan Falih Rıfkı Atay hatıralarında şöyle anlatıyor:

Mutasarrıf Nusret’in ölümü eşsiz bir faciadır. Terbiyeli, özü sözü birbirinden temiz bir Türk milliyetçisi idi… Karısına ve çocuklarına bile gösterilmemişti. Göğsüne asılan yaftada ”para çalmak için kıtal yaptığı” söylenen Nusret’in, yamalı pantolonu cebindeki cüzdanında yalnız bir kâğıt lira bulmuşlardı. Sabahın ilk saatlerinde tevkifhane avlusundan, zavallı karısının çığlıkları geliyordu.

Kaymakam Kemal Bey’in hikâyesi de farklı değildi:

Kaymakam Mehmet Kemal Bey tehcir sırasında Ermeni ahalinin ölümünden sorumlu tutularak yargılandı. Suçlanmasının işgalci devletlerin baskısıyla olduğu iddia edilmiştir. Kurulan Aliye Divan-ı Harb-i Örfi’de   “kış gününde vatandaşları can ve mal kaybına uğrattığı, ayaklarına süngüler bağlayarak ölüme terk ettiği” iddialarıyla suçlandı.

O ise, yargılandığı Nemrut Mustafa Divanı’na” Düne kadar hâkimler heyeti halinde olan sizler, şu dakikada bir tarih mahkemesi sıfatını almış bulunuyorsunuz. Ermeniler tarafından öldürülen dindaşlarının ve soydaşlarının matemi Müslümanların yüreklerini sızlattığı ve her gün gelen kara haberlerin halkı tahrik etmekten geri kalmadığı malumdur. Ermeniler ise, Rus Ordularının kah önüne geçerek, kah arakasında kalarak, ekseriya memleketin asker kuvvetinden mahrum kalmasına güvenerek facialar meydana getirmekten çekinmiyorlardı. Yozgat Vilayeti dahilinde sevk edilen bazı Ermeni-Muhacir kafilelerine, Ermenilerin Müslümanlara reva gördükleri facialara şahit olmuş, bazı asker kaçaklarının tecavüzü ihtimal dahilindedir. Ancak, savaşta yenilişimizin aleyhimizde meydana getirdiği hezeyanı durdurmak maksadıyla iddia makamının da isteği üzerine, kurbanlar verilmesi bir siyaset icabı sayılıyorsa, bu kurban, ben olamam. Siz kurban seçmekte değil, ancak hak ve adaletle hüküm vermek vicdani görevini taşıyan bir yüksek heyetsiniz. Mutlaka kurban aranıyorsa, herhalde bu işlerin tertipçisi ve idarecisi olarak benim gibi küçük bir memur bulunacak değildir.Der.

Milli Şehidimiz idam sehpasının önünde son sözünün ne olduğu sorulduğunda halka şöyle der:

Sevgili vatandaşlarım, ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki, ben masumum. Son sözüm bugün de budur, yarında budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet!  Benim sevgili kardeşlerim, asil Türk Milletine çocuklarımı emanet ediyorum. Bu kahraman millet elbette onlara bakacaktır. Allah, vatan ve milletimize zeval vermesin. Âmin. Borcum var, servetim yok üç çocuğumu, millet uğruna yetim bırakıyorum. Yaşasın Millet…”

Bir Türk Devlet görevlisinin siyasi iktidar değişince başına gelenler hiç değişmemiş olduğu batı toplumlarında olmadığı gibi Türk dışı toplumların istisnası hariç Türk Toplumu dışında gerçekleşmiş olması pek mantığa sığmaz. Türk tarihi incelendiğinde sayısız örneği olan bu vahim olayların temelinde Türklüğe pamuk ipliği ile bağlı olanların iş başına gelmiş olmaları en büyük ve somut etken olarak görülmektedir. Bu konuda Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk bunu bilincinden hiç çıkarmamış olup bu nedenle Kaymakam Mehmet Kemal’i ‘’milli şehit’’ ilan ederek bu konuya artık bir son vermemiz gerektiğini bize miras bırakmış olmasına rağmen biz ne yaptık? Yine Türklüğe pamuk ipliğiyle bağlı olanları iş başına getirmekten kendimizi alabilecek bir bilinç disiplinine kavuşamadık. Bununda sonucu olarak sadece ders almadığımız bütün konularda anmak ve unutturmamak için yapamayacağımız hiçbir şey yoktur demekten başka bir disiplin elde edemedik!

93 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle