Hoşgeldiniz  

İÇ CEPHENİN SUSKUNLUĞU VE İŞBİRLİKÇİLER

Mehmet Zehir | 02 Nisan 2021 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

Yüzyıl önce kimler işbirlikçilik yapıyorduysa; bugün de aynı iklimden beslenenler aynı işbirlikçiliğini bugünün şartlarına uygun olarak gösterip göstermediğini ele almakta yarar var. Bu manada yüzyıl önce kırılma noktasını oluşturan İngiliz Severler Derneği’ydi. Bu dernek 20 Mayıs 1919 tarihinde kuruldu.

Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk’ün Samsun’a çıkışından bir gün sonra resmen kuruldu.

Doğaldır ki, bu derneğin kuruluş süreci hiç kuşkusuz bundan günler, belki de aylar, belki de yıllar önce başlamıştı. Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk’ün Samsun’a ayağını basar basmaz bu derneğin kuruluşunu kayıtlar yazıyorsa; demek ki, Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk’ü Samsun’a gönderenlerin asıl amacı, Anadolu’da Milli bir ayaklanmayı, birlik ve beraberliği sağlamak değil, Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk’ü İstanbul’dan uzaklaştırarak kendi amaçlarını düşmanlarla birlik olup sağlamaktır.

Bunun dışındaki görüşler, belgeler, bilgiler mantığa uymamaktadır.

İngiliz Severleri Derneği Başkanı: İngiliz Rahip Robert Frew (Albay Emiling,)

Üyeler: Sultan (Padişah) Vahdettin, Sadrazam (Başbakan)Damat Ferit Paşa, Dahiliye (İçişleri) Bakanı, Gazeteci Ali Kemal, Devlet Azası ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı Sait Molla, Türklükten istifa eden, Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi, Filozof ve şair Rıza Tevfik, Kâmil Paşazade Şevket Bey, Adil Bey, Mehmet Ali Bey, Gümülcineli İsmail gibi üyeleri bünyesinde barındırmış olması iddiamızı yeterince gerekçelendirmeye yetmiştir. İstanbul’un işgaliyle beraber de zenginler ve ileri gelenler kendilerini sağlama almak için derneğe sürekli üye olmaya devam etmişlerdir.

İngiliz Ajanı Frew başkanlığındaki bu dernek öncelikle Hürriyet ve İtilaf Partisi (Fırkası) ile iş-birliği yaparak öncelikle İstanbul’un yoksul semtlerinde her gün et dağıtarak halkla iç içe olmayı başardı. Ardından bu yoksul halk üzerinden her türlü bilgiyi toplamaya başladı. Sürekli İngiliz Devleti’nin maddi ve manevi desteği sayesinde Anadolu’ya sızarak orada karışıklıklar çıkarmaya İstiklal Harbi’ni engellemeye çalıştılar. Bu kapsamda üyelerinden imza yetkisi olan başta padişah ve Şeyhülislamın emir ve talimatlarını halka ulaştırarak, halkın İstiklal Harbi’ne destek vermesini engellemeye çalıştılar. Bu kapsamda Anadolu’nun birçok yerinde çıkan isyanın arkasında sürekli İngiliz Severler Derneği’nin yerli üyelerini görmek artık kaçınılmaz olmuştu.

Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk Nutuk’ta ‘’…Bu derneğin iki yönü ve iki ayrı niteliği vardı. Biri açık yönü ve usulüne uygun teşebbüslerle İngiliz himâyesini sağlama amacına yönelmiş olan niteliği idi. Öteki de gizli yönüydü. Asıl faaliyet bu gizli yöndeydi. Memleket içinde örgütlenerek isyan ve ihtilâl çıkarmak, millî şuuru felce uğratmak, yabancı müdahalesini kolaylaştırmak gibi haince teşebbüsler, derneğin bu gizli kolu tarafından idare edilmekte idi. Sait Molla ‘nın derneğin açıktan yaptığı çalışmalarında olduğu gibi gizli çalışmalarında da ondan daha çok rol oynadığı görülecektir...’’ diyerek yapmış olduğu tespitin 11 Kasım 1938’den sonra başka başta teşekküllerle ülkemizde faaliyet gösterdiğini anlamamız için sanırım kâhin olmaya gerek yoktur. Bu kısa özetten sonra son zamanlarda medyaya yansıyan birkaç olayı bir araya getirerek yukarıda anlattığımız hikâye ile ne kadar örtüşüp- örtüşmediğini gözler önüne sermek istiyoruz.

Öncelikle üç yıldan beri ısıtılıp ısıtılıp gündeme sokulan, ne hikmetse hükümet dışında hiçbir kimseden destek görmeyen bir Kanal Projesi var. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çılgın proje olarak nitelendirdiği ve her fırsatta yapılacağını açıkladığı Kanal İstanbul için 2021 Yılı Yatırım Programı’nda 1000 lira ayrıldı. 2021 Yılı Yatırım Programı’nı içeren Cumhurbaşkanı Kararı, Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı. Program’da, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından “Kanal İstanbul Bağlantı Yolları, Etüt, Proje ve Yapımı” işi altında 2013 ve 2024 yıllarını kapsayan 12 yıl için 8 milyar 629 milyon liralık bütçe ayrıldığına yer verildi. Ancak, toplamda 150 kilometrelik yol için 2021 yılında bu bütçenin sadece bin (1.000) lirasının tahsis edildiği belirtildi.

Bu konuyu yakından ilgilendiren bir durumda Katar ile yapılan su yönetimi anlaşması var. Katar, Malum çöldeki bir ülke olarak kendi içme suyunu dahi denizden arındırarak gidermeye çalışırken; bu anlaşmanın Türk yerüstü ve yer altı sularını ilgilendirdiği açıktır. Hatta Katar Emir’inin Kanal Projesi çevresinde yüklü toprak alımını da düşündüğümüzde Kanal Projesi’nin Katarlıların talip olup yaptırması için Kanal Projesi’ne devlet teminatı vermiş olmasını da dikkate aldığımızda bu proje ile alakalı bir şeffaflığın olduğunu iddia edenlere kimse inanabilir mi?

Buradan hareketle Kanal İstanbul Projesi’nin gündeminde Montrö’den Cumhurbaşkanı’nın çekilebile-bileceğini TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop ifade etti.

TBMM Başkanı’ndan önce de İstanbul Sözleşmesi diye Uluslararası bir anlaşmaya Türkiye Cumhuriyeti Devleti imza koymuştu ancak bu anlaşmadan imzasını Türkiye’nin çektiğini Cumhurbaşkanı’nın yayımladığı bir genelge ile duyurdu.

Bütün yazılı ve görsel medyanın yanı sıra sosyal medyada buna olumlu – olumsuz eleştiriler geldi. Çok az insan ise; Uluslararası anlaşmaların Türkiye Cumhuriyet Devleti adına TBMM tarafından onaylanıp veya reddedildiğine dair amir hüküm vardır. Şimdi bu amir hüküm bizi içeride ve dışarıda bağladığını hepimiz bildiğine göre Sayın Cumhurbaşkanı’nın bunu bilmeme olanağı ve TBMM Başkanı’nın bunu bilmeme olanağı olmadığı mantığa sığmamaktadır. Durum bu ise Neden bizi açık düşürecek durumlar sözlü ve yazılı olarak dışa vurulur anlayabilmiş değiliz.

Şimdi resmi bir araya getirmeye çalışalım: Katar Devleti, Amerika Devleti’nin tuvalete bir gölge devleti olup, Amerika ile bitirilemeyen işlerin Katar üzerinden bitirilmesini ifade ettiğine göre; Montrö’den çekilebiliriz, İhaleye devlet garantisi de veriyoruz. O halde gelin bu işi alın demekten başka ne anlama gelir.

Şimdi yüz yıl önceki durum ile sadece bu Kanal Projesi ile bağlantılı olarak Montrö Sözleşmesi’ne yapılan atıfın umuyoruz ki ağızdan kaçmış bir söz olmaktan ibaret olmasıdır. Aksi halde tarih tekerrür ediyorsa; bunun bizlerin tarihten ders çıkartmadığımız ile direk alakalı olduğu açık olduğunun altını çizmemiz gerekir.

18 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle