Hoşgeldiniz  

RÜZGARA RAĞMEN DOĞUM OLACAK!

Mehmet Zehir | 15 Temmuz 2020 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

Kamâlizm’in kaynağı Türk Kültürü, bilim, us, mantık, sanat, deneme-yanılma ile ortaya konulmuş ve Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk’ün bize bıraktığı eşsiz eserin ve ülķünün tanımıdır.

Arapların bitmez tükenmez bilmeyen isteklerinin dip kültürü, Arap inanç sistemi ve uygulamalarından gelir. Bunlar inandıkları dinleri kendilerine göre tanımlarlarken; inandıkları din içinde birçok tarikat ve mezhep geliştirerek esasında her grubun kendi aralarında kendisini güçlü kılması söz konusu iken kendileri dışında düştükleri konum tutarsızdır.

Arapların bu inançlarındaki durumu şöyle özetleyebiliriz:

1-Selefiye, Mutezile ve Eşariyye adıyla anılan itikadı (akaide) İslam mezheplerine/akımlarına dayalı metotları benimsemişlerdir. Vahabilik, Müslüman Kardeşler, Taliban, El Kaide ve Hamas günümüzde bu itikadı mezhepleri kabul eden tanınmış radikal İslam anlayışının temsilcileridir.

2-Arap coğrafyasındaki inanç ve inancın temsilcileri uzun yıllar Batılı emperyal güçlerin esareti altında yaşamışlardır.

3-Arap inanç” anlayışının hâkim olduğu toplumlarda yalvaça*bir kanaldan ‘KAN BAĞI’ illiyetine dayanan “seyidlik büyük önem arz eder. Şeyhlik makamına dayalı İslami fetva ve yorumlar/tefsirler alabildiğince yaygındır.

4-Mescitlerin Yaratıcı’nın olduğuna inanılması ve dolayısı ile ‘ insanların bir şeyhe bağlanmadan hakikate erişemeyeceği’ anlayışı hâkimdir.

Temel olarak bu gruplandırma Arap inanç sisteminin dışa vuran yüzü olarak kabul edilebilirken; içeride yani dışa vurulmayan birçok ayrıştırma, birçok zıtlaştırma, birçok kabul edilemeyecek düşünce ve uygulama olduğu da kabul gören bir durumdur.

Oysa Yavuz Selim’in hilafeti almasından önceki dönem ve dönemlerde; Türkler birçok çağa damgasını vurmuş, kendi içinde birliğini korumuş, her yönden mutlu ve gelişmiş bir toplum olduğundan onlarca devlet kurmuştur. Bu devletleri kurarken yapmış olduğu savaşlarda yerel halkın hep desteğini görmüştür. Çünkü savaş öncesi şartlarını ortaya koyarak, o topluma amacını anlatıp, bunun sonucu olarak savaşa girişilmesinin kararına karşı tarafı da ortak eden bir anlayışa sahipti. Dolayısı ile yerel halkın desteğini görmesinin en büyük nedeni Türklerin savaş öncesi ortaya koyduğu tebliğler ve bu tebliğlerin özünü ifade eden; hiçbir kimsenin köle, ayrıcalıklı, imtiyaz sahibi, toplum içinde hiçbir sosyal ve iktisadi statü olamayacağının her insanda özgürlük aşkını doğurmayı ifade etmiş olması yatar.

Bu anlayış binlerce yıllık Türk Kültürü’nün her insan topluluğunda olduğu gibi varoluştan elde ettiği ve koruduğu değerler gibi, bir de bunların üzerine deneme,  yanılma ve gözleme dayalı olarak ortaya koyduğu farklı çağlarda farklı isimlerle anılan ancak özü değişmeyen yazılı olmamasına rağmen içselleşmiş değerleri yatar.

Bunu Arap inanç sisteminin karşısına koyduğumuzda Türklerin us, mantık, bilim kavramına sanatı da ekleyerek değerlerinin evrensel özellikleri ile ilerlediğini görürüz. Geçmiş çağlarda, Bailik, Sabilik, Haniflik, Maturidilik.. ve nihayetinde çağımızda ismi Laiklik olan anlayış bu anlayıştır.

İşte Yavuz Sultan Selim’in Arapları getirip bütün Osmanlı Medreselerine yerleştirdiği Arap Eğiticiler için; o zaman MATURİDİ inanç yöntemi denilen yöntemi ve uygulayıcı eğiticilerini kovuyordu. 

Araplarla farklılığın en belirgini “us kullanma” ve “insan iradesi” hususunda ortaya çıktığı görülür.

Maturidi’ye göre “US insana verilmiş ilahi bir emanettir. İnsan kendi varlığının üstünlüğünü akıl sayesinde anlar. İnsanın kusur işlemesi aklını kullanmayı terk etmesi sebebiyledir. Yaratıcı’nın emirleri us sahibine hitap eder. Us sahibi olmayan kişiler ilahi emirlerin dışında kalır. (Maturidi, Kitab üt Tevhid, 171-174)

Bu konuyu en yakın dönem adına çok iyi kritik edenlerin en başında veya başında gelenlerden biri de Arnold J. Toynbee’dir**. Kendisinin Güney Müslümanlığı dediği EŞARİLİK (Fas’tan Arabistan’a kadar) bizim için tehlike olmaktan çıkmıştır. Bir şeyh satın alır hepsini yönetebilirsiniz. Bizim için Kuzey Müslümanlığı MATURİDİLİK (İstanbul’dan Buhara’ya Türk Bölgesi) tehlikelidir. Bunlar bilimle barışıktır. O nedenle her zaman ATATÜRK gibi bir asi çıkarabilir. Önlemi şimdiden alınmalıdır. Görüldüğü gibi düşman kendi felsefesini bizi ve Arapları çok yönlü inceleyerek oluşturmuş ve İngiliz Devleti’de geçmişte olduğu gibi Toynbee’nin döneminde de bu felsefe üzerine çalışmalarını pratiğe dökmüştür.

Arnold J. Toynbee’nin kişisel olarak yapmış olduğu bu tespiti yeri geldi mi altıyüz yıl bütün dünyayı yönetmiş denilen Osmanlı ortaya koyamamış, bunu anlayamamıştır ve bunun cezasını bütün dünya ile birlikte başta biz Türkler çekiyoruz.

Bu durumda Yavuz Selim devrinin çok geniş bir şekilde anlaşılması, Araplara verilen imtiyazlar, ayrıcalıklar, iktisadi tasarruflar yanı sıra oluşturtulan kültür anlayışının bir toplaması yapılıp eleştirisi ortaya koyulmadıkça kanaralaşmaktan kurtulmamız söz konusu olmayacağını söyleyebiliriz.

Bütün bunlar içinde 20.yüzyıl ilk paylaşım savaşının çıktığı yüzyıl olmasına, milyonlarca evladımızı kaybetmemize, yaralısıyla, kaybıyla, katliama tabi tutulanıyla kölelik yaptırılanıyla, cariye edileniyle .. bedel ödettirilen aslında terk etmiş ve/veya terk etmekte olduğumuz us, mantık, bilim ve sanat değerlerimizin bize kesmiş olduğu fatura değil mi?

Oysa Mustafa Kemal Paşa’nın bütün adımlarında us, mantık, bilim, sanat fışkırmaya başlamış, ama bunu da kesmek için; kendini satmış, bütün değerleri çürümüş, esir halinden adeta bir fosil haline gelmiş olan Osmanlı yönetimi ve ilişki ağının olması Türklüğün sondan bir önceki talihsizliği olarak tarihe kaydedilmiştir.

*Yalvaç (TDK’ya göre) : Peygamber.

** Arnold J. Toynbee (tarih felsefecisi):1915 yılında İngiliz Dışişleri’nin propaganda bürosunda çalışmış bu şahıs, 33 yıl Karanlık Masa’nın (Chatham House) başkanlığını yapmıştır. 1900‘lü yılların başında gazeteci kimliğiyle Anadolu’ya gelerek, Türk ve Türkiye karşıtı olumsuz kitap, makale yazan Toynbee, hepimizin ismini bildiği Lawrence kadar tehlikeli ve etkili bir ajandır.

155 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.