Hoşgeldiniz  

PAZAR GÜNÜ CENAZEDE SINIF AYRIMCILIĞININ EMRİNİ KİM VERDİ?

admin | 16 Eylül 2020 | Asayiş, Genel, Gündem, İslamiyet, Tüm Manşetler, Yerel Haberler A- A+

Pazar günü Kuba Camii’nde geçmiş dönem belediye başkanlığı yapmış birisinin cenazesinin cami avlusunda, gölgede ve her türlü organizasyonun tam anlamıyla hazırlanmış bir şekilde mermer musalla taşının üzerinde cenaze namazının kılınmasına karşılık, diğer iki cenazenin cami avlusunun dışında dört ayaklı bir ayaklığın musalla taşına büründürülüp cenazelerin bekletildiği binanın önünde yol üzerinde cenaze namazlarının kıldırtılıp, camı avlusuna sokulmaması “Müslümanlıkta ayrımcılık mı yapılıyor? Cenazelerde Büyükçekmece’de önemli önemsiz ayrımı mı yapılıyor? Bu cami birilerinin babasının malı mı? Bu ayrımın yapılmasına sebep olan yetlükili Başkan Hasan Akgün’mü, Müftü mü, Mezarlıklar Müdürlüğü mü? CHP İlçe Başkanlığı’mı? Ak Parti İlçe Başkanlığı’mı? Yoksa kim?” sorusunun sorulmasına neden oldu.

Nurettin Girgin’in Cenazesi yol ortasında kıldırıldı.
Önemli görülen cenaze cami avlusunda kıldırıldı.

Cenazede ayrımcılık yapıldığı ile ilgili tüm tespitleri gazetemiz İmtiyaz sahibi köşe yazısında, “Halkın verdiği vergilerle maaşlarını alan hizmetliler, halkın hizmetlisi olan yetkililer önemli kişi için tüm imkânları seferber ederken diğer halktan olan vatandaşların cenazelerinde bir bardak su dahi dağıtmadılar. Halktan kişilerin cenaze namazları cami avlusunda kılınması gerekirken cami avlusuna sokulmadan musalla taşı bile denilemeyecek hurda bir eşik üzerine tabutlar konularak, insanların yol olarak kullandıkları alanda cenaze namazı kıldırtarak bir nevi hemen cenazeyi kaldırtıp önemli cenazeye sıkıntı yaşatmaması için çalıştılar. Halktan cenazelere gelen çelenkleri cami avlusuna koydurtup önemli cenazeye gelmiş gibi gösterttiler. Çelenkleri acılı ailelere bile söylemediler. Yol boyunda yapılan cenaze namazı alanına indirmediler. Önemli cenazeye gelenler güneş altında yanarken önemli cenazeye gelenler tamamen hijyen şartları sağlanmış, her alanı dezenfektan edilmiş cami avlusunda, gölgelik alanda cenaze namazını kılma şerefine nail oldular. Ne zamandan beri cenaze törenlerinde sınıf ayrımcılığı yapılmaya başlandı? İslam dininde sınıf ayrımcılığı var mıdır? Şimdi bu ayrımcılığı yapanların vicdanı rahat mı? Halkın kendilerini getirdiği oturttuğu o koltuklarda rahat oturabiliyorlar mı?” diyerek tepkilerini dile getirdi.
Ali Girgin’in köşe yazısı ise aynen şöyle;
Pazar günü babam Nurettin Girgin’i kaybettik. Cenazesi Küba Camii’nde saat 14.00’te cenaze namazının kılınması olarak Silivri Mezarlıklar Müdürlüğü tarafından organize edildi. Mezarlıklar Müdürlüğü’nün yaptığı programa göre cenaze cenaze aracıyla alındı ve Küba Camii’ne getirilerek babam burada yetkililer tarafından yıkanarak cenaze saatine kadar caminin gasil hanesinde bekletildi. Cenaze sahiplerine de en geç saat 13.00’te camide olunması istendi.
Her şey buraya kadar normal işledi.
Saat 13.00 civarı camiye vardığımızda geçmişte belediye başkanlığı yapmış birinin de cenazesinin saat 15.00’te kaldırılacağını orada haberini aldım. Bizim cenazenin kaldırılmasıyla arasında bir saatlik kadar bir fark vardı. Cami girişine geldiğimizde cami avlusunda cenaze namazımızın kılınacağını zannederken önemli kişi dışındaki cenazelerin gasil hanenin önünde cenaze namazlarının kılınacağı, yukarıya önemli kişi dışındakilerin çıkmaması gerektiği ve önemli kişi için organizasyon yapıldığını gönderdiğim kişiler tarafından öğrendim. Bu bilgileri de belediyede çalışanlar tarafından söylendiğini de bizzat şahit oldum.
Zaten camiye gittiğimizde aracımı çekecek yer bulamamıştım. Nedeni ise önemli cenaze için yapılan organizasyon için gelen tüm resmi kurum araçları tüm otopark ceplerini kapatmıştı. Hatta yolda zabıtalar bazen trafiği bile yönlendiriyordu. Babamın dışında diğer cenazenin de aileleri camiden en az 200 metre uzaklıkta buldukları yerlere veya on dakikası bile 15 lira olan caminin otoparkına araçlarını çekmek zorunda kalmışlardı.
Caminin önünde ben cami yetkililerini değil aksine belediyede ne kadar çalışan varsa, zabıta varsa, belediye başkan yardımcıları danışmanları var ise orada astlarına emirler verirken gördüm. Kısacası camide zabıtalar önemli cenaze öncesi yaşanacak küçücük dahi bir sorun olmaması için mücadele veriyorlardı.
Bir önceki cenaze cami avlusunda yapılmasını beklerken dört ayaklı hurda bir demirin eşik yapılmasından oluşan bir musalla taşının yol ortasına koyulduğunu, bunun üzerine cenazenin konularak herkesin saf tutması ve cenaze namazının kılınacağının ifade edilmesiyle neler oluyor dedim bir an.
Öyle hızlı hareket ediliyordu ki insanlar ne yapacaklarını şaşırmış bir haldeydi. Zaten acılı aileler kötü durumdaydı. Yetkililer ne diyor ise ona uyuyor ağlıyorlardı. Bir saat boyunca gasil hanenin önünde verilen derme çatma plastik sandalyelere güneşin altında oturmuş ve hepsi perişan bir haldeydi. Ancak cami avlusunda bulunanlar çok rahat ve iki saat sonra gelecek cenazelerini gölgede bekliyorlardı.
Saat yaklaştıkça cenazemize katılım gösterenler fazlalaşmaya benimde az da olsa dikkatim dağılmasına rağmen belediye yetkililerinin cami avlusuna bir girip bir çıktıklarını, önemli şahsiyetlerin ve özellikle Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun geleceğini, hijyen temizliğinin iyi yapılmasını, cenaze töreninin tam layıkıyla yapılması için dikkat edilmesini, cami avlusuna bir diğer cenazenin de kesinlikle çıkartılmamasını ve gasil hane önünde saatinden önce yapılması ve bir an ince camiden gönderilmesi gerektiğini konuşuyorlar, cenazelere gelenlerin çakışmaması için tüm gayretin gösterilmesini vurguluyorlardı. İfadelerindeki o imalar öyle korkunçtu ki, benim cenazeme gelen halk sanki kendilerine virüs bulaştıracakmış imalarıyla birbirlerine gülümsüyorlardı. Bir nevi önemli önemsiz vurgusunu işliyor bir taraftan da pandemiyi yayanların önemliler değil önemsizlerden çıktığı imalarına başvuruyorlardı.
Babamın cenazesine gelen halk her sorduğu kişinin cenaze namazının aşağıda kılınacağını öğrenmesinin ardından cami avlusunda beklemiyor benimle ve acılı ailemle güneş altında yanarak, susuz ve bir o kadar tören elbisesi giymiş belediye zabıtalarının da oluşturduğu yoğunluğun içinde beklemek zorunda kalıyorlardı. Herkes neden cami avlusunda cenazenin kılınmadığı ile konuşuyor ancak bana gelip bunu soramıyorlar benim daha da üzülmememi istiyorlardı.
Saat 14:00’te cenaze namazı kılınması gerekirken cami yetkililerinin veya ben onları Mezarlıklar Müdürlüğü yetkilileri olarak biliyorum saat 13:35’te gelip cenazenin kaldırılmasını istemesi ve bunun dayanağı olarak önemli cenazeye katılım gösterenlerle çakışmasını engellemek ve önemli cenazenin organizasyonuna zarar vermemek için bunu istediğini ifade etmeleri ve acele şekilde cenaze namazının kıldırılıp camiden gönderilmesi için uğraşlarını görmemle araya girmem bir olmuştu. Bu yetkiyi kimden aldıkları belliydi. Bunu ne cami hocası söylemişti ne de müezzin. Bunu isteyenler her daim önemli cenazenin organizasyonuyla ilgilenen belediye yetkilileriydi. Organizasyonlarının bir diğer basit cenaze için sıkıntıya girmesini istemiyorlardı.
Ben saatinde cenaze namazının kılınacağını istemem ve kimin bu aklı kendilerine verdiğini sormamla bir anda yetkililerin ortadan kaybolması yaptıklarının doğru olmadığını gösteriyordu.
İsmini vermek istemediğim bir belediye çalışanının bana “ Abi bunların tek derdi şu anda önemli cenaze. Cami avlusuna İmamoğlu ve milletvekilleri gelecek diye bakın sizin ve diğer cenazeyi bile almadılar. Yolda kıldırtacaklar. Apar topar gidin ki önemli cenazeyi rahat kılsınlar telaşındalar” demesi benim acıma daha da acı kattı.
Cenaze namazı vakti gelmesiyle babamı gasil haneden aldık. Hemen birkaç metre ileride demir hurda eşikten yapılmış ve musalla taşına büründürülmüş adı neyse üzerine tabutunu koyduk. Cami hocası o kadar hızlı hareket ediyordu ki bir yerlerden hemen bitir cenazeyi burası açılsın emrini almış gibiydi. Cenazemize tüm katılım gösterenler safa geçitler. Düşünün ki asfalt yolda saf tutuyorduk. Yoldan cenazeyle alakası olmayan denizden gelen şortlu bayanlar yanımızdan geçiyor ve bu yolda bu kalabalığın ne işi var der gibi bakıyor ve gidiyorlardı. Bilmiyorlardı ki cami avlusunda kılınacak cenaze namazı önemli kişi için tahsis edilmiş ve halktan birisine yolda cenaze namazı kılınmasına kanaat getirilmişti.
İşin ilginç yanı o tabut içinde yatan cenazeler ve acılı aileleri o yetkililer kendisini en huzurlu bir şekilde cenazesini ifa ettirsinler diye oy vermiş ve o makamlara koltuklara oturtmuştu. Bilmiyorlardı ki camide sınıf ayrımı yapılmaması gerektiğini. Bilmiyorlardı ki o önemli cenazenin de oyu birdi yol buna layık gördükleri cenazede. Bilmiyorlardı ki her iki cenazede vergi veriyor ve o emri verenler o vergi verenlerin verdikleri vergilerle maaşlarını alıyorlardı. Bilmiyorlardı ki Müslüman adam cenazede ayrım yapmaz.
Cenaze namazı kılınmadan önce babam için çelenkler geldi. Çelenkler ne yazık ki babamın cenaze namazının kıldırıldığı yola değil cami avlusuna taşınmıştı. Getirilmemiş ve acılı aileye de çelenklerinin geldiği söylenmemişti. Orada önemli cenazenin cenaze namazının kıldırılırken babama gönderilen çelenklerle birlikte cenaze namazı kılınmış, resimlerde “ooo! Amma çelenk gelmiş ifadesinin halkın kafasında yer etmesi istenmiş” organizasyona böylece daha da büyük başarı sağlanmıştı. Babam için gönderilen çelenklere açıkça el konulmuştu. Emanete sahip çıkamamıştı yetkililer.
Cenaze namazı kılınana kadar belediye önemli cenaze organizasyonu övülürken yolda cenaze namazı kıldırılan cenazeye gelen acılı ailelere bir bardak suyu bile dağıtmayı layık görmemişti belediye. Bir maske dağıtmaktan bile acizdi. Ama gelin görün ki önemli cenaze için onca hazırlık yapmasına rağmen.

Halkın verdiği vergilerle maaşlarını alan hizmetliler, halkın hizmetlisi olan yetkililer önemli kişi için tüm imkânları seferber ederken diğer halktan olan vatandaşların cenazelerinde bir bardak su dahi dağıtmadılar. Halktan kişilerin cenaze namazları cami avlusunda kılınması gerekirken cami avlusuna sokulmadan musalla taşı bile denilemeyecek hurda bir eşik üzerine tabutlar konularak, insanların yol olarak kullandıkları alanda cenaze namazı kıldırtarak bir nevi hemen cenazeyi kaldırtıp önemli cenazeye sıkıntı yaşatmaması için çalıştılar. Halktan cenazelere gelen çelenkleri cami avlusuna koydurtup önemli cenazeye gelmiş gibi gösterttiler. Çelenkleri acılı ailelere bile söylemediler. Yol boyunda yapılan cenaze namazı alanına indirmediler. Önemli cenazeye gelenler güneş altında yanarken önemli cenazeye gelenler tamamen hijyen şartları sağlanmış, her alanı dezenfektan edilmiş cami avlusunda, gölgelik alanda cenaze namazını kılma şerefine nail oldular. Ne zamandan beri cenaze törenlerinde sınıf ayrımcılığı yapılmaya başlandı? İslam dininde sınıf ayrımcılığı var mıdır? Şimdi bu ayrımcılığı yapanların vicdanı rahat mı? Halkın kendilerini getirdiği oturttuğu o koltuklarda rahat oturabiliyorlar mı?
Bu soruları Büyükçekmece Belediyesi Basın Danışmanı Ümit Ersoy’a sordum. Bana cevabı o gün belediyenin hiçbir tasarrufunun olmadığını ve tüm yapılanları müftülüğün yaptığını dile getirdi. Yani demek istedi ki camide iki yetkili olan imam ve müezzin tüm bunları planladı ve bu plana göre herkes hareket etti.
Orada yüzlerce kişi ne yapıldığını gördü. Kimlerin cami avlusuna sokulmadığını, kimlerin belediye yetkililerinden emir aldığını, kimlerin çifte standart yaptığını gördü. Kimlerin organizasyon düzenlediğini ve bu organizasyonla Akgün’ün artı puan aldığı söylediğini biliyor. Küba camiinin etrafının kurum arabalarıyla doldurulup diğer cenaze sahiplerinin paralı otoparkına yönlendirildiğini de gördü. Kimlerin cami avlusunda tüm pandemi tedbirleri alırken aşağıda halk için nasıl pandemi önlemlerini aldığını gördü. Kimlerin önemli cenazenin yarım saat cenaze namazının kılınıp halkın cenazesinin iki dakikada kılınıp apar topar camiden gönderildiğini gördü. Kimlerin sırf hava atmak birilerine yaranmak için İslam âleminde yapılmaması gereken cenaze ayrımı yaptığını gördü.
Buradan Büyükçekmece Kaymakamına soruyorum.
Belediye bu ayrımcılığın yani cami avlusuna halktan cenazelerin sokulmadığını, müftülük tarafından yapıldığını belirtiyor. Siz mülki amirim size bağlı olan bir kurum nasıl oluyor da böyle bir şey yapabiliyor? Yoksa siz de mi aynı ayrımcılığı oturduğunuz koltukta gösteriyorsunuz? Sınıf ayrımcılığına göz mü yumuyorsunuz?
Ak Parti Büyükçekmece İlçe başkanına soruyorum. Müftülük sizin hükümeti olduğunuz Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı. Müftü eğer böyle bir ayrım yaptıysa bu ayrım Müslümanlıkta ne kadar doğru? Siz de Allah razı olsun cenazemize katıldınız. Mezarlığa kadar geldiniz. Size göre bu yapılanlar Türkiye Cumhuriyeti ve Müslüman olan bir cenazeye ve acılı aileye yapılması ahlaki mi?
Siz CHP Büyükçekmece İlçe Başkanına soruyorum. Mezarlıklar Müdürlüğü sizin partili olduğunuz Büyükşehir Belediyesine bağlı. Yapılan bu uygulama ahlaki mi? Cami avlusunda kılınması gereken bir cenaze namazının sırf önemli bir kişiye cami avlusunun tahsis edilmesiyle yolda kılınması ahlaki mi? Nasıl bir sosyal anlayış bu? Atatürk’ün kurduğu bir partiye bu yakışıyor mu?
Siz Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün. Bu camide babama gönderilen ve avluya sokulan çelenkler sizin belediye yetkilileri tarafından neden sahibine verilmedi. Neden el konularak önemli cenazede kalınması için çalışıldı? Cami avlusunda diğer cenaze namazlarının kılınmaması emrini siz mi verdiniz? Önemli, cenaze için avlunun girişine zabıtaları dikip halkın cenazesine gelenleri aşağıya siz mi yönlendirdiniz? Avluda tüm hijyenik şartları sağlarken neden aşağıda yol boyunda bekleyenler için aynı hareketi yapmadınız? Güneş altında cenaze namazı kılınması sizin içinize sindi mi? Önemli cenaze için belediyenin tüm imkânlarını seferber ederken neden önemli cenaze dışındakiler de aynı hürmeti göstermediniz? Güneş altında kavrulan insanlara bir bardak suyu bir maskeyi de mi çok gördünüz?

Cenazede sınıf ayrımını yapan kim?
Bana cevap verirken en yüksek yetkili ismini verin.
Camide yetki açısından hiçbir yetkisi olmayan kişilerin isimleri vererek yüksek rütbedekileri korumayın. Halk bilsin hangi yetkili, seçilmiş buna izin verdi. Cenazede ayrım yaptı. Halkı kutuplaştırdı. Oy verdiği kişiler mi halkın yoksa halk mı seçilenlerin veya atanmışların hizmetlisi?
Bu yazım bu iş sonlanana kadar devam edecektir. İslam âleminde ayrımcılık yapan Müslüman geçinen kimse, çıkana kadar yazmaya ve tüm yetkili makamlara sormaya devam edeceğim.
SAYGILARIMLA…

340 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.