Hoşgeldiniz  

KÖY ENSTİTÜLERİ

Mehmet Zehir | 20 Nisan 2021 | Köşe Yazıları, Tüm Manşetler


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

Bu konuyu yani Köy Enstitülerini çok işledim.

Öncelikle Köy Enstitüleri’nin kurulmasının gizli gerekçesini bilmemizde yarar vardır.

Bu gerekçeyi ancak ondan önceki uygulamaların verimi veya verimsizliği ile bir nebze anlayabiliriz.

Malum 1 Kasım 1928’ki Harf Devrimi ile beraber kurulan Millet Mektepleri’nin başöğretmenliğini üstlenen Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk bu millet mektepleri ile hızlıca okuma-yazma sorununu çözmekte büyük yol almıştı.

Ancak köye ve köylüye aynı başarıyı götürebilmek için eldeki okumuş yazmış bilgelik yapacaklar dışında bir çalışma başlatmış ve KÖY ÖĞRETMEN OKULLARINI kurmuştu.

Zira buradan mezun olanlar ivedilikle köylere gönderilecek ve her öğretmen kendi köyünün bilgesi olacaktı.

Yani öğretmen yetiştiriciliğinin sürekliliği de sağlanmış olacaktı.

Nitekim bu millet mektepleri gibi köy öğretmen okulları da semeresini vermiş adeta öğretmensiz köy kalmamıştı.

Çalışmalar devam ederken Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk İsmail Hakkı Tonguç, Hasan Ali Yücel ve diğer kişilerle üç ay kadar Anadolu’yu gezerler.

Anadolu gezisi aynı zamanda sorunları yerinde tespit etmek, çözüm önerilerini yerinde başta İsmail Hakkı Tonguç ve Hasan Ali Yücel’in not almasını sağladı.

Sonrasında Hastalığı ilerler; hükümeti takip edemez, hükümeti ancak kendisine verilen raporlarla takip edebilir!

Ancak bu Anadolu Gezisi esnasında ve sonrasında Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk’ün verdiği demeçler eğitim alanında mevcut uygulamaların dışında başka şeylerin daha yapılacağı intibahını halkta uyandırmış hükümette ise emir haline gelmesine yetmişti.

Zaten mesele okur-yazar ve onlara öğretmen yetiştirmek olsaydı; Millet Mektepleri ve Köy Öğretmen okulları ile mesele çözülmüştü.

Öyleyse mesele neydi?

Yeni bir sosyete(toplum) inşa ediliyordu.

Bu toplum nitelikli hale getirilmeliydi.

O halde onlara okuma yazma dışında da katkı yapılmalıydı.

Kişi tarlasından en iyi verimi nasıl almalı, evini en geniş ve geleceğe uygun nasıl yapmalı, insan davranışlarının bütün toplumca bir kültüre nasıl dönüştürülebilmesi, kılık kıyafeti nasıl olmalı ve nasıl dikilmeli, evlilik, folklor, dayanışma… vb nasıl olabilirliği ile doldurulmalıydı.

Zaten kesintisiz Millet Mektepleri ve Köy Öğretmen Okulları sayesinde ilelebet okuma yazma işi her yaş için çözülmüşken (Kapatılması nedeniyle okuma- yazma seferberlikleri ve sürekli eğitim okulları olmasına rağmen ülkemizde hala oku- yazma bilmeyenlerin oranının %10’ların üstünde olmasının asıl nedeni burada saklıdır), bunun üzerine bir krema konulması tadından yenilmez olmaz mıydı?

Bu çalışmalar içeride halkta olumlu etki yaparken içeride ve dışarıda emperyalist hareketlerin sahipleri ve uşaklarında endişe yaratıyordu.

Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk aramızdan ayrılınca emperyalist hareketlerin sahibi ve uşaklarının beklediği an gelmiş oldu.

İlk yapılan Tarih l-ll-lll-lV’ ün 1939 basımı ve 1942’de de tamamen müfredattan kaldırılması olur.

1 Nisan 1939 tarihinde ABD ile yapılan anlaşma tam bir kapitülasyon anlaşması olur.

Emperyalizm ‘in kaybetmiş olduğu her şeyi geri verir ve bizi de Emperyalizm ‘in kucağına kalkmamacasına (GLADİO BAŞLANGICI) oturtur.

Yapılacak işler bellidir.

Biz eğitimle alakalı kısmı ifade edelim.

Millet Mektepleri ve Köy Öğretmen okulları, KÖY ENSTİTÜLERİ’NİN kurulması ile kapatılacak daha sonra da KÖY ENSTİTÜLERİ’NİN ‘hal çaresine’ bakılacaktı.

Bu kapsamda kuruluşunda kapatılmak üzere 1940 yılında Köy Enstitüleri kuruldu.

Hükümet çağ atlatmıştı…!

Ama Amerika’ya sormadan artık tuvalete gidemiyorduk! (Bugünlerimizden sanırım farksız)

Neyse sonra Amerikalıları bu eğitim işi kesmedi istenilen edilgenlik oluşmamıştı…!

O halde Cumhuriyet varken çok partili sisteme geçelim ve adı demokrasi olsun.

Yani “Cumhuriyette Cumhuriyetin karşısına demokrasi adıyla geçilmiş olsun.

Yani Cumhuriyet düşmanlığı meşruiyetle sağlanacaktı!

Çok partili siyasi sisteme geçtikten sonra siyasilerin, etnikçilerin, ayrılıkçıların, teröristlerin, bölücülerin, sadece vatandaşlık hakkı olarak devletimize bağlı olanların… dilinden demokrasi hiç düşmedi.

Bu sosyal demokrasinin konuşulur olmasını sağladı.

Hatta ülkemiz insanlarının bir çiçek bahçesi olduğunu dile getirerek Ulus ve Ulus Devlete yine meşruiyet içinde karşı çıkıldığının kılıfı da hazırlanmış oldu.

Acaba bu emperyalizmi ve yerli uşaklarını kesecek mi?

Asla.

Ne yapmalı eğitimi tam kontrol altına almalı ve Mankurtlaşan, Közkamanlaşan, Kanaralaşan bir toplum için 27 Mart 1949’da FULLBRT ANLAŞMASI imzalansın.

FULLBRT Anlaşması diğer adıyla EĞİTİM KOMİSYON ANLAŞMASI gereğince komisyonun başkanı ABD Büyükelçisi, komisyon üyelerinin yarısı yerli (daha sonraki süreçlerde bu üyelerde devşirilmiş üyeler haline gelecekti) yarısı yabancı, komisyon kararlarında oyların eşitliği halinde başkanın oyu iki oy sayılacak…

İşte eğitim nihayet bu komisyona devredilmiş olup kısa vadeli etkisi 27 Ocak 1954’de Köy Enstitüleri’nin de kurulurken ‘hissedilen kapatılmak üzere kuruluşu‘ son buldu.

Şimdi konunun bu detayları bilinmediğinden slogan olarak Köy Enstitüleri denilir durulur.

Evet Köy Enstitüleri ama Millet Mektepleri’ni, Köy Öğretmen Okulları’nı ve EĞİTİMİN İÇERİĞİNİN boşaltılmadan kurulması, geliştirilmesi ve yaşatılması hepimizin kabulüydü.

Ancak böyle olmadı.

Eğer işte samimiyet varsa kapatılan EĞİTİM ENSTİTÜLERİ üzerinde durulmalıdır.

Kaç kişi ciddiye alıp değerlendiriyor?

Varsa yoksa iki beğeni fazla almak, İnönü ve dolayısıyla CHP propagandası yaparken Atatürkçülük etiketi takıp Atatürk’e, Cumhuriyet’e ve hiç mütevazı olmayacağım yine de en masum ifadesi ile Türk’e karşı çıkmak.

Yeter diyoruz.

‘’Bu memleket tarihte Türk’tü, halde Türk’tür, ilelebet Türk kalacaktır.’’

37 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle