Hoşgeldiniz  

TİTRE VE KENDİNE GEL!

Mehmet Zehir | 26 Haziran 2020 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

Kamâlizm’in kaynağı Türk Kültürü, bilim, us, mantık, sanat, deneme-yanılma ile ortaya konulmuş ve Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk’ün bize bıraktığı eşsiz eserin ve ülķünün tanımıdır.

Bandırma Vapurunda bütün Türk Tarihi’ni kendi öz yaşam öyküsünün üzerine monte ederek Samsun’a 19 Mayıs 1919’da ayak basan Mustafa Kemal Paşa, daha sonra ad günü sorulduğunda 19 Mayıs’ı söylemiştir.

Bunun nedeni Türklerin yurdunun kaderi ile kendi öz yaşamı aynı bir farkla aynı paralelliktedir. Bu fark kendi fiziksel ömrü elbet bir gün tükeneceği ama Türklerin yurdu üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyet Devleti ilelebet yaşayacağıdır.

Mondros Mütarekesi 30 Ekim 1918’de imzalandığında Suriye Cephesi’nde savaşmakta olan Mustafa Kemal Paşa, Adana’da imzadan sonra görüştüğü arkadaşlarına vatanı kurtarma fikrini açar, 13 Kasım’da İstanbul’a gelir ve başkent İstanbul’unda vatanı kurtarmanın mümkün olmadığını görüp Anadolu’ya resmi bir bahane ile geçerek cephede kurtuluşu aramak gerektiğine kanaat getirir.

Bu kararın sonucu adım adım yol alarak artık Anadolu’dadır.

Mustafa Kemal Paşa’ya en başta tebliğ edilen görevleri henüz Sadrazam ve Genel Kurmay Başkanı ile yemek yerken yerinde görüp inceleyip öyle yanıtlamak gerektiğini beyan ederek, amacını dışa vurmamış, yalan konuşmamış, tam bir kurmay edasıyla ifade etmiştir.

Ancak Mustafa Kemal Paşa Samsun’a adım atar atmaz, Milli Mücadele fiilen başlamıştır. Bu nedenle Milli Mücadeleyi başlatmak, milli egemenliğe dayalı kayıtsız şartsız, bağımsız yeni Türk Devleti’ni kurmak ana ilke olmuştur.

Samsun’da askeri ve sivil ulaşabildiği her yer ile görüşmeye başlamış ve halkın uyandırılması için her türlü çalışmanın ve özellikle mitinglerin tertip edilmesini telgraflarla yayabildiğince yaymıştır.

Sağlığı açısından gittiği Havza Kaplıcalarından çektiği ilk telgraflar daha sonra Havza Genelgesi olarak kabul görmüştür.

28 Mayıs 1919 günü bütün askeri ve sivil makamlara çektiği telgraflarla bütün işgallerin protesto edilmesini, işgallere karşı mitingler yapılmasını, milletin uyarılarak harekete geçirilmesini istemiştir.

Henüz Samsun’da ki iken çektiği telgraflar etkisini göstermiş 23 Mayıs’ta İstanbul’da 150 bin kişinin katıldığı bir miting toplanmıştır.

Bu telgraflarla mitingler yurdun çeşitli yerlerinde düzenlenmiş ve ulusal bir bakış bütün yurtta yakalanmaya başlamıştır. Bunun sonucu olarak işgal altındaki yerlerde çeşitli tutuklamalar yapılarak Malta’ya sürgünler başlamış, Mustafa Kemal Paşa’nın ANADOLU’DA Kİ görevini bırakarak İstanbul’a dönmesi işgal güçlerince istenmiştir.

Mustafa Kemal Paşa’nın bu uyarıları neden etkisini göstermiştir?

İstanbul hükümeti bunları yapamaz mıydı?

İstanbul’da ki GENELKURMAY BAŞKANLIĞI böyle bir atılım yapamaz mıydı?

Ya da SİVİL KURULUŞLAR böyle bir çalışma yapamaz mıydı?

Bu sorulara yanıt bulmak için hem soruları daha arttırmayı, hem soruların içerikleri üzerinde derin derin düşünmek lazımdır.

Ancak düşünceye öncelikle bireyden başlayıp sonra topluma ve kurumlara ulaşmak gerekir.

Düşmanların hasta adam dediği ancak ne batan ne de ayağa kalkmakta dirayet gösteremeyen başkent İstanbul kendisine olan bütün güveni kaybetmiş durumdayken; bireylerinde korkunun esiri olmaması mümkün gözükmüyordu.

Öyle ki 6 asır en büyük güç kudret olarak kendisini tanıtan Osmanlı, nedense en ufak bir saldırıda çok büyük kayıplar vermiş, ayaklanma çıkaran her etnik kimlik istediğini fazlasıyla almıştı.

Devletin parçalanmasına dahi ses çıkaramayan, çıkardığı sesi dinletemeyen bir başkent ve onu yöneten zavallılar, yönetimi de ahbap – çavuş ilişkisine terk ettiklerinden binlerce yıllık Türk Devlet geleneğinden bir haber olanlarca yönetiliyor hale gelmişti. Kokuşmuşluk öyle hal almıştı ki, padişah bile kendi miskinliğinden varlığını düşmanın vicdanına bırakmakta bir sıkıntı duymuyordu!

Bu miskinlik kısa bir zamanın sonucu değildi. Ancak ne geriye gidip sorgulamaya zaman, ne de olanak vardı. Zaman yoktu, çünkü düşman kapıdan eksilmiyordu. Olanak yoktu, çünkü sorgulayanın kellesini vuran zalim iktidar düşmana karşı çaresizdi. Sarayın içinde padişaha karşı kimse sesini yükseltemezken; gerçekleri kimsenin söyleyip karşılık bulması mümkün olmadığından; ordunun kademelerine de haliyle liyakatli komutanlar yerine eyyamcı veya düşmanların hoşuna gidecek davranışlarda sıkıntı oluşturmayan komutanlar atanıyordu. İçişleri ve dışişleri adeta düşmana uyumlu hareket etmekte birbirleri ile yarışan sefirlerle doluydu ve çok vahim durumda bunların hemen hemen hepsi Türk dışı etniklerdi.

İstihbarat ise tam bir evlere şenlik misali hal almıştı.

Övünülen Teşkilatı Mahsusa bile Türklerden oluşmamıştı, Türkümsülerden veya en iyi ihtimalle Müslüman olan Osmanlıya zamanında sığınmış ailelerin çocuklarından oluşuyordu.

Zaten Osmanlıya sığınan ailelerin çocukları askeri okullara daha kolay alınıyor, Türk soyluların çocukları ise askeri okulların önünden hasbelkader geçebiliyordu. Böyle bir durumda Türk çocuklarının istihbaratı ele geçirmesi beklenemezdi.

Nitekim ileride göreceğimiz gibi bugünlerde ekilen tohumlar Cumhuriyet devrinin tamamında kendisini göstermeye devam edecektir. Yani istihbarat hiçbir zaman yüzde yüz Türklerin eline geçmemiş/ geçememiş olduğu görülecektir. Bu nedenle Türk Devleti sürekli dengeleri koruyarak ilerlemek isterken; dengeleri oluşturanlar imtiyaz istediklerinde devlet ya karşılamalı; ya da ayak diretme ile başlayan ihanetler nereye kadar gittiğini göğüsleyebilmeli.

Konuya dönersek; bireysel olarak Mustafa Kemal Paşa, kurtuluşun Anadolu’da olduğuna inancıyla; daha sonra İstiklal Harbi’ne Sivas Kongresi’nde zapt altına alınarak katılan ünlü, ünsüz paşalar ile Bandırma Vapuruna şu veya bu amaçla binen ama asla payitahttan ayrılmak istemeyen paşalar ile İstanbul’da görüşmüştür. Türlü bahanelerle hiç biri katılmak istememiş; gelenler ise; yukarıda belirttiğimiz üzere payitahtın emrini Mustafa Kemal Paşa yerine getireceğine olan inançları ile vapura binmişlerdir. Anlı, sanlı paşaların hikâyeleri ileri de zaman zaman konumuz içinde yerini alacaktır. O zaman detaylı örneklerde verdiğimiz olabilecektir.

163 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.