Hoşgeldiniz  

TÜRK TARİHİNİN YAZILMASINDA ETKEN OLAN NEDENLER VI

Mehmet Zehir | 23 Eylül 2020 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

Ben yaşadığım zaman içinde milletimin hayrına, refahına ve maddî manevî mutluluk ve onuruna uygun gördüğüm önlemlerin alınmasına çalıştım.

Mustafa Kemal elde etmiş olduğu donanımları ile kendi beyanı ile ifade ettiği gibi, Türk Milletinin hayrına, refahına ve maddi-manevi mutluluk ve onuruna uygun gördüğü önlemlerin alınmasına çalışmıştır. Mustafa Kemal çevresine, milletine, insanlığa, bitki ve hayvanlara karşı oldukça mütevazı olmasının yanında; düşmanlara karşı ise de son derece onları etkisiz hale getirip düşmanlıklarını bitirinceye kadar da kararlı bir taraftı. Bu nedenle Mustafa Kemal’in kendi ifadelerinden yaptıklarının belki de milyonda birini görebiliyoruz. Çünkü hiçbir şeyi ben yaptım demezdi! En fazla kendisini de içinde katacak olsa biz derdi.

Peki, gerçek neydi? Gerçek dediklerinin katlarıydı ve doğrusu Türk Milletinden daha çok onu Türk Milletinin ve kendisinin düşmanları anladı.

Mustafa Kemal’in anlaşılamamazlığının asıl nedeni Mustafa Kemal’in yendiği emperyalizm ile işbirliği içinde olan içimizde ki düşmanın maşası olan yöneticilerdi. En basit manası ile uçmağa varışının gerekçesi bile yapılan içki olmuşken; gerçek saklanmıştı.!

Peki, Türk Tarihinin yazılmasında etken olan gerekçelerde bunların payı var mıydı? Elbette vardı. Öncelikle Osmanlı Yönetiminin, Selçuklu yönetiminin ve daha önceki devlet ve imparatorluklarımızın bizlere miras bıraktıkları yazıp teslim ettikleri bir tarihimiz yoktu. Kaşgarlı Mahmut’un Divanı Lükat it Türk, Evliya Çelebi’nin Seyahatname, Ebulgazi Bahadır Han Türklerin Soy Kütüğü- Secere-i Terakkime, bunlar Türk Tarihi sayılamaz. Bunlar sayılsa sayılsa; Türklerin bazı dönem ve coğrafyalardaki varlıklarının o devrin insanlarının dünyaya bakış açıları ile değerlendirilmesi sayılabilir. Osmanlı dönemine ait bazı tarihi eserler olmasına rağmen; onlar da sonradan Osmanlıya geçmiş arayışından yazıldığından ve haremi adı altında Osmanoğulları’nı sadece anlattığından Türk Tarihi sayılamazdı.

Peki neden? Yine pek çok nedeni olmakla birlikte hiçbir kimsenin derdi, yekün bir Türk varlığı olmamıştır…! Herkesin derdi, kendi dönemi, kendi bencilliği, kendi inancı .. vb olmuştur. Geriye dönüp baktığımızda Türk Devleti kimliğini Göktürklerden beri kullanan Türk Devleti’ne dahi rastlamıyoruz. Bu arada peki kaç tane bilinen Türk olduğunu bildiğimiz devlet tarih sahnesine çıkmış? M.S 550’den M.S 1923’e kadar bir saymak lazımdır. Türk ismini bir kenara bırakalım, Türk varlığını yani Türk Töresi denilen Yasaları kimler uygulamıştır veya kimler yaşatmak için biraz olsun caba harcamıştır. Altınordu ( Altınorda) devletinden başka bir devlet bu yasaları yaşattığına tanık olamıyoruz! Bir de düşünün ki bunun MS 550’geriye binlerce yıl giderek varlıkları olduğunu bir şekilde öğrendiğimiz devletler üzerinde düşündüğümüzde resim çok daha büyüyor.

Bunları da bir kenara bırakalım: Kurulan devletlere bakalım. Öncelikle kurucusunun adıyla anılıyor, kurusu ne demişse o, sonra kurucu aile yok olduğunda yeniden iktidar savaşları başlıyor ve kim galip geliyorsa onun dedikleri buyruk oluyor. Dolayısı ile bir kurumsal yapı ve bütün millete dayalı bir yapı ortaya konulmak istenmediğinden sürekli devletler kendi içinde zayıf düşüyor; ya kendi kendini imha ediyor ya da düşman için kolay lokma haline geldiğinden düşman tarafından kolayca ele geçiriliyor.

Bunların hepsinin başında bir Türk tarihi oluşturulmaması/ oluşturulamaması yatmaktadır. Bunun aşılması demek; Türklüğe binlerce yıl ya da sonsuza dek yaşama adına bir felsefe bahşetmektir ki; bunu yapan kişi elbette Türk büyüklerinin en başına konularak saygıların en yücesine layık olduğunu bize söyletmelidir.

Peki, Mustafa Kemal’in iddiası bu mudur, böyle bir şey midir? Asla.

Mustafa Kemal, kendisini bizden ayrı görmüyordu. Her sözü ile bizden biri olduğunu, bizim içimizde olduğunu, biz olmadan yaşayamayacağını.. söylüyordu.

Gerçekten de öyleydi. Yemesi, içmesi, oturması, kalkması, giyimi, kuşamı, konuşması, dinlemesi, samimi, içten yüksek bir soyluluğa dayanıyordu. Onun derdi, Türk Milleti’nin elinden çalınan değerlerin yerine ikame edilen değerlerle insanlığın daha kötüye giderek köleleştirilmesini durdurarak tekrar ayağa kalkmasını hazırlamaktı. Bunun içinde öncelikle dayanacağı bir dayanağı olmalıydı. Bu dayanak Türk Milleti idi. Bu dayanağı seçmesinin nedeni ise bu milletin içinden çıkmış olması ve bu milletin bu değerlere geçmişte sahip olan tek millet oluşuydu.

İşte Mustafa Kemal savaşımını bu değerlerin üzerine koyarak yapıyordu.

Kendi ifadesi ile  ‘’ Benim tutkularım var, hem de pek büyükleri; fakat bu tutkular, yüksek makamlarda bulunmak veya büyük paralar elde etmek gibi maddî emellerin doyumuyla ilgili bulunmuyor. Ben bu tutkularımın gerçekleşmesini, vatanıma büyük faydalar dokunacak, bana da gerektiği gibi yapılmış bir görevin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum. Bütün yaşamımın ilkesi, bu olmuştur. Ona çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu koruyacağım.”

Demek ki Mustafa Kemal, her şeyden önce bir Türk olmakla birlikte bir yaratılmış bir insan olduğunu kabul ediyor ve bu insanlık kimliği ile çok genç yaşta elde ettiği tutkularını kendi vatanı için yararlı görüyor ve bu tutkularını gerçekleştirdikçe kendi iç huzurunu sağlayacaktı.

Bu tutkuyu Mustafa Kemal sadece Türkler için kullanacağım deseydi; Mustafa Kemal bu kadar büyüyebilir miydi? Elbette büyüyemezdi. Peki, sadece Türk Milleti için kullansa insanlığa daya mı yararlı olurdu? Elbette ki hayır. Demek ki Mustafa Kemal bir insan olarak her insan gibi bir varlık olarak kendisini önce gören ve bu nedenle öncelikle bütün insanlığa yarar sağlamakla kendisini görevlendiriyor.

Ancak insanlığın sorunlarını çözmek için bir milletin içinden olmak ve o milletten olmanın gerekli olduğunu ifade ediyor ve işin daha güzel yanı ise bu milletin kendi milleti olduğunu ve dolayısı ile kendi milletinin değerleri olmazsa yaşayamayacağını bilerek savaşımını veriyordu.

Biz doğrudan doğruya Türk’üz ve doğrudan doğruya milliyetçiyiz. 

28 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.