Hoşgeldiniz  

KURAMSAL YAPI, BİLİM DİSİPLİNİ TUTARLILIĞIYLA BİLGİ VE DÜŞÜNCE ÜRETMEK

Hasan Güleryüz | 15 Nisan 2021 | Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Yerel Haberler


Hasan Güleryüz
guleryuz.hasan@gmail.com

(Aşağıda seçerek alıntıladığım yazının aslı, Türk Diline Büyük Oyun başlığını adını taşıyor. Yazı akdemiysen Kemal Üçüncüoğlu’na tarafından yazılmış, Odatv4’te yayınlanmıştır. Dille ilgili olan yazının kuramsal boyutları ve bilim disiplini açısından ele alınmıştır.)

1. Bizde akademik bilgiyi operasyonel bilgiye dönüştürecek kurumlar ve kadrolar çok az onlar da devlet ve iktidar mahfillerine, siyasi partilere galaksiler kadar uzaktır. Yaşadığımız sefaletin arkasında bu sefil ve çağdışı tavır vardır.

2. Bir el önde öbürü arkada. Dımdızlak aparıyoruz. Son okuduğu kitap yok. Son katıldığı ciddi bir kültürel etkinlik yok. Anlamaz, dinlemez, dinlese de kavrayamaz, kerameti kendinden menkul siyasi kadrolar, kitleler kakafonisinin içindeyiz. Oysa ki, modernleşme tarihimiz içerisinde maliye, hazine, hariciye, tıbbiye, harbiye, mülkiye, maarif kadrolarımızla çok seçkin bir “devlet yönetici sınıfı” oluşturmuştuk. Tekâmül ettirecek yerde her kasabaya ve mahalle arası apartmanına bir üniversite şiarınca tüm birikimi yerle bir ettik.

3. Boğazlı kazağı, şöminesi, 20.000 kitabı, postu, kültürel bir hobisi olmayandan siyasi önder ve üst düzey bürokrat olmaz. Tarihsel kimliklerimiz bizim aslî kimliklerimizdir, politik kimliklerimiz ki “hele Türkiye’de tali ve yüzeyseldir”.

4. Siyasal İslam’ın bu topraklara ait bir referansı yok. Oğuz Kağan “Kün Tuğ bolsın Kök kurıkan” derken Kaşgarlı “Türkçeyi öğreniniz zira Türklerin hakimiyeti uzun olacaktır” derken M. Kemal “Müdafaâ-yi Hukuk’’ derken hep “ben varım” dediler. Bir medeniyet sınırı çizdiler. Bu özgüvenin altını dolduracak olan şey teorik akıl [bütün türleri ile] ve bilgidir. Siyasal İslam’ın dili ve tarih şuuru yoktur, boşluktadır, köksüzdür. “Özne değil nesnedir.” Bu topraklara ait bir referansı yoktur. Tarih zannettiği şey “Abdülhamid anlatısı “örneğindeki gibi hezeyandan ibarettir.

5. Rom içtiği, 9 hanımı olduğu, genelev ve bira fabrikası açtığı, gayrı Müslim bankerlerle borsa spekülasyonu yapan bir halife olduğu gibi belgeli gerçekleri, iki Türkiye büyüklüğünde (1.600.00 km2) toprak kaybettiğini duygusal olarak kabullenemez, kızarlar. Oysa ki, döneminin İslamcıları büyük ölçüde ona muhaliftiler bunu da bilmezler. Benim ve dar gelirlilerin vergisinden fonlanan TRT’nin anlattığı gibi bir Abdülhamit hiç yaşamadı.

6. Milli beka yaptıklarını iddia ederler lakin Milliyetçiler bürokrasiden ve devlet hayatından dışlanmıştır. Kimle yapacaksınız milli bekayı? Cemaat ve tarikat enternasyonalizmiyle mi? Türk milliyetçiliği hareketinin 150 yıldır devlet yöneten yetişmiş kadroları vardı. Bu kadrolar devlet hayatından tart edilip FETÖ’ye alan açıldı sonunu gördük.

7. Devlet adamı bilinci Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın şu cümlesinde ne kadar doğru tasvir edilir; “Yüksek devlet görevleri kâr değil, feragat ve şeref içindir. Şeref, kişi yararını zedelediği ölçüde gerçektir!” diyor doktor. Muhsin Çelebi’nin yararı zedelendi, sizin neyiniz zedelendi. Doktor Hikmet Kıvılcımlı, 5000 yıllık Türk töresini harmanlıyor Oğuznamenin felsefesini yansıtıyor. Sen/siz neyi harmanlıyorsunuz?

8. Türkoloji teorik çerçevesi ve metodolojisi Batı dünyasında kurulmuş bir bilimsel disiplindir. Batı’nın “Doğu’yu öğrenme/değerlendirme çabası olan oryantalizm/şarkiyatçılık bağlamında bir sistematik kazanmıştır. Bu anlamda Batı perspektifini, önyargılarını, öngörülerini, görmek istediklerini yansıtır.

9. Türkoloji’yi yüzyılın başındaki entelektüel kaygıları olan bir bilimsel alan olmaktan çıkarıp teknik malumatlar üretme paradoksuna hapsetmiştir. Bilimsel bilgileri üretiyoruz; lakin onu bir kat daha üstüne bükerek bilgiden düşünce üretimine taşıyamıyoruz. O yüzden bu tür bir bilimsel gelenekten Samoyloviç gibi, Çobanzade gibi, Akçura, Gaspıralı, Togan, Atsız gibi tavır almalar bekleyemeyiz.

10. Tek tek ağaçları ve külliyen ormanı kuşatmak gerekir. Olaylar, sorunlar, semptomlar, görünüşler, bulgular “Theoriya / Nazariye” bağlamına oturtulmazsa, tahlil edilemezler. “Soruların” hazır cevapları vardır; “sorunların” cevapları değil tahlilleri/ çözümleri vardır. Bu çözümler birbirinden farklı olabilir lakin içlerinden biri en optimum olanıdır. Çözümlemeyi ortaya koyan birikim ve perspektiftir.

11. İtalyan dilbilimci arkeolog Hint Avrupa dilleri uzmanı Prof.Dr. Mario Alinei “Karadeniz’in kuzeyindeki Kurgan kültürünün kurucusu ve taşıyıcısının Türkler olduğunu söylüyor. Bunlar bizi ilgilendirmiyor biz “Altalıyık!” demeye devam mı edelim. (Afganistan’dan Karpatlara, Anadolu’ya kadar yaklaşık 7500 km’lik bir hatta yaygınlığı var).

28 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle