Hoşgeldiniz  

ÜÇ KAVRAM: MANKUTLAŞMA, KANARALAŞMA, KÖZKAMANLAŞMA

Mehmet Zehir | 07 Temmuz 2020 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

Kamâlizm’in kaynağı Türk Kültürü, bilim, us, mantık, sanat, deneme-yanılma ile ortaya konulmuş ve Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk’ün bize bıraktığı eşsiz eserin ve ülķünün tanımıdır.

Mustafa Kemal Paşa içinde yaşadığı toplumu daha küçük yaşlarda herkes oyun oynarken tanımaya başlamış olduğundan, henüz ilkokul yaşlarındayken bile farkındalık oluşturma başlamış ve hayatı bilim, akıl, anlama, çapraz kıyaslama, sanat, estetik.. vb. üzerine öğrenmenin gayretiyle geleceğini hazırlamıştı. Oluşan farkındalığın nedeni, babasını çocuk yaşta kaybetmesi, buna rağmen arkadaşlarının babalarının olmasına rağmen; doğru yönlendirilemeyişi, hayatı gelişigüzel yaşadıklarından dolayı kendileri için bir bilinçli yükseliş hazırlayamamış olmalarında aramak lazımdır. Gerçekte de gelişi güzel yaşama ile insanlar ortalama bir gelişmişlik gösterebilirler. Çünkü artı bir hedef kimse önüne koyamadığı gibi, çevredeki insanlar ne yapıyorsa; sizde onu yaparsınız anlayışı bir mahalle baskısı olarak herkesi kuşatmıştır. Ancak buna karşı çıkacak sezgiler, düşünceler, sizlerde oluşuyorsa; bir farklı davranış ortaya koyarak kendi yolunuzu çizersiniz.

Toplumu sarmış olan Mankurtlaşma, Kanaralaşma, Közkamanlaşma sizi etkisi altına almamışsa; alamamışsa; sizin kendinize ait bir dünya görüşünü içselleştirdiğiniz düşünülür. Peki, gelişigüzel yaşayan kitleler bu olumsuzlukları hayatlarından defedebilmiş midir, etme arayışında olmuş mudur? Her şeyden önce bu şekilde tavır ileri sürebilecek aile, okul, çevreye var mıdır? Bu tür şartlar istisna kimlikler dışında mevcut Osmanlı başkentleri dâhil olmak üzere hiçbir şehrinde yoktur.

Bahsi geçen üç kavram, bütün insanlık içinde var olmuş olmasına rağmen, Türk Budunu’n da etkileri hiç bitmemiş olduğunun altını çizmek isterim. Bu altını çizmemiz sadece Türk olduğumuz için belki de bizim ele almamıza daha çok etki ediyor. Ancak birlikte ele alındığında iç içe geçmiş gibi görülen bu kavramların her biri Türk Tarihi’nin derinliklerinde atalarımızın yaşamış olduğu bütün bozulmaların, yıkılmaların, Türk adının unutulmasının ve daha birçok şeyin görülmeyen öznesi olduğu ile karşılaşıyoruz.

Dr. İkram Çınar, ‘’bir dış gücün içerideki egemen sınıfla işbirliği yaparak ülkenin eğitim ve kültür politikalarını milletin aleyhine değiştirerek, ulusal kimliğinden uzaklaştırma, kendi toplumuna ve kültürüne yabancılaştırma, bilinçsizleştirme ve sömürüye açık hale getirme, sonra da yardım ediyormuş kanaati yaratarak toplumun zihnini yeniden kurgulayıp sömürgecilerin zihinsel kölesi durumuna getirmek için milleti kendi değerlerine düşman etmeyi anlatan sosyo-kültürel bir kavram’’ olarak tanımlıyor ve bu süreçten geçenlere mankurt diyor.

Bu kavram sadece bu haliyle bile düşünüldüğünde insanın tüylerini dikleştirmeye yeterlidir. Oysaki Dr. İkram Çınar, bu konuyu bütün yönleriyle ele ‘’ Neden ve nasıl mankurtlaştırılıyoruz?’’ isimli kitabında almış, yukarıdaki tanımın bütün derinliklerine inerek tarihsel boyutunu ortaya koymuştur. Dolayısı ile mankurtlaşmanın tarihsel etkisi bilinirse; Mustafa Kemal Paşa yaşadığı çağda neden ve nasıl farklılıklar oluşturduğu daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum.

Ömer Yıldız Bey, Ercüment Özkan Bey’in ‘Kanaralaşmak’, sf.31, İktibas Dergisi 205.Sayı, Ankara 1996 sayılı yazısından alıntılayarak yapmış olduğu tanımda:’’ işlevinin tersini görmek, görevinin tam tersine hareket etmek, tabiatın bozulması ve fıtratına uygun davranmamak gibi anlamlara gelmektedir.’’ İnsanlar için uyarlanan bu konu köpeklerde de görülmektedir. Konunun biraz daha anlaşılması için ‘’ Bir köpek sorumluluğu altındaki ve koruması gereken koyunları gizliden gizliye birer ikişer yemeğe başlar. Bu alışılmadık durumun fark edilmesi hem zor hem de uzun sürer. Anlaşıldığında ise birçok koyun kaybedilmiş olur. İşte tecrübenin akleden insana kazandırdığı ve ders çıkardığı, imbikten süzülmüş pek çok deyim ve tabirden biri olan “kanaralaşmak” tabiri bu “fıtrat bozulması”nı ifade için kullanılır ve Anadolu’da halen de kullanılmaktadır.

Yani biz devleti yönetsin diye başımıza hakan getiririz, vali getiririz, kaymakam getiririz, muhtar getiririz, getirir de getiririz. Onlar doğru yöneteceklerini bize bir şekilde söylerler; ama sonra iş başına geçtikten bir süre sonra bizim canımız, malımız, özgürlüğümüz ufak ufak yok edilir. Bir de düşünün bunların yönetmiş olduğu toplumun halini! Ve bu toplum içinde yaşayıp ta bu erimeden, bu yozlaşmadan, bu yok olmaktan, bu bitmekten ders çıkarılmaz ve karşı önlemler alınmazsa Osmanlı gibi 200 yıl hasta adam olarak sayıklanmaz mıdır?

Aslan Baba isimli yazar bloğunda * KÖZKAMANLAŞMA’yı, Ulus içinde fitne ve karışıklık çıkarıp, kendi başına buyruk olan, düşmanların maşası haline gelip, kendi yurduna hainlik yapan vefasızlar olarak tanımlar ve olayın geçtiği hikâyeyi paylaşır.

Manas destanı ve köz-kaman: Köz-Kaman, Manas Destanı kahramanlarından birinin adıdır. Bu destanda Kırgızlar’ın bütün örf-adet ve gelenekleri, inanç ve dünya görüşleri işlenmiştir. Manas’ın, küçükken Kalmuklar’a esir düşen ve Moğolistan’a götürülüp orada büyütülen Köz-Kaman adında bir amcası vardır. Köz-Kaman Moğolistan’da Kalmuklar arasında büyütülür, bir Kalmuk kızıyla evlendirilir, oğulları olur ve bir gün oğullarıyla birlikte ata yurduna geri döner. Fakat o artık Kalmukça konuşmaktadır. Manas daha önce amcasını hiç görmemiştir, dolayısıyla onu tanımamaktadır. Üstelik de Kalmukça konuştuğu için, amcasını casus zannetmektedir. Manas amcasını yakalar ve zincire vurur. Bu arada manas, babasına mektup yazarak, amcası hakkında istihbarat yapar. Babası, amcasına iyi davranmasını ister. Manas babasının sözüne uyarak amcasını salıverir. Hatta bir de onun onuruna şölen verir fakat işte Köz-Kamanlık gerçek yüzünü ortaya koymuştur: Köz-Kaman’ın oğulları şölende arbede çıkarırlar ve Manas’ı döverler. Manas ileride Kalmuklar’a karşı sefere çıktığında da Köz-Kaman ve oğullarının ihanetinden kurtulamaz. Köz-Kaman hikâyesi görüldüğü üzere, kendi ailesine ve kendi kültürüne sırt dönüp düşmanla işbirliği yaparak bir ihanet şebekesine karışmayı işlemektedir.

Özetlersek; Mustafa Kemal Paşa’nın yetişmiş olduğu Osmanlı Kültürü’nde yukarıda ifade etmeye çalıştığımız bu ruhsal bozukluklara özne olacak kavramlar fazlasıyla vardı. Ancak bunlardan arınabilenler öncelik alarak ileriye geçtiğinde topluma iletiler verme, toplumunda verilen iletileri alma olanağını doğurduğunu ifade ederiz.

*http://arslanbab.blogspot.com/2014/05/mankurtlasmak-kanaralasmak.html

DİPÇE: Bir önceki yazımda Dr. İkram Çınar Bey’in unvanında maddi hata yapmış oldum, düzeltir özür dilerim.

105 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.