Hoşgeldiniz  

Yıl 2010.

Ali Girgin | 02 Nisan 2020 | Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Yerel Haberler


Ali Girgin
aligirgin1975@hotmail.com

Mart ayının başları.

2009 Yerel seçimlerinin ardından 2007 yılından beri haftalık olarak çıkarttığımız Haber Marmara Gazetesi’ne 5 ay gibi bir süre ara vermiştim.

Bu ara içerisinde Mimarsinan Mahallesi’nde küçük bir parekende ve toptan satış yapan bir temizlik malzemesi dükkânı açmıştım.

Ufak çapta esnaflığı yerine getirmeye çalışıyor ve yeni girdiğim bu iş kolunu tanımaya çalışıyordum.

İlk bakışta çok zevkli ve bir o kadar da halka hem ticari hem de sağlık açısından kartelleşmiş temizlik firmalarına karşı fırsat gibi görünen bu işin göründüğü gibi yapılmadığı, kamu kurumlarında ve belediyelerde nasıl temizlik adına işlerin farklı yönlere gittiğini görmüştüm.

Kısacası fahiş fiyatlar, verilmediği halde veriliyormuş gibi gösterilen ürünler ve bunlara karşı kesilen faturalar ve daha niceleri.

Bense bu tür büyük işlerin içine girmeyi düşünmüyordum. Çünkü benden istenilenleri kesinlikle kabul etmiyor veya karşı taraflar kabul etmeyeceğimi çok iyi biliyordu.

Ancak bu durum beni bir hayli tedirgin etmiyor değildi.

Ve gazeteye ara vermeme rağmen bu konular üzerine gitmeye bu tür işler yapanların rahatça hareket etmemesi için çalışmaya başlamıştım.

Bunun meyveleri vermeye başlamıştı.

Bazı okullar, kurumlar bu tür ilişkilerden uzak durmaya başlamışlardı.

Mart ayının ortasına geldiğimizde telefonum çalmıştı.

Telefonda yakın bir arkadaşım bir yerel gazetede baş sayfada isim verilmeden ancak isim ve soyadımın baş harflerimin yazılarak haber yapıldığını ve şahsıma çok büyük ithamlarda bulunulduğunu ifade ediyordu.

Haberde isim ve soyadımın baş harfleri verilerek benim tüm kurumlara baskı yaparak temizlik ihaleleri aldığım, şantaj ve tehditler ile büyük faturalar soktuğum, okullara ihtiyaçları olmadığı halde malzeme satışı yaptığım vb. ifadelerle neredeyse benim hakkımda vatan hainliğine varacak kadar yazı yazılmıştı.

Bu gazete günlük olduğu için her yerde okumuştu.

Kısacası bu tür kurumlarla al gülüm ver gülüm işleri bozulan bir firma ve yandaşları benden kurtulmak için bu gazeteyi yanı o haber yapılacak alanı satın almışlardı. Amaç benim ortadan çektirilmemdi.

İlk önce cevap vereyim dedim ancak bundan vaz geçtim.

Savcılığa suç duyurusunda bulunayım dedim ondan da vaz geçtim.

Bunlara bu yalan ve dolanlarına karşı daha tesirli ve altından kalkamayacakları, tamamen gazetecilik örneği gösterilerek bu kişilerin nasıl gazeteci olduklarını halka gösterecek bir şey bulmalıydım.

Gerçek habercilikle bu kişilerin kamu kurum ve kuruluşları üzerinde nasıl bir asalak gibi çöktüklerini ve bu çöküşün önüne gerçek bir gazete örneği ile çıkılması kararını vermiştim.

Hem de bu hiçbir yerden gazete baskısı ve giderleri desteği almadan sadece okurların desteği ile çıkan bir gazete örneği olarak.

Birkaç gün düşündüm.

Haftalık gazeteme devam etsem haftalık gazete yeterli değildi.

Gazetem günlük olmalıydı.

Ancak bunun için de büyük kaynak gerekiyordu.

Birkaç gün evden çıkmayarak düşündüm durdum.

Ve elime bir kağıt kalem alarak hesap yapmaya başladım.

En kötü senaryoyu hesapladım.

Matbaacımızı aradım. Kâğıtçıyı aradım. Grafikeri aradım.

Aklıma gelen herkesle görüşerek fikir aldım.

Ve günlük gazetenin çıkması için önemli olanın sürdürülebilirlik ve halkın güveni olduğuna karar verdim.

Sürdürülebilirlik için mücadele etmek gerekiyordu. Ve bu bende vardı. Halkın güveni zaten bende hep vardı. Çünkü yalan ve yanlış yazmıyor doğru neyse onu yazıyordum. Kimseye de bağlı değildim. Halk neredeyse ben oradaydım. Çünkü benim değişmeyen kırmızı çizgimdi.

Martın son haftası tüm alt yapımı oluşturmuştum.

En önemli nokta gazetemin ilk günlük çıkacağı tarihi bulmaya kalmıştı.

Karar vermiştim.

1 Nisan 2010.

Gün geldi ve ben gazetemin ilk günlük sayısını çıkarttım.

Herkes 1 Nisan şakası yaptığımı, gazeteyi birkaç gün çıkartıp batacağımı, bırakıp haftalığa döneceğimi, kendimi rezil edeceğimi, fazla dayanmayacağımı vb. sözlerle karşılık vermişti.

Kimse çıkıp hayırlı olsun dileklerinde bulunmamıştı.

Ve ben günlük gazeteyi sürdürmüş, devam etmiş aylar birbirini kovaladıkça baskı sayım, tirajım artmıştı.

Herkes birkaç gün süreyi bir ay sonra, 3 ay sonra, 6 ay sonra batar dedikçe ben bu ayları da geçiyordum.

Kardeşim askerden gelmesinin ardından daha da rahatlamıştık. Güçlenmiştik.

Ve biz ne kadar gerçekleri ortaya koydukça o yalan haber yapan, vatan haini, Rum Pontus idealıları, terör örgütü sempatizanları, Fetö yanlısı, Atatürk düşmanı, ahlaktan nasibini alamamış halkın üzerine asalak gibi çökmüş gazete(ci)ler bir bir yerel piyasada güvenilirliğini kaybetmeye başladı ve büyük bir çoğunluğu gazetelerini kapattı. Gazeteciliği bıraktı. Veya ufak tefek şantaj, tehdit ve ahlaksızlıklarıyla para kazanmaya çalıştı. Çalışmaya devam ediyor.

Gazetemiz her zaman vatansever, Atatürkçü, Atatürk İlke ve inkılaplarından taviz vermeyen, milliyetçi, doğruya doğru, yanlışa yanlış yaklaşımı ve halkın yanında olmaya devam ettikçe bu gazete(ci)lerin büyük bir bölümü ortaklaşa hareket etmeye veya bir yerlere yamanmaya çalıştı.

Gazetemizde halkına düşman, devletine düşman Atatürk düşmanı olan bu kişiler deşifre edildikçe halk gerçekleri öğrendi.

Belediyeler, siyasiler, halk kendisini bu kişilere karşı korumaya başlamıştı. Artık bu girift ilişkiler içinde sarmal olmuş yapıya karşı direnç gösteriyordu. Her direnç bu ideolojik yapı içerisinde kamu kurum ve kuruluşlarına saldıranların zayıflamasına, ötelenmesine veya yok olmasına vesile oluyor, halk gerçekleri daha iyi öğrenme fırsatı yakalıyordu.

Şimdi bazıları kendilerini kurtarmak için ya yerel ya da büyükşehir belediye başkanlarının arkasında kuyruk gibi dolaşarak günü kurtarma telaşındalar.

Eskisi gibi “yazarım ha” ifadeleri olmuyor artık.

Çünkü kimse bu kişiliklere inanmıyor veya dalga geçiyor.

1 Nisan benim için bir dönüm noktasıdır.

Kötü emellere haiz kişilere karşı bölgede baş kaldırıdır.

Vatan haini ideolojilere karşı bir baş kaldırıdır.

Milliyetçiliği ayaklar altına almaya, terör örgütlerini sempatik göstermeye çalışanlara, Atatürk düşmanlığını beyinlere kazımaya çalışanlara karşı baş kaldırıdır.

Masum insanların kendi çarklarında öğütmeye çalışanlara bir baş kaldırıdır.

Devletini zafiyet içerisinde makalelerinde göstermeye çalışanlara karşı bir başkaldırıdır.

Ve öyle de devam edecektir.

1 Nisan herkesçe bilinen şaka günüdür.

Ancak benim için en ciddi olduğum gündür.

2007 yılında haftalık olarak kuruluşumuzu gerçekleştirdiğimiz ve 2010 1 Nisan tarihinde günlük hayata geçerek bugün 13. Yılını arkada bırakan gazetemize desteklerini, güvenlerini esirgemeyen tüm okurlarıma buradan sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

İmtiyaz sahibi olduğum Haber Marmara Gazetesi olarak sonuna kadar sizlerin güveninize layık olacağımıza da buradan şahsım adına ant içerim.  SAYGILARIMLA…

324 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.