Hoşgeldiniz  

KÖY ENSTİTÜLERİ II

Mehmet Zehir | 21 Nisan 2021 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

Millet Mektepleri,Türkiye’de 1 Kasım 1928’de yeni harflerin kabulünden sonra halkı okuryazar kılmak amacıyla gerçekleşen eğitim seferberliği için kurulmuş dört ay süreli eğitim veren halk eğitimi kurumlarıdır.

Yeni alfabenin kabulünden önce 1927-1928 yılları arasında açılan 3304 halk dershanesinde 64.302 kişinin okuma-yazma öğrenip belge alması sağlanmıştı. Bu deneme, Arap harfleri ile yaygın bir eğitim çalışmasının gerçekleştirilemeyeceğini gösterdi.1928 Temmuz’unda Maarif Vekâletince yeni bir halk mektebi talimatname-si hazırlandı; Harf Devrimi’nin gerçekleşmesinden sonra da yeni Türk harflerini ülke genelinde halka en kısa zamanda en doğru şekilde öğretmek amacıyla sözü edilen dershaneler “Millet Mektepleri” adı altında yeniden düzenlendi. Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati Bey’in hazırladığı “Millet Mektepleri Talimatnamesi” (Yönetmeliği) 11 Kasım 1928’de Bakanlar Kurulu’nda onaylandı ve 7284 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 24 Kasım 1928’de Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla yürürlüğe girdi.

Yönetmeliğe göre daha önce okuma yazma bilsin bilmesin 16-30 yaş arası her Türk vatandaşının kurulacak Millet Mektepleri’nde kurs görmesi zorunlu idi. Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk, bu okulların Genel Başkanlığını ve “Başöğretmenliği”ni üstlendi

1936 yılında Atatürk’ün talimatıyla, Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan köy halkına pratik bilgi vermek amacıyla “Köy Eğitmeni Projesi” başlattı.

Okuma-yazma oranının yükseltilmesi ve eğitim-öğretim seferberliğinde kır-kent dengesinin sağlanabilmesi adına açılmış olan bu kurslar, 1930’lu yıllarda Türkiye’nin kalkınma noktasında köy ve köylü üzerinde etkili olan bir yapıdır. Cumhuriyet dönemindeki eğitim boşluğunu dolduran Köy Eğitmen Kursları’nın açılışı, yapısı ve işleyişinin köy okullarındaki başarı ve istikrarın sağlanmasına ayrıca o yıllarda nüfusun %80’ini oluşturan köylüye ve köy kalkınmasına katkısı değerlendirilmiştir.

17 Nisan 1940’ta Köy Enstitüleri Kanunu TBMM’de kabul edildi.

 Türkiye’de ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile açılan okul türü. Tamamen Türkiye’ye özgü olan bu eğitim projesini 28 Aralık 1938 tarihinde milli eğitim bakanı olan Hasan Âli Yücel bizzat yönetti.

‘’Türkiye’de köy enstitüsü fikri ‘’ ilk kezAmerikalı eğitim filozofu John Dewey’’ tarafından savunuldu.’’  Dewey, özellikle kırsal bölgelerdeki okulların toplum yaşam merkezi haline getirilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’de okulun yerel koşullara uyarlanması sorunu eğitim felsefesinin özünü oluşturuyordu. Köy Enstitüleri, John Dewey’in iş ve eğitimi birleştirme fikrini yerine getirmek için tasarlanmıştır. Mezunların aynı anda hem okul öğretmenleri hem de toplumun eğitmeni olması bekleniyordu. Öğrenciler aslında kendi okullarını, evlerini, kışlalarını, iş yerlerini vb. inşa ettiler ve birlikte yaparak ve yaşayarak üretim ile eğitimi kaynaştırdılar’’

1943 yılında yapılan 2. Milli Eğitim Şûra’sında Köy Enstitüleri aleyhine yaygın bir kulis faaliyeti yapıldı ve Köy Enstitüleri “İptidailiğe dönüş” olarak kabul edildi! Eski Sağlık Bakanlarımızdan Rıfat Serdaroğlu Türkiye’nin Amerika ile Rusya arasında kalması nedeniyle kuruluş amacı Türk Toplumu’nun geleceğinde çığır açacak olan Köy Enstitüleri devletimizi yönetenlerce adeta boğulduğu/ boğdurulduğu söz konusu olduğunu yazıyor.

Şura kayıtlarına bakıldığında eleştirilerin yerinde olduğu görülmektedir.

Bu şura kararlarından sonraki hükümetin oluşumundaki isimler ve eğitim alanına vurdukları damgalar ele alındığında Köy Enstitülerinin kurulurken; bir an önce bilinçten silinmesi için kurulduğunu göstermektedir:

1-1946 yılında, Köy Enstitülerinin mimarları Bakan Hasan Ali Yücel ve Genel Müdür İsmail Hakkı Tonguç görevlerinden alındı. (!)

2–Millî Eğitim Bakanlığına, Köy Enstitülerine karşı olan Şemsettin Sirer getirildi.

3-1947 yılında çıkarılan 5117 ve 5129 sayılı kanunlar ile Öğretmene toprak verilmesi güçleştirildi, öğretmenlere dağıtılan kitaplar-aletler-hayvanlar-malzemeler geri alındı. Öğretmen yeni Türk köyünün yapıcısı değil, sadece okuma yazma öğreten bir memur haline getirildi.

4-1947 ve 1948 yıllarında kabul edilen 5012 ve 5210 sayılı kanunlar ile, köylü vatandaşların okul yapmak yükümlülüğünden çıkarıldı.

5-1947-1948 ders yılında Köy Enstitülerinin beyin kadrosunu yetiştiren “Yüksek Köy Enstitüleri” kapatıldı.

6-29.04.1947 yılında kabul edilen bir yönetmelik ile öğrencilerin, okul yönetimine etkin olarak katılımları kaldırıldı.

7-09.05.1947 tarihli genelge ile, kız ve erkek öğrenciler birbirlerinden ayrıldı!

8-20.05.1947 tarihli genelge ile, dünya klasiklerinden yapılmış çeviriler toplattırıldı ve yaktırıldı.

9-1948 yılında öğretim programı değiştirildi, iş eğitimi kaldırılarak enstitüler klasik okullara dönüştürüldü.

10-1954 yılında gerçek işlevlerinden uzaklaştırılmış olan Köy Enstitüleri, öğretmen okullarına dönüştürülerek kapatıldı…

Öğretmen Okulları, Öğretmen Enstitüleri de aynı Köy Enstitüleri gibi soğuk savaşın etkisinde kalarak yönetim istikrarsızlıkları sonucu sürekli yapboz haline getirilerek Türk Eğitim Sistemi adeta yok edildi. Zaten Fullbryt Anlaşması varken başka bir şeyin olma şansı olmadığını bilmemiz gerekir. Ancak Fullbyrt Anlaşması hala yürürlükte olduğunu belki bilmeyen bir eğitim camiası ve eğitim bakanlığımızın olması gariptir. Daha da garip olanı bu bakanlığın ve bu eğitim camiasının başında Milli sözcüğünün bütün içeriği ile var olmasıdır!

95 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle