Hoşgeldiniz  

ÜÇ MİSAK YA DA KAMÂLİZM

Mehmet Zehir | 21 Ekim 2020 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

Kamâl ATATÜRK’ün duygu, düşünce, söylem, uygulama ve ülkülerini tanımlamaya çalışanlar; O’nun adına kendi tanımlarını ortaya koyarak gerçeği ters yüz ederek, Kamâl  ATATÜRK’ün anlaşılmasının önüne geçerek; kendileri gibi Kamâl ATATÜRK’ün fikirlerini de düşmana hizmet ettirmişlerdir. Bu hizmet etmeyi anlayamayanların; anlamak istemeyenlerin masum olması mümkün değildir.

Kamâl ATATÜRK bütün duygu,düşünce, söylem,uygulama ve ülkülerini açık açık toplumla beraber gerçekleştirirken; toplumun ortak değerlerinin tamamından yararlanarak; yapılan işin deneme yanılma yöntemi  ile gerçekleşmesini arzulamaktaydı. Bunun en önemli nedeni Kamâl ATATÜRK’ün Türklerin her şeyine güvendiğinde görmek gerekir. Türk insanını belki de O’dan daha iyi tanıyan hiçbir kişi olmamıştır. Bu nedenle kendi insanına güvenmek ve o güvenin sonunda beraberce her taşı yerinden oynatıp onu mihraba  mı, eşiğe mi koymakta Türklerin kabiliyetinin hiçbir toplumun insanından geri olmadığını hatta üstün olduğunu görmekteydi.

Dolayısı ile hiçbir dogmaya, hiçbir tabuya, hiçbir ideolojiye, hiçbir doktirine, hiçbir kalıba sığmayan Türklüğün duygu,düşünce, eylem, söylem,uygulama ve ülküleri aynı zamanda Kamâl ATATÜRK’ün kandaşları ile bir ve beraber olarak adım adım gerçekleştiği değerlerdir.

Kamâl ATATÜRK bunlara 9 Mayıs 1935 tarihinde CHP Kurultay’ında Kamâlizm dediğine göre bunları unutturmak isteyenler kimlerdi, kimler Kamâlizm sözcüğünü kullanmaktan kaçınıyordu, kimler O’nun kurduğu Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nden ‘’ Kamâl  ‘’ sözcüğünü çıkarmıştı, kimler, kimler?

İşte bütün bunları kimisi, yapmadı, kimisi görmedi, kimisi duymadı ama bütün bunlar yapılmıştı!

Ortada demek ki açık bir ihanet var ve kimi susarak görevini yapıyor, kimi görmeyerek görevini yapıyor, kimi duymayarak görevini yapıyor! Oysa ‘’yerin kulağı var ‘’diye de bir deyim var!

Tarih ilerlemiş, teknoloji gelişmiş, Türk Çocukları yarım yamalak bir şekilde okumuş, okumaya araştırmaya devam ediyor. Dolayısı ile hiçbir gerçek ebediyen saklanamayacak olduğu ile herkes yüzleşmeye başlamıştır. Ancak bu yüzleşmeler birçok konuda mahkeme de olup, bir yargı kararına da bağlanmalıdır.

Amacımız öc almak değildir. Amacımız gerçeğin mahkeme kararı ile karara bağlanarak üzerimizde oyun kuranların bir daha bu oyunu kurmasının önüne geçilebilmesidir.

Vatan’ı hep beraber kurtaranlar bunu nasıl bir dogmanın ürünü, tabunun ürünü, ideolojinin ürünü, doktirinin ürünü, kalıbın ürünü yapabilirler. Oysa vatan aidiyeti ile ortaya çıkmış sınırları kabul edildiği gibi üzerinde imtiyaz hakkı sadece ve sadece aidiyetin sahiplerinde olan kutsal doğanın bir parçasıdır.

Aynı şeyi eğitim için ele aldığımızda görerek, tutarak, us, mantık, sanat değerleri ile yoğurarak elde edilen eğitim hangi dogmaya, hangi tabuya, hangi doktirine, hangi ideolojiye, hangi kalıba sokulabilir ki?

İktisatta aynı şekildedir.

Dolayısı ile ÜÇ MISAK’ın hiçbiri hiçbir kalıba sokulamaz.

Dolayısı ile öznesini Türkçe asker, kale, ordu devlet anlamına gelen Kamâl sözcüğüne yüklenen anlamlardan alan Kamâlizm, deneme yanılma yöntemine bağlı bir Türk Öğretisidir. Bunu hayatın bütün alanlarında uygulayabilir, başarılarını sürdürülebilir yapmak sadece ve sadece disiplini bırakmamakla mümkündür.

Buradan hareketle Üç Misak üzerine tesis edilen bütün devrimler, bu Üç Misakın ürünüdür. O halde bunların tanımlanmasında bir zincirleme aşama olduğu açıktır. Bu sistemli başarı yolunun açık olduğu anlamına gelir. Yapacağımız veya yapılacak bütün tanımlar deneme yanılma yöntemini esas alıp, sürekli gelişmeyi deneyimledikçe; geçmiş ile gelecek arasında sürekli bir köprü oluşacağından kaybolma olanağı ortadan kalkmış olacaktır. Bu deneyim hiçbir zaman bir ezbere dayanmayacaktır. Tamamen bir bilinç ile mümkün olacaktır. Bilimin varlığı kendisinden şüphe edilmesine dayanırken Kamâlizm bilimden şüphe edilmeksızın doğal olarak yararlanmaktadır. Bu yararlılık senkronize bir yararlılıktır. Yani tek taraflı bir yararlılık Kamâlizm’in doğasına aykırıdır. Onun amacı Türklüğün müreffeh olması ile ömrünü tamamlamayı bencillik olarak görür. Onun için bütün insanlık müreffeh olduğu kadar, yaşayan insanlığın sonrasındaki yaşamlara da katkı yapmayı hedefler. Türkler için doğanın ve emeğin kutsal oluşu bu nedenledir.

Doğum, düğüm ve ölümle Türklerin yasa(töre) ları oluşmuştur. İşte Kamâlizm burada sadece insanların yasalarını esas almaz, daha ileriye daha çevreye yayılmayı düşünür. Bu düşünce insanlar ve/veya canlılar için ölüm sonrası hayat için düşünülebilirken; belki de başka bir boyuta her şeyin geçmesini aslında hedefliyor olabilir. Bunu anlamak için epifizbezinin çok iyi çalışmasını sağlayacak bir toplum düzenini elde etmemiz gerekir. Bunun sayesinde fizik ötesi dünyayı daha iyi anlayabiliriz.

Zira ATALARIMIZIN bizlere milyonlarca yıl öteden bıraktıkları, bizlerin yakın tarihimizde bulduğumuz binlerce yıllık tarihi eserler; canlı türünün mevcut özellikleri ile tanımlanmakta zorluk çekmektedir.

Örnek: Göbekli Tepe.

Dolayısı ile epifiz bezinin bireysel ve toplumsal olarak bütün dünya da aşırı kirlenmiş olması veya temizlenmesi için doğanın salınım yapacağı unsurlarının yok olması aslında fizikötesi alemi sadece birkaç sözcükle ifade etmemizi sağladığını ifade edebiliriz.

Sonuç olarak diyebiliriz ki; Kamaâlizm’in sırrı Kamâlizm’in içindedir.

36 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.