Hoşgeldiniz  

İKTİDAR MUHALEFET BENZEŞMESİ VE MUHALEFETSİZ DEMOKRASİ

Faik Kurtulan | 29 Nisan 2021 | Köşe Yazıları, Tüm Manşetler


Faik Kurtulan
faikce@yahoo.co.uk

2001 yılında dünyanın en güçlü emperyalist örgütü olan CFR tarafından Tayyip Erdoğan’a gönderilen memorandum neticesinde AKP kurulmuş, belli bir misyonu üstlenmiş ve iktidara getirilmişti. Amerikalılarla yapılan anlaşma gereği Erdoğan Büyük Ortadoğu projesinin eş başkanı olmuş ve Türkiye’nin ulus devlet modelini terk ederek şehir devletleri modeline geçirilmesi görevini üstlenmişti. Bu süreci Banu Avar şu şekilde özetliyordu:

“AKP’nin Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, kendisine gönderilen memorandumda belirtilen küreselleşmenin şehir devletleri planına uyacağını, parti programında ortaya koydu. Dünyayı yönetmeye soyunmuş elit, millî devletleri parçalamak istiyordu. Bunun için şehirleşme adı altında eski Yunan tarzı şehir devletleri modelini gündeme getiriyorlardı. Tayyip Erdoğan’a söylenen, bu politikaya uyması hâlinde, destek göreceğiydi. Erdoğan da küreselleşmenin şehir devletleri planını, parti programı hâline getiriyordu. Recep Tayyip Erdoğan’a New York’tan gönderilen memorandumda belirtilen Türkiye’nin şehir devletlerine ayrılması plânı, AKP Program ve Tüzüğüne hemen hemen aynı ifadelerle geçiriliyordu. Bakallı adlı lobi şirketi vasıtasıyla Erdoğan’a New York’tan gönderilen memorandumda ‘Ankara, yerel yönetimlere otonomi vermek ve millî hükümetin fonksiyonlarını yerel düzeyde merkezi olmaktan çıkarmak zorundadır. Dünya, bütün hükümetlerden bunu istemektedir. Bu memoranduma göstereceğiniz ilgiden dolayı takdirlerimizi sunarız…’ deniliyordu… Şirket, ABD’nin eski Türkiye Büyükelçilerinden Abramoviç tarafından yönlendiriliyordu. Abramoviç ise CFR üyesiydi.”

Kurulan bu yeni parti Türkiye’nin şehirlerini ayrı ayrı bağımsız devletçikler haline getirmek üzere iktidarda olduğu süreçte birçok belediye ve büyük şehir yasasını meclisten geçirecek ve şehir devletleri oluşumunu her an uygulanabilir hale getirecekti.

Takvimler 2009 yılını gösterdiğinde Soros’un Türkiye’de faaliyet gösteren kuruluşu olan TESEV önce İktidara ait belediyelerdeki yolsuzluklarla ilgili belge ve bilgileri aktararak Kılıçdaroğlu’nu parlatmaya başlamıştı. 2010 yılına gelindiğinde 1 Mart tezkeresi oylamasıyla Irak’a saldıracak olan ABD ordusunun Türkiye’de konuşlanmasını engelleyen Baykal artık küresel sermaye bir engel olarak görülerek bir kaset darbesi planlanmış ve görevden istifa etmek zorunda bırakılmıştı. İstanbul Belediye Başkanlığı seçiminde CHP’ye büyük oy kazandıran Kılıçdaroğlu kitleye bir kurtarıcı olarak gösterilerek genel başkanlığa getirildi. Yapılan kurultayda Kılıçdaroğlu parti meclisine 10 Aralık Derneği’nin önde gelen isimleri olan Burhan Şenatalar, Fuat Keyman, Erdoğan Toprak, Canan Kaftancıoğlu ve Oğuz Kaan Salıcı gibi pek çok ismi yerleştirdi. Artık TESEV’in 183 nolu kurucusu Kılıçdaroğlu ve 10 Aralık ekibi Türkiye’nin şehir devletlerine bölünerek ulus devletten vaz geçmesi fikrini savunmaya başlayacaktı.

Yine takvimler 2015 yılını gösterdiğinde CHP’nin şehir devletleri projesi seçim bildirgesine de yansımıştı, Merkez Türkiye Projesi. Bildirgede bu coğrafi sınırları ve yeri belirtilmeyen bölge Türkiye’ye sözde 200 milyar dolarlık bir gelir getirecek, iş, aş ve barış sağlayacaktı. Örneğin Şangay Limanından Bakü’ye gönderilen bir mal daha önce 50-55 günde alıcısına ulaşırken “Merkez Türkiye”de depolanan mallar trenle 15 saatte Bakü’ye ulaşacak, Bakü’deki alıcı her mal siparişinde 50-55 gün beklemek yerine “Merkez Türkiye”den istediği ürüne 15 saatte kavuşabilecekti. Yani bu demek oluyordu ki: Türkiye’de tahsis edilen bu devasa bölge Çin’deki devasa sermaye şirketlerinin deposu haline getirilecekti.

“Merkez Türkiye”nin yönetimi ise Türkiye Cumhuriyeti’nin yasalarına tabi olmayacak, kendi özel yasası olacak, şehri(bölgeyi) yöneten vali “özel yetkilerle” güçlendirilecek, valinin görevi şehirde bürokrasiyi mümkün olduğunca azaltacak ve ticareti kolaylaştıracaktı. . “Merkez Türkiye” de kurulacak serbest ticaret bölgesi, Organize Sanayi Bölgesi ve Teknopark yerleşkeleri de kendi kendini yönetecek. “Merkez Türkiye” nin yönetiminde ise TOBB, TİM, UND, UTİKAD (Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmetler Üretenleri Derneği), Turizm Yatırımcıları Derneği gibi sivil toplum kuruluşlarının yer almasını sağlayacak bir yapı kurulacaktı. Yani kurulacak olan Serbest Ticaret Bölgesi, Organize Sanayi Bölgesi ve Tekno Parkların da ayrı ayrı yönetimleri olacak, bu yönetimler tamamıyla sermayenin güdümünde olacak ve bu yönetimlere bölge valisi dahi karışmayacaktı. Bu da şöyle izah edilebilir: Komün[1]sistemine benzer yerinden yönetim bölgecikleri olacak ama tek farkı işçi sınıfının değil, sermayenin yönettiği komünal bir yönetim bölgesi sistemi uygulanacaktı. Buna bırakın ulus devlet merkezi olan Ankara’nın karışmasını, bu kocaman bölgenin valisi dahi müdahale etmeyecekti. Çünkü sistemin işleyişi Çin’deki büyük sermaye şirket merkezlerinin işlerini bu bölgelerin ufak sermaye yönetimleriyle direkt bir ilişkiyle götürmeleri sayesinde kolay bir hale getirilecekti. Ulus devlet ve onun engelleyici ve kendi halkını koruyucu yasaları bu nedenlerle ortadan kaldırılmalı yahut CHP programında görüldüğü üzere ayrı bir anayasa ile merkezi ulus devlet devre dışı bırakılmalıydı.

O günlerdeki seçim ortamında AKP’liler bu projenin kendilerinden kopya edildiğini söyleyerek CHP projesine sahip çıktılar.[2]AKP’lilere göre; “Kılıçdaroğlu’nun merkez şehir odaklı projesini, bundan tam 11 yıl önce Ahmet Davutoğlu CNN Türk ekranlarında tek tek anlatmıştı. CNN Türk’te 18 Şubat 2004 tarihinde yayımlanan Editör programında yaptığı konuşmada Merkez Türkiye’yi anlatan Ahmet Davutoğlu, “Türkiye köprü değil, merkez ülke olmalı. Bunun için sadece diplomat ve siyasilerde değil, aydınlarda da zihniyet değişikliği lazım” derken projeyle ilgili detaylar vermişti.” AKP’lilerin iddialarına göre CHP’nin “Merkez Türkiye” projesi Davutoğlu’nun Stratejik Derinlik adlı kitabından kopyalanmıştı. Sorun belliydi. Bir proje ortaya atılmış (yahut dışarıdan bir proje empoze edilmiş) ama iki parti de projeyi paylaşamıyordu.

Dip Notlar:

[1] (tarih) Özellikle ortaçağın son dönemlerinde, Avrupa’da ticaret ve zanaatta uzmanlaşmış ve böylece güçlenmiş, feodal devlete karşı özerklik ve bağışıklıklar kazanmış, burjuvazisi ve daha alt sınıfları arasındaki ittifakla kendi iç örgütlenmesini ve dayanışma ruhunu oluşturmuş kent.

 Kaynak: https://www.lafsozluk.com/…/komun-nedir-komunal-ne…

[2] https://www.aksam.com.tr/…/mega-projelerin…/haber-407251

125 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle