Hoşgeldiniz  

“TÜRK TARİH TEZİ ‘’ ÖNCESİ DÖNEMİ CUMHURİYET TARİHİ (1923-1931) ll

admin | 24 Şubat 2021 | Köşe Yazıları


admin
habermarmaragazetesi@gmail.com

İLK OKULLARDA TARİH ÖĞRETİMİ

Cumhuriyet döneminin ilk programı olan “1924 İlk Mektepler Müfredat Programı’nda Saltanat, Osmanlı Hanedanı ve Hilafet ile ilgili konular program ve ders kitaplarından çıkarılmış, yerine Türk Kurtuluş Savaşı Tarihi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kuruluşu, Sevr ve Lozan anlaşmaları, Cumhuriyet’in ilanı, Hilafet ’in kaldırılması konuları eklenmiştir (Maarif Vekâleti, 1340-a: 23-25; Yücel, 1938: 192; Cicioğlu, 1985: 197).

Genç kuşakları duygusal olarak Osmanlı’dan koparmayı ve Cumhuriyet ile olan bağlarını güçlendirmeyi esas alan bu değişiklikler “1924 İlk Mektepler Müfredat Programında; “Sarayın Hıyanetleri, Millî İntibah Devri, İstiklâl Harbi, Yeni Türkiye Devletinin Kuruluşu, Lozan Muahedesi, Cumhuriyet, Bugünkü Türk İlmi, On dokuzuncu Asır, Başlıca Keşifler ve İhtiralar. Avrupalıların Müstemlekat Siyaseti (Maarif Vekâleti, 1340 (1924)-a: 23-25)başlıkları altında verilmişlerdir. Böylece ilk kez Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinin tarihi de okullarda okutulan tarih derslerinin bir parçası haline gelirken, imparatorluk döneminden kalma anlam ve geçerliliğini yitirmiş konular ile birlikte verilişlerindeki amaçlar da tasfiye edilmiştir. Programda, tarih dersine 3. sınıfta bir saat, 4. ve 5. sınıflarda iki saatlik bir zaman ayrılmıştır. Programda her sınıfta okutulması uygun görülen konular şöyle verilmiştir:

Üçüncü Sınıf: “Bu sınıfta tarih dersi daha ziyade bir kıraat ve musahabe şeklinde olacak ve Meşrutiyetin ilânından bugüne kadar cereyan eden en mühim vakıalar, çocukların alâkasını celp edecek bir şekilde, muallim tarafından takrir ve hikâye edilecektir.

Bi-l-hassa Anadolu’da millî hareketlerin başlamasıyla cumhuriyetin ilânına kadar geçirdiğimiz milli intibah devrine en fazla ehemmiyet verilecek, bu devrin kahramanlık menkıbeleri, büyük şahsiyetleri anlatılacaktır.”

Dördüncü Sınıf:Mısırlılar, Fenikeliler, Keldânî ve Asurîler, İranlılar, Hititler, Türkler, Benî İsrail, Yunanlılar, Romalılar, [bunlar hakkında bi-l-hassa medeniyet tarihi itibariyle malumat-ı muhtasara verilecek, yalnız Türkler kısmı biraz tafsil olunacaktır].

Kurun-u vusta [hududu umumiye ve mümeyyezeyi gösterecek mücmel malumat].

Arap tarihi: İslam’da cumhuriyet ve mutlakıyet devirleri, Abbasiler devrinde Türkler [din derslerinde Hazret-i Muhammed zamanıyla ve Hulefâ-i Râşidîn hakkında tafsilat verildiğinden, bu cihetle daha muhtasar olacaktır].

Türk Tarihi: Oğuz Türkleri ve Selçukîler. Anadolu’da Türkler. Salip seferleri ve Türkler. Moğol istilâsı. Osmanlı Devleti’nin kuruluşu. Timur devri. Osmanlı devletinin yeniden tekerrür ve inkişafı. İstanbul’un fethi. Kürün-ı Vustada Türk medeniyeti ve garp medeniyetiyle mukayesesi.”  

Beşinci Sınıf: Kurûn-ı Cedide: Kurûn-ı Vustaya nihâyet veren başlıca amiller, Avrupa’da mutlakiyyetçi devletlerin teşekkülü. İngiltere’de meşrutiyet. İstanbul fethinden Tanzimat’a kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun ıttıla, tefevvuk, ricat devirleri. Eski Osmanlı hayat ve medeniyeti. Halk ve saray, idare, ordu, arazi teşkilatı, ulûm ve fünûn, edebiyat ve sanayii nefise, ziraat, sanayi’, ticaret, iktisadi teşkilat ve muahharen bunların inhitat-ı esbabı.

(Millî tarih hakkında malumat verilirken vakayı sırasında Rusya’nın bize karşı siyasetinden ve bi-l-hassa Fransız inkılabı-ı kebiriyle inkılap esaslarından bunun Avrupa ve Balkanlar’daki aks-ı tesirlerinden etrafıyla bahis edilmelidir).

TANZİMAT, MAHİYETİ, SEBEPLERİ VE NETİCELERİ

Bu devrede Avrupa ile münasebetimiz, Kırım Harbi, İlk Meşrutiyet Hareketleri, 1294 Harbi, Abdülhamid devri, Meşrutiyetin ilânı, İtalya ve Balkan harpleri. Cihan harbi ve mütareke, İmparatorluğun dağılması, ecnebi işgalleri, Sarayın Hıyanetleri, Millî İntibah devri, İstiklâl Harbi, Yeni Türkiye Devleti’nin Kuruluşu, Lozan Muahedesi, Cumhuriyet, bugünkü Türk âlemi, on dokuzuncu asır, başlıca keşifler ve ihtiralar. Avrupalıların Müstemlekât siyaseti (Maarif Vekâleti, 1340 (1924)-a: 23-25). Oldukça ilgi çekici bir başlığı olan İslam’da Cumhuriyet konusu ile Cumhuriyet rejiminin İslam’la çelişmediği, İslam’ın ilk dönemlerinin de bir cumhuriyet örneği olduğu işlenerek (Maarif Vekâleti, 1340: 24), Türkiye’nin yeni rejimine destek sağlanmaya çalışılmıştır. Öztürk’e göre; böylece aynı zamanda Cumhuriyet’e muhalefet edenlerin Halifeliğin kaldırılmasından sonra gittikçe daha yoğun bir biçimde kullandıkları Cumhuriyet’in İslam’a karşı olduğu tezinin de boşa çıkarılması amaçlanmıştır (Öztürk, 2001: 418). “1924 İlk Mektepler Müfredatında tarih programının en önemli özelliği, İslam’a bir tarih konusu olarak yaklaşılmasıdır. Tarih kitaplarının din kitapları olmadığı, İslam hakkındaki dinsel bilgilerin din derslerinde ayrıntısı ile verileceği özelikle vurgulanmış ve bu yaklaşım daha sonraki yıllar için de bir ilke haline getirilmiştir.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında tarih ders kitaplarının içeriği, rejiminin beklentilerine uygun olarak dönüştürülse de uygulamada beklenen sonuç alınamamıştır. Eski bakış açısı tamamen silinemediği için öğretmenlerin alışkanlıklarından vazgeçmemeleri olumsuzluklara yol açmıştır (Çapa, 2002: 85).  Derslerin beklentileri karşılayabilmesi için bir süre daha beklenmesi gerekmiştir.

Yusuf Akçura bu durumu şöyle açıklamıştır: “Osmanlı Devleti tarihe karışıp da yeni ve milli Türk Devleti kurulunca, mekteplerimizde Osmanlı devrinden kalma tarih kitaplarının derhal ve tamamen değiştirilmesi kabil olmadı. Tarih programları çabuk tebdil edildi ise de o programlara göre tarih kitapları o kadar çabuk tertip, tabı ve neşrolunamadı. Ancak seneler geçtikçe eski kitapların, milliyet, halkçılık esaslarına uygun olmak üzere, bir dereceye kadar ıslah edilmeye çalışıldığı veyahut bu esaslara göre yeni kitaplar yazılmaya uğraşıldığı görüldü. Fakat bu kitapları yazanlar da itiraf etseler gerektir ki, yapılan tadiller ve ıslahlar asıldan ziyade şekle, ruhtan ziyade maddeye aittir” (Akçura, 1932: 596). Meşrutiyet döneminin ürünü olan bu kitaplarda genel tarih, Avrupalı tarihçilerin özellikle Fransız genel tarih kitaplarının çerçevesi içinde kalmış hatta pek az değişikliğe uğratılarak eleştirel bir süzgeçten geçirilmeksizin aynen aktarılmışlardır. Sonuçta “mekteplerimizin… resmi ders kitapları olan bu kitaplarda Fransız tarihçilerin muayyen gayelerine göre yapılan inşai tarih hâkim ve nafiz bulunmuş, “Türk mekteplerinde… dikkatsizlik eseri olarak, Avrupa’nın ve bilhassa Fransa’nın dünyaya nazarı tedris ve telkin olunmuştur” (Akçura, 1932: 598). 

Türk tarihinin ihmal edilmesine ve Avrupa’nın Türkler hakkındaki yanlış yargılarının öğrencilere yansıtılmasına yol açan bu durum, 1924’teki düzenlemelerle bir ölçüde hafifletilmiştir. Eğitim-öğretim alanında karşılaşılan çok önemli diğer bir sorun ders kitabı konusudur. Programlarla birlikte, aynı zamanda derslerde hangi kitapların kullanılacağı da kararlaştırılarak bir liste halinde okullara bildirilmiştir. Türkiye’deki bütün ilk mektepler ve liselerde bu listedekiler dışında bir kitabın kullanılamayacağı ve buna uymayanların cezalandırılacağı vurgulanmıştır. Listede ilk mekteplerde tarih dersleri için şu kitapların izlenmesi benimsenmiştir (Aslan, 2010: Maarif Vekâleti Müsteşarlığı, 1340-1341-a: 1-6):

ÜÇÜNCÜ SINIFLAR:    

– Milli Tarih (Birinci Kısım), Köprülüzade Mehmed Fuat Bey

– Türkiye Tarihi, Ahmet Refik Bey

– Bizim Tarih, Ahmed Halid Bey

DÖRDÜNCÜ SINIFLAR:           

Milli Tarih (Dördüncü Sınıfa Mahsus), Köprülüzade Mehmed Fuat Bey

– Umumi Tarih, Ahmet Refik Bey

– Bizim Tarih (İkinci Kısım), Ahmed Halid Bey

BEŞİNCİ SINIFLAR:    

– Milli Tarih (Üçüncü Kısım), Köprülüzade Mehmed Fuat Bey

– Umumi Tarih (Beşinci Sınıf), Ahmet Refik Bey

– Bizim Tarih (Üçüncü Kısım), Ahmed Halid Bey

1924 İlk Mektepler Müfredat Programı yeni rejim ile eski programlar arasındaki uyumsuzluğu gidermek üzere yapılmıştır. Bu nedenle müfredat programları sorununun kısa bir süre içerisinde yeniden ve çok daha kapsamlı bir biçimde ele alınması bir zorunluluktu. Hazırlanan yeni program 1926-1927 ders yılında, seçilen birkaç okulda denenmiş ve alınan sonuçlara göre kapsamlı bir biçimde yeniden gözden geçirilip, bazı değişikliklerden sonra 1927-1928 ders yılında Türkiye’deki bütün ilkokullarda izlenmesine karar verilmiştir (Başgöz, 1995: 107).

1927 Programına göre ilköğretim iki devreye ayrılmıştır.

Birinci devre olarak kabul edilen 1., 2. ve 3. sınıflarda toplu öğretim esası benimsenmiş ve programa tüm derslere hazırlık amacı güden ve tarih derslerine ilişkin konuları da içeren bir mihver dersi olarak Hayat Bilgisi” eklenmiştir (Baymur, 1941: 21). Yeni programda daha öncekilerden farklı iki önemli yenilik vardır.

Birincisi, her ders için hedeflerin ve nasıl gerçekleştirileceklerinin uzun direktifler halinde sıralanmasıdır.

İkincisi, tarih derslerinde medeniyet tarihine önem verilmesi, derslerin isim ve tarihlere boğulmaması, coğrafya dersleri ile paralel bir şekilde yürütülmesi, öğretimde resimlerden ve tarihi eserlerden faydalanmanın yöntem olarak önerilmesidir (Türkyılmaz, 1967: 41). 

Programda tarih dersinin amaçları özet olarak: Çocukları Türk Milletinin mâzisi hakkında bilgilendirerek millî bilinç uyandırmak, bugünkü medeniyetin uzun bir geçmişin ürünü olduğunu anlatmak ve büyük tarihsel kişiliklerin yaşamlarından örnekler vererek rol modelleri sunmak şeklinde üç maddeyle verilmiştir (Maarif Vekâleti,1926: 71). Tarih derslerinin bu amaçları gerçekleştirebilmesi için öğretiminde dikkat edilmesi gerekenler yedi madde halinde verilmiştir.

Bu maddelerde özet olarak şu noktalara özen gösterilmesi vurgulanmıştır:

İlk mekteplerde kapsamlı bir “tarih-i umumi” öğrenmeye çocukların seviyesi ve programın süresi yeterli olmadığından “umumi tarihin” en önemli konuları Türk tarihiyle bağlantılı olarak öğretilecektir. Muharebelerin tarihi ve hükümetlerin hayatı yerine “medeniyetin tarihine” önem verilecektir. Öğretmen anlatımı isimlere ve tarihlere boğmayacak, hatırlanması için önemli olanları tahtaya yazacaktır. Tarih dersleri coğrafya dersleriyle paralel olarak yürütülerek harita kullanılacak, okulda harita yoksa öğretmen kendisi renkli tebeşirle siyah tahtaya krokiler çizecektir. Öğretimde tarihi levhalar gösterilecek, eğer levha yoksa öğretmen bunları kitaplardan sağlayacak, levhaları ve kartpostalları göstererek, okulda bu amaçla bir koleksiyon oluşturacaktır. Eğer varsa öğretmenler öğrencileri müzelere götürecek ve tarihsel eserleri gösterecektir. Eğer bu mümkün değilse öğrencilere kale, kule, su kemerleri gibi tarihsel eserleri göstererek bunlara ilişkin tarihsel bilgi vermelidir. Tarih derslerinde çocuklara verilen bilgiler tarihsel okuma parçaları ile desteklenmelidir (Maarif Vekâleti,1926: 71).Ancak aradan geçen bunca zamana karşın, tarih eğitimi açısından son derece önemli olan bu amaçlar gerçekleştirilememiş, hatta zamanla tersine bir durum ortaya çıkmıştır. Yeni yaklaşımlara hâkim tarih öğretmenlerinin azlığı, var olanların eski alışkanlıklarından ve geleneksel öğretim yöntemlerinden vazgeçemeyişleri, ders kitaplarının yetersizliği, gerekli ders araç-gereçlerinin sağlanamaması, bu amaçların gerçekleşmesine engel olmuştur.

Atatürk’ün okuduğu kitaplar arasında, ilk ve ortaöğretimde izlenen derslere ait müfredatların da bulunduğu görülmektedir (Başbakanlık, 1973). Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar üzerine bir araştırma yapan Gürbüz Tüfekçi, Atatürk’ün 1926’da deneme niteliğinde uygulanan ilköğretim programında, tarih dersleriyle ilgili bölümde yapılan bazı açıklamaların altını çizdiğini vurgulamaktadır. İlkokullarda tarih derslerinin amaçlarından bir tanesi olarak verilen ve yaşamının her aşamasında kendisinin de yaptığı gibi, “Büyük şahısların hayat ve hareketleri tasvir edilerek çocuklara imtisale şayan numuneler göstermek cümlesini işaretlediği görülmektedir. (Tüfekçi, 1983: 332). “1926 İlk Mektepler Müfredat Programı’ndaki diğer bir yenilik Bahri Ata’ya Göre; Atatürk, tarih öğretiminde belgelerin, haritaların, ıraksak soruların, müzelerin ve alan gezilerinin kullanılmasının önemini bizzat görmüş ve uygulamış bir ülke ve devlet kurucusu olarak karşımıza çıkmaktadır.  Atatürk, yaptıkları ile çağdaş tarih pedagojisi ile çağdaş müzecilik anlayışını entegre etmeye çalıştı. Üstelik halkın sanat ve tarih bilinci açısından eğitimi söz konusu olunca, tarih öğretimini ve müzeciliği iki ayrı alan gibi düşünmemiş, disiplinler arası bir çerçeve içinde birlikte işe koşulması gerektiğini kendi hayatından örneklerle göstermiştir. Atatürk’ün, o günlerde yaptığı işler, günümüz Tarih öğretmenlerine tarih dersinin sunumunu çeşitlendirme ve müzeleri işlevsel olarak kullanma konusunda önemli ipuçları vermektedir(Ata, 2000: 90). “1926 İlk Mektepler Müfredat Programında tarih dersleri haftada 2 ders olarak dördüncü ve beşinci sınıflara alınmıştır. 

Programda öğrencilere öğretilmesi kararlaştırılmış olan tarih konuları şu başlıklar altında özetlenebilir:

Dördüncü Sınıf:

İnsanlığın ilk dönemleri ve tarih öncesi dönemlerde insan yaşamı; Yunan ve Roma başta olmak üzere eski büyük medeniyetler ve insanlık üzerindeki etkileri. Türkler ve eski yurtları, Orta Asya hakkında kısa coğrafi bilgi ve Anadolu ile karşılaştırması, yayıldıkları bölgeler, bugün yaşamakta oldukları yerler, yaşam tarzları, inançları, adetleri, medeniyetleri ve bırakmış oldukları eserler. Türklerin Müslümanlığı kabulü ve burada ek olarak İslamiyet’in doğuşu ve yayılması. Anadolu’da Türkler, “Tavaif-i Mülük” ve “Ehl-i Salib” seferleri, Selçuklular, Selçuklu medeniyeti, Anadolu’da Selçuklulardan kalan eserler ve Selçuk hanedanının çöküşü. Osmanlının kuruluşu, Karamanlılar, Akkoyunlular, Bizans ile muharebeler, Rumeli’nin istilası ve İstanbul’un fethi. Bundan sonra yükselme ve çöküş devirleri kısaca gözeden geçirilerek millî tarih, çok kısa bir biçimde, Cumhuriyet’e kadar getirilecektir.

Beşinci Sınıf:

Umumi tarihe” genel bir bakış, tarihin başlıca devreleri ve özellikleri. “Kurûn-ı vustada” doğu ve batı, dini saltanatlar, eminler, halifeler, babalar, derebeylikler. “Garpte intibah devri”.Tefekkürde tahvil” seyahatler, keşifler, ihtiralar, dinde reform. Avrupa’da mutlakiyetçi devletler, İngiltere’de meşrutiyet, Amerika istiklâli, Fransa İnkılâbı, Avrupa’da sanayi ve iktisadi inkılâp, buharın sanayide kullanılması, büyük sanayi, vapur, şimendifer ve telgraf. İstanbul’un fethinden Tanzimat’a kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş, yükseliş ve çöküş devirleri.

Eski Osmanlı hayat ve medeniyeti: Halk ve saray, İdare, ordu, arazi, ulûm ve fünûn, edebiyat ve sanayi-i nefise, ziraat, sanayi, iktisâdi teşkilat ve bunların inhitatı sebepleri. Milli tarih hakkında malumat verilirken “Rusya’nın bize karşı siyasetinden ve bilhassa Fransa İnkılap-ı Kebiriyle, millet nazariyelerinden ve bunun Avrupa’da ve Balkanlar’daki tesirlerinden Sanayi ve iktisâdi inkılâbın bizdeki tesirlerinden bahis edilecektir” Türklerde teceddüt hareketleri. Tanzimat. Mahiyeti ve sebepleri ve neticeleri. Kırım Muharebesi. İlk Meşrutiyet hareketleri. 1876 Rus Harbi. İkinci Abdülhamid devri. Meşrutiyet. İtalya ve Balkan Harbi, milliyet cereyanları, Cihan Harbi, Osmanlı İmparatorluğu’nun akıbeti, İstiklâl Mücadelesi, Millî Türk devleti, Hilâfetin ilgası, Laik Cumhuriyet. Bugünkü dünyaya umumi bir nazar. (Maarif Vekâleti, 1926: 71-74).

Cumhuriyet’in eğitim anlayışına göre, çocuklara her vatandaşın bilmesi zorunlu olan bilgi ve becerileri kazandıran, özgür bir insan ve milli topluluğun bir üyesi olarak haklarını ve ödevlerini öğreten bir kurum olarak ilkokulun başlıca amacı, genç kuşakları çevresine etkin bir biçimde uyum sağlayabilen iyi vatandaşlar olarak yetiştirmekti. Buradan mezun olan çocukların çoğunun eğitim hayatı burada sona erdiği ve başka bir eğitim kurumuna gitme olanağı bulamadıkları için, son derece özel bir anlam yüklenmiştir (Antel, 1952: 13-14).  

Bu çerçevede tarih derslerinde, laik bir cumhuriyetin vatandaşlarına kendi geçmişi ile ilgili olarak bilmesi gereken asgari tarih bilincini kazandıracak bilgilerin verilmesi esas alınmıştır. Bu bilgiler sürekli olarak bir sonraki eğitim basamağında daha da ayrıntıya inilerek tekrarlanacaktır. 1927 rakamlarına göre ilkokullarda 420.889 öğrenci eğitim alırken, bunların ancak 16.252’si 1926-1927 eğitim-öğretim yılında ortaokula devam edebilmektedir. Aynı yıl liselerde okuyan öğrenci sayısının ise sadece 1.555 olduğu dikkate alınırsa (Maarif Vekâleti, 1944), ilkokullara neden bu denli önem verildiği ve programlarda ayrıntılara girildiği daha iyi anlaşılacaktır. Mezunlarının çok az bir bölümü daha sonra eğitimini sürdürebildiği için ilkokulda tarih derslerine de büyük bir önem verilmiş ve ana hatlarıyla her şey verilmeye çalışılmıştır.

12 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle