Hoşgeldiniz  

KUBA CAMİİ İMAMI VE MÜFTÜ SİZ KİMİN HİZMETLİSİSİNİZ?

Ali Girgin | 17 Eylül 2020 | Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Yerel Haberler


Ali Girgin
aligirgin1975@hotmail.com

Pazar Günü Kuba Camii’nde cenazelerde sınıf ayrımı, önemli- önemsiz cenaze ayrımı yapılmasından kaynaklanan sorunla ilgili dün gazetemiz manşetinden yetkililere sorular yöneltmiştim. Kuba Camii’nde o gün eski bir belediye başkanının cenazesinin cami avlusunda gölgede ve tüm pandemi önlemlerinin alınarak iki imamla birlikte cenaze namazının kılınmasına rağmen diğer iki cenazenin caminin altında tuvaletlere 10 metre uzaklıkta, gasil hanenin önünde ve yol boyunda demir bir eşiğin musalla taşı yapılıp üzerine tabutun konularak saf tutulup cenaze namazının kıldırılmasına tepkimi dile getirmiştim. Bu tepkimin ardından cenazeye gelen ve gelmeyenlerden aldığım telefonlarda haklılığım dile getirilmiş, sonuna kadar arkamda oldukları ve gerekirse beyanat vereceklerini dile getirmeleri herkesin bu ayrımcılıktan rahatsız olduğunu gösterdi. Herkesin ortak söylediği söylem “ dinimizde ayrımcılık olmaz. Cami herkesin malı. Allah’ın evinde ayrımcılık yapılmaz” oldu.

 Diğer İki cenazenin acılı yakınlarının güneş altında saatlerce bekletilmesi, belediyenin neredeyse tüm ekibinin camide olmasına rağmen önemli cenazeyle ilgilenirken, belediyenin tüm imkânları seferber edilirken,  burada bulunan diğer cenazelerle ilgilenmeyip bir bardak su dahi dağıtamayacak kadar aciz olması gözlemlendi. Cami avlusuna zabıtalar ve belediye yetkilileri tarafından diğer iki cenazenin acılı yakınları sokulmaması ve aşağıya yani yol boyuna yönlendirilmesi dikkatlerden kaçmamıştı.

Yüzde 99’u Müslüman olan Türk halkının ortak değerleri olan vatan, bayrak ve din iken Kuba Camii’nde yapılan ayrıştırma, sınıf ayrımı yapma, önemli- önemsiz cenaze ayrımı yapma, cami avlusunun kişilere tahsis edilmesi 15 Temmuz 2016 tarihinden önce yaşanılan örnekleri hatırlattı. Halkın ortak değeri olan ve herkesin eşit olduğu kabul edilen İslam dininde sınıf, önemli- önemsiz, ayrıştırma eylemi vatanın bölünmez bütünlüğüne karşı yapılmış bir saldırı olarak cenaze törenine katılanlar tarafından iddia edilmesi yenilir yutulur cinsten bir iddia olmadığını ortaya koydu.

Yapılan bu davranışın ardından halkın kutuplara ayrılarak şu andaki bulunan hükümete nefret duyguları beslenmesine sebep olduran, gelecek seçimlerde oy kaybı yaşatmak için bu tür girişimlerde bulunulduğu ve  bu davranışlar bir nevi iktidara yapılan saldırı olarak bazı kesimler tarafından iddia edildi.

Dün gazetemin manşetinden yayınladığım ve sorduğum sorulara Büyükçekmece Belediyesi Basın Danışmanı Ümit Ersoy yazılı bir şekilde “ Diyanet İşleri Başkanlığının genelgesi kapsamında pandemi sürecinde camilerdeki cenaze töreni düzenlemesini ilçe müftülükleri yapıyor. Konunun muhatabı müftülüktür” cevabı verildi.

Bu cevaba nazaran camide önemli kişinin cenazesinin avluda cenaze namazı kılınması öncesi belediye ekiplerinin büyük bir bölümünün camide konuşlandırıldığını neredeyse herkes gördü. Avluda cenaze namazı kılınmayan diğer cenazelerin acılı aileleri ve misafirlerinin avluya sokulmayarak aşağıda gasil hanenin önüne göndertildiğini herkes gördü. Cami etrafında belediyeye ait kurum araçlarının sırf özel kişiler cenazeye gelecek diye yol boylarındaki araba park yerlerine çekildiği ve özel kişi geldiği an park yeri verdiklerini de herkes gördü. Diğer iki cenaze sahiplerinin park yeri bulamadıklarından dolayı nasıl 15 lira para verip otoparka araçlarını çekmek zorunda kaldıklarını da herkes gördü. Belediyenin bir bardak su dahi dağıtmadığı cami alanında nasıl fahiş fiyatlarla insanların caminin büfesinden su almak zorunda kaldıklarını da gördü. Tuvalete girmek için para verdiğini de gördü.

Eğer bu uygulamalar cami imamı ve müftü tarafından düzenleniyorsa neden cenazeye katılan bir kimse cenaze organizasyonu yapılırken ne cami imamını, ne müezzini, ne de bir müftülük çalışanı organizasyonu denetlerken veya idare ederken görmedi? Göremedi?

Tüm belediyenin çalışanlarının neredeyse camide avluda cenaze namazı kılınacak önemli kişinin cenaze organizasyonunda çalıştırılıp belediyenin imkânları sağlanırken, güneş altında saatlerce bekletilen, bayılan, oturacak sandalye bulamayan Büyükçekmeceli vatandaşlara belediyenin bir bardak su, bir maske veremeyecek aciz bir durumda kaldığını da gördü. Kısacası çifte standart yaşadı.

Şimdi Büyükçekmece Belediyesi’nin yaptığı açıklamaya istinaden Büyükçekmece Müftüsüne, Kuba Camii’nden sorumlu İmama, müftüye ve o gün orada müftülük çalışanları gibi çalışan başka kurumların çalışanlarına buradan soruyorum.

-İslam dininde cenazede ayrımcılık var mıdır? Bu ayrımcılığı yaparak ne elde ettiniz? Bu ayrımcılığı yapmanızı size kim emretti? Ne vaat etti?

-İslam dininde önemli- önemsiz cenaze durumu var mıdır? Cami imamının camisinden kalkan cenazelerin istediğinin cenaze namazını kılıp istediğini kılmamak gibi bir lüksü var mıdır? Kişiye özel bir uygulama yapabilir mi?

-Cami avlusu tüm Müslümanlara açık olması gerekirken neden önemli cenaze olarak görülen bir cenazeye tahsis edilmiştir? Cami avlusunda cenaze namazı kılınmayacaksa eğer neden diğer boş camilerden birinde kılınmasına izin verilmemiştir? Eğer caminin avlusunda Allah’ın evinde cenaze namazı kılınmayıp caminin önündeki yolda cenaze namazı kıldırılıyorsa eğer o zaman insanlar cami yerine evinin önünde veya meydanlarda da cenaze namazını kılmasına da izin verilmesi gerekmiyor mu? Mezarlıklar Müdürlüğüne ait cenaze aracında imam varken camide kılınmayacak cenaze namazı her yerde kılınmasına yol açmıyor mu? Kısacası cenaze namazı cami avlusunda mermer musalla taşında cami hocasının olmadığı bir yerde kılınacaksa eğer cenazeler neden camiye getirilmesi uygun bulunmuştur?

-Caminin avlusunun sadece bir kişiye tahsis edilmesi, diğer iki cenazenin yol boyunda, tuvaletlere 10 metre uzaklıkta, dört ayaklı pas tutmuş eşik yani masanın musalla taşına büründürülmüş bir nesnenin üzerine tabutların konulup, saf tutulmasının ve ardından hızlı bir şekilde 15:00’teki cenazeye gelenlerle çakışmaması istenmemesinin amacı nedir? Yol boyundaki cenazeler alel acele cenaze namazları kılınırken cami avlusundaki cenaze töreni aheste aheste yapılma gereği neden duyulmuştur?

-Bu uygulamanın yapılması emrini size kim vermiştir? Müftü mü, Kaymakam mı, Ak Parti İlçe Başkanı mı, CHP İlçe Başkanı mı, Mezarlıklar Müdürlüğü’mü, Büyükşehir Belediye Başkanı mı? Yoksa kendi kafanıza göre mi yaptınız? Hangi İslami bilgilere göre?

-Bu uygulamayı yaparken pandemi kurallarını ortaya koyduğunuzu dile getirebilirsiniz. Ancak her cenaze arasında bir saatlik fark organize etmeniz cami avlusunda cenaze yakınlarının çakışmaması için ve kalabalık yaratmaması için değil midir? Ancak siz bunu yerine getirmeyip önemli cenazenin avluda tek başına kılınmasını gerçekleştirdiniz. Peki pandemi kurallarına uyduğunuz söylenirse aşağıda yol boyunda, hiçbir pandemi önlemi alınmadan, toz toprak içinde, cenaze dışında yoldan geçen kişilerin de muhatap olduğu bir cenaze namazı daha mı uygun oldu sizin için? Siz desenize cami avlusunda önemli kişinin cenazesine Büyükşehir Belediye Başkanı gelecek, milletvekilleri gelecek, belediye başkanı gelecek, önemli şahsiyetler gelecek, pandemi önlemleri onlar için daha önemli diye. Belediye sabahtan beri organizasyon yapmış. Bozmayalım bu organizasyonu, aksaklık çıkmasın her şey yerli yerinde gitsin diye. Eh ne de olsa aşağıdaki cenazeler önemli değil. Önemli kişilerde gelmeyecek nasıl olsa. Apar topar senin de katılmana gerek kalmadan hemen camiden uzaklaştırmak gerek değil mi sayın imam?

-O gün 3 cenaze var iken neden cami avlusunda yapılan cenaze namazına iştirak ederken diğer iki cenazeye cami imamı neden katılmamıştır? Avludaki cenaze Müslümandır da aşağıdaki gayri Müslüm müdür? Yoksa cami imamının cemaatine mi yakın değildir? Veya bu cenazelerin dili, rengi mi farklıdır? Fakirler midir yoksa?

-Cami avlusunda önemli cenazelere gelen çelenkler cami avlusunda tutulurken neden avluda değil de yolda cenaze namazı kılınan önemsiz cenazelere gelen çelenkler aşağıya indirilmemişte cami avlusuna cami yetkilileri tarafından çiçekçilere bıraktırılmıştır? Cami avlusunda cenaze namazı kılınmayacak bir cenazeye gelen çelenkler neden cami avlusuna konulmuştur? Önemli cenazenin çelenkleri daha da fazla görünsün diye mi? Yoksa birileri size bunu emretti mi? Yoksa siz kendi kafanıza göre mi böyle bir şey yaptınız? Eğer yaptıysanız İslam dininde böyle bir davranışı bir imam, hangi akla ziyan cenaze ve cenaze sahiplerinin verdiği vergilerle maaşını alan bir hizmetli bu uygulamayı yapma lüksüne sahip olabilir? Sen şimdi benim din adamım, imamım olabilir misin?

-Sayın müftü siz bu uygulamalara karşı ne yapacaksınız? Sizin emriniz altındaki bu imam bunu yapar ve siz de buna ses çıkartmazsanız halkın gözünde bakanlığımıza yani Diyanet İşler Başkanlığı’na bağlı olan kurumunuza nasıl güven sağlayabilirsiniz? Siz bu ayrıma izin verirseniz bu halkı ayrıştırmış, kutuplaştırmış, dine olan güveni azaltmış, iktidara ve siyasetçilere olan kini, öfkeyi ortaya çıkartmış, tüm Türk halkının olmazsa olmazı ortak değerinin temel taşlarını oynatmaya zemin hazırlamıyor musunuz? Düşmanların ekmeğine yağ sürülmesine zemin hazırlamış olmuyor musunuz?

-Sayın Büyükçekmece Kaymakamım ve mülki amirim. Müftüye sorduğum soruların bir benzeri olarak siz ilçeden sorumlu en yüksek şahsınıza sormak istiyorum. Sizin bünyenizde bağlı olan müftülük ve buna bağlı olan cami imamının yaptıklarına sessiz mi kalacaksınız? Halkın ayrışmasına, ortak dini değerlerine zarar veren bu ayrımcılığı yapanlar hakkında gereken inceleme, araştırma ve soruşturma başlatmayacak mısınız? Halkın kutuplaştıran bu hareketlere karşı çıkmayıp açıklama yapmayıp sessiz kalıp halkın devlete olan güveninin azalmasına vesile mi olacaksınız? Halkın din adamlarına olan güvenin zedelenmesine mi vesile olacaksınız? Cumhurbaşkanımızın hiçte istemediği ve nefret ettiği dinde ayrışmalara bu tür hareketlere sessiz kalarak izin mi vereceksiniz? Olan oldu, ölen öldü kalan sağlar bizimdir felsefesiyle mi hareket edeceksiniz?

-Sayın Ak Parti Büyükçekmece İlçe Başkanım. Cenaze ayrımı yapılmasına neden olanlara karşı sessiz kalacak mısınız? Bu davranışlar ortak değerlerimizi zedelediğini ve insanları kutuplaştırdığını, iktidara karşı halkın nefretle dolmasına vesile olmasına sessiz kalarak izin mi vereceksiniz? İktidar partinizin bu uygulamalarla gelecek seçimlerde dibe vurmasını sağlayanlar, sağlattıranlar, kurumu yerine başkalarının hizmetlisi olanlar hakkında gereken girişimde bulunmayarak birilerinin kurduğu sistemin içinde yürümeye devam mı edeceksiniz? Partinizin oy kaybetmesini izleyerek mi siyaset yapmaya devam edeceksiniz?

-Sayın CHP Büyükçekmece İlçe Başkanım. Siz sosyal devlet anlayışı ve Atatürk’ün kurduğu partinin ilçe başkanı olarak halkı kutuplaştıran, ayrıştıran, sınıf ayrımcılığı yapan bu tutumlara karşı halkın yanında olmayacak mısınız? Sessiz kalıp halkın yerine başkalarının yanında durarak bu durumdan faydalanarak oy uğruna sessiz kalmayı mı yeğleyeceksiniz?

-Sayın MHP Büyükçekmece İlçe Başkanım. Siz İslam adına yapılan bu davranışı iktidar partisi ortağı olarak tasvip ediyor musunuz? Yetkili makamların sessiz kalmasına karşılık siz neler yapacaksınız? Biliyorsunuz cenazenin siyasi partisi olmaz. Her Müslüman eşittir cenazede. Bu eşitliği bozanlara karşı tepkisiz kalmak, yarın başınıza geldiğinde hakkınızı arayamamak demek değil midir?

-Siz Büyükşehir Belediye başkanım. Cami de Kuran okuyan başkanım. Sizin de bir saat sonra katıldığınız ama önceki cenazeleri göremediğiniz bu tutuma karşı ne düşünüyorsunuz? İslam dininde buna yer olmadığını herkes bilir. Sakın bana pandemi önlemleri demeyin metrobüsleriniz ağzına kadar insanla dolu. Pandemi hak getire. Siz gereken açıklamayı yapacak mısınız yoksa sessiz mi kalacaksınız?

-Siz eski meclis üyesi ve şimdi İBB başkan danışmanı olan Coşkun Tanış. Bir Büyükçekmeceli olarak siz bu tutum hakkında sessiz mi kalacaksınız? Vicdanınız rahat mı?

Soracağım sorular çok fazla. Her gün yetkili makamlar kamuoyunu tatmin edecek cevaplar verene kadar yazmaya devam edeceğim.

Büyükçekmece Belediyesi’nin resmi olarak verdiği cevapta tüm sorumlu Büyükçekmece müftülüğüdür denmektedir. Müftülük acil olarak bu konuda resmi cevap vermelidir. Veremiyor ise mülki amir vermelidir. Öyle pandeminin arkasına saklanarak söylenecek bahanelerle değil. Sorduğum sorular ve belediyenin yaptığı açıklamaya karşı cevap vermelidirler. Gülünç cevaplar vermemelidirler. Çünkü cenazeye katılan yüzlerce insan, siyasi, kurum ve kuruluş yetkilileri çekilen yüzlerce resim her şeyi ortaya koymaktadır. Kamuoyuna öyle tatmin edici cevaplar verilmelidir ki resimlere, gördüklerine karşı insanlar “ bunlar verdikleri cevaplarla bizi salak yerine koyuyorlar” demesinler.

Buradan Cami imamı ve müftüye sesleniyorum.

Sayın imam sen yaptığın bu hareketler sonrası benim imamım olamazsın. Benim din adamım olamazsın. Çünkü benim öğrendiğim dinde yaptığın uygulamaların hiç biri yok. Sana bu ayrışmayı, sınıf ayrımını, önemli—önemsiz cenaze ayrımı yapılmasını, cami avlusunda cenaze namazına eşlik edip kıldırtırken diğer iki cenaze namazına katılmayan imam benim imamım olamaz. Bu imam ve akıl aldığı veya emir, icazet aldığı kişilerden yaptığı bu akıl almaz akla ziyan hareketlere karşı sessiz kalan, imamını koruyan, tüm olumsuzlukları savunan bir müftü de benim müftüm olamaz. Vatandaşın verdiği vergilerle maaşını alan, bu kişiler benim gözümde halkın müftüsü imamı olamaz. Sadece birilerinin imamı, müftüsü olur. Şu andaki iktidarında müftüsü ve imamı olamazlar. Sadece ve sadece yaptıkları hareketlerle halkı ayrıştırırlar, kutuplaştırırlar, halkın ortak değeri olan dini değerlerinin temelini oynatmış olurlar. SAYGILARIMLA…

NOT: Burada sorduğum sorulara bakıldığında benim tek derdim burada yapılan organizasyonda bazı kişilerin kraldan kralcı davranışlarla yaptıkları yaranma hissiyatlarından dolayı ortaya çıkan toplumsal sıkıntıları ortaya koymak ve bu sıkıntıların bir daha yaşanmamasıdır. Benim babamın cenazesinin ardından cenazeye keşke katılabilseydim. Babamdan öncekine katılıp helallik verdim. Keşke önceki cenazede olduğu gibi bir ilçeye 10 yıl hizmet etmiş kişiye safta helallik verme şansına sahip olabilseydim. Ancak o esnada mezarlıkta defin işlemiyle uğraştığımdan dolayı katılamadım. Buradan dile getirmek isterim ki “ Hakkım helal olsun”

Benim tek derdim eşitlik ilkesinin dinimizde uygulanmaması, kraldan kralcıların sırf şov uğruna insanların dini değerlerine zarar vermesinin önüne geçmektir. Seçilmişlerin, atanmışların vb. halkın hizmetlisi olduklarını hatırlayabilmeleridir. Özellikle camide siyasetin, şovun, kayırmanın olmadığını, herkesin camide eşit olduğunu, cami imamının da cenaze ne olursa olsun eşit davranarak herkesin cenaze namazını kılması gerektiğini, imamın maaşını bu cenazelerin verdikleri vergilerle aldıklarını dile getirmek içindir. Bazı kurum görevlilerinin insanların ortak değeri olan ve her zaman kapıları sonuna kadar Müslümanlara çık olan camileri babasının malı gibi kullanmasına izin vermemektir.

Buradan Pazar günü cenazesi olan babamda dahil herkese Allah’tan rahmet diliyor, ailelerine sabırlar vermesini niyaz ediyorum. Nur içinde yatsınlar…

246 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.