Hoşgeldiniz  

BOŞ SİLAH HEM SAHİBİNİ HEM KARŞISINDAKİNİ; DOLU SİLAH SADECE KARŞISINDAKİNİ KORKUTUR.

Mehmet Zehir | 12 Nisan 2021 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

-İran’ın seküler yönetiminin askeri yapısı Amerika tarafından iğdiş edildiği için Humeyni uçaktan inerek başa geçti.

-Saddam Hüseyin aynı yöntemle iş başına getirilmiş ve aynı yöntemle de tasfiye edilmiştir.

O günden beri Amerika- İran birbirlerine düşman iddiası kapının önünde söylenir durur.

Bu iki örnekten sonra kim ne derse desin: ‘’Amerika- İran arasında asla ve kata kavga yoktur.’’

Düşmanlık siyaseti yapılarak bölge de kutup oluşturulmuştur, bütün Arapların, Amerika’nın kucağına oturmasının ardında bu düşmanlık siyasetinin sonuçları yatmaktadır. Bunu devletler açık etmedikleri için halkın böyle inanması sağlanarak sürekli algı yapılmaktadır.

Bu kapsamda çift yanlı babadan-oğula ajan olan Rıza Sarraf Türkiye’yi daha fazla kontrol altına almak için kullanılmış kara para aklanmış, kara para aklanma nedeniyle bir sürü rüşvet verilmiş ve bunlar belgeli hale gelmiştir. Günü geldiğinde de Rıza Sarraf elini kolunu sallayarak gittiği Miami’de tutuklanmıştır. Elindeki belgeler ve beyninde ki belgeler bir araya getirilip konuşturulduğundan sonra Halkbank aleyhine New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde açılan davada şu suçlamalara yer verilmişti:

1-ABD’yi dolandırmak amacıyla komplo kurmak,

2-Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası’nı İran’a para transferleri yaparak ihlal etmek için komplo kurmak,

3-ABD bankalarını dolandırmak,

4-ABD bankacılık ve finans sistemini dolandırmak amacıyla komplo kurmak,

5-Kara para aklamak, kara para aklamak amacıyla komplo kurmak.

Bu konuda AKP iktidarı, her iddiayı kendince yalanlamış ama nedense bu dosya kapanmamıştır/ kapanmamaktadır.

Bu konu üzerinden ve bağlantılı olarak Türk Devleti tehdit edilir duruma düşürülmüştür.

Seri Mahkemeler 3 Mayıs itibariyle Amerika’da başlayacağı düşünüldüğünde; günlerdir hepimizi meşgul eden en son Montrö bağlamında köprülerin altından çok suların geçeceği açık hale gelmiştir:

Ukrayna’nın bölünmekle karşı karşıya kalmış olmasının yanında Amerika’n savaş gemilerinin Karadeniz’e girmek istemesi, bunu meşru hale getirmek istemesi; acaba tehditler karşısında düşünülen ödünlerden midir ya da tam tersi olarak Rusya’ya otur oturduğun yerde Ukrayna’yı size yedirmeyiz gerekirse Amerika’yı Karadeniz’de karşınıza mı dikeriz denilmekteydi?

Eskilerin deyimiyle acaba Şüyuu, vukuundan beter! bir durum mu var?


Öyle ya! bazı konular vardır ki, yapılmış olması söylenmiş olmasının gerisinde kalır. Ya da bazı konular vardır ki söylenmiş olması yapılmış olmasının önüne geçer. Acaba Montrö konusu böyle mi gündeme geldi bilemiyoruz.

Hiç gereği yokken bir gece Cumhurbaşkanı’nın yayımlamış olduğu kararname ile İstanbul sözleşmesinden çıktığımız açıklandı, yazının mürekkebi kurumadan Meclis başka Montrö’den bahsetti. Bu konuda siyaseten konuşmaması gereken, tarafsız olması gereken Meclis başkanının Montrö’den bahsedip Cumhurbaşkanı’nın İstanbul sözleşmesi gibi Montrö Anlaşması’nı da feshedebileceğini dile getirir gibi olması şimşekleri hemen Cumhurbaşkanı’na çekti. Hepimiz bu durumda Cumhurbaşkanı’nın yetkileri arasında Uluslararası anlaşmaları feshetme yetkisi yoktur tartışmalarına çekilmemizi sağlarken gerek Türk Kamuoyu gerekse dışarıdan Montrö ile alakalı hiçbir kimse ciddi bir endişeden bahsetmedi.

Montrö’ye taraf olma adına 30 Ocak 2021 tarihinde 126 Büyükelçi yazılı bildiri öncelikle yayımladılar. Ama kimseden ses çıkmadı!

4 Nisan 2021 gecesi daha önce Ergenekon ve Balyoz Davaları gereğince tutuklanmış ve nihayetinde emekli olmuş 104 Amiral, Cumhurbaşkanı’nın yayımladığı genelgeler gibi gece saatlerinde bir bildiri yayımlayarak Montrö’nün yanında oldukları vurgusunu yaptılar.

Gerek Emekli Büyükelçilerin gerekse Emekli Amirallerin yayınladıkları bildiriye baktığımızda bildiriler arasında tema olarak, vurgu olarak bir fark yok. Adeta fark yayımlayanların bir tarafının Emekli Büyükelçiler diğer tarafının Emekli Amiraller olduğundan başka bir şey değil.

Büyükelçilerin yayınlamış olduğu bildiriye ses çıkarmayanlar, Amirallerin yayımlamış olduğu bildiri üzerinden adeta destan yazma başardılar desek yeridir.

Ne olduysa Amirallerin bildiri yayımlamasından sonra oldu ve Amerika’dan ve Rusya’dan sesler gelmeye başladı. İşte bu noktada anlaşıldı ki, kurgu hedefine ancak ulaşmış atılan taş gerektiği kadar kurbağayı ürkütmüştü.

Amirallerden sonra 96 Eski Milletvekili de aynı konuda bildiri yayımladı ama hiçbir kimse tarafından konuşulmadı.

49 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle