Hoşgeldiniz  

KÖTÜ GÜN DOSTU OLMAK GEREK…

Ali Girgin | 09 Nisan 2020 | Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Yerel Haberler


Ali Girgin
aligirgin1975@hotmail.com

Koronavirüs hızla ülkemizde yayılmaya başlamasının ardından devletin tedbirleri kapsamında birçok alanda bulunan iş yerleri resmen kapatıldı.

Hal böyle olunca da ticaret açısından büyük sıkıntılar baş göstermeye başladı.

Birçok firma düşen iş hacminden dolayı işçilerini ücretsiz izne, senelik izne veya işten çıkardı. Ansızın gelişen bu olaylar neticesinde yüzbinlerce çalışan bir anda zor duruma düştü.

Devlet gerek bakanlık bünyesinde gerekse devlet bankaları vasıtasıyla esnaflara ve çalışanlara destek sunmak için projeleri hayata geçirdi. Vergileri, SGK’yı, kredileri vb. erteledi.

İşte bu zaman içinde işyerleri resmi olarak kapanmayan işletmeler de gerek iş hacminin azlığı gerekse iş yapamamaktan dolayı zarar etmemek adına işçi çıkardı veya dükkânlarını tamamen kapattı.

Ancak bazı işletmeler tüm bu sıkıntılara rağmen çalışmaya devam ediyor. Marketler, gıda ürünü satan iş yerleri, kasaplar, manavlar, nalburlar vb.

Bu iş kollarının içinde şahsıma ait gazete, matbaa ve davetiye iş yerimiz çalışmaya devam ediyor. Veya her koşula rağmen zarar etme ihtimaline rağmen çalışmaya devam ediyor.

Bu ortamda nasıl bir çalışma ortamında olduğumuzu sizlerle paylaşmak istiyorum. Ve kötü gün zamanlarının nasıl birliktelikle aşılabileceğinin örneklerini vermek istiyorum.

Dünyada virüsün ilk yayılma zamanları içinde yani şubat ayının başlarında ilk etapta iş yerimizde gereken tedbirleri almayı başlattım. Bu zamanlar için en kötü senaryoyu düşünerek bunun için sağlık, ticari, sosyal tedbirleri aldım.

Düşünün ki günlük gazetemiz için çalışan ekibimiz var. Bu ekip gerek çalışanımız gerekse işlerimizi fason veya taşeron şeklinde yapan alt firmalardan oluşuyor. Çalıştığımız bu firmalarında çalışanları mevcut.

Gazetemizin baskısının yapıldığı matbaa, İstanbul dağıtımı, Çatalca ve ilçelerde dağıtım yapan dağıtıcılar mevcut. Bu mevcuda bir de merkez çalışanlarını eklediğimizde sayı yükseliyor.

Bu sayıların işsiz kalmaması ve çalıştığımız firmaların zarar etmemesi adına en kötü koşullarda dahi gazetemizi günlük çıkarmaya çalışıyoruz. Biliyorum ki sektörümüzün canlı kalması gerekiyor.

Diğer yandan toplu alanlarda yapılacak olan tüm aktivitelerin iptalinin ardından düğün, nişan, sünnet, nikah, mevlid vb. faaliyetler iptal oldu. Hal böyle olunca bizim diğer sektörümüz olan davetiye, süs, promosyon vb. işlerimizde yüzde 99,9 oranında düşüş yaşandı.

Tüm bunlara rağmen şahsım adına taşeron olarak ürün aldığımız işletmelerden yüzde yüz olmasa da yüzde elli oranında alımlarla yani stok yaparak, çalıştığımız yerleri az da olsa ayakta tutmaya çalışıyorum.

Matbaa dükkânımızın da sıkıntı yaşadığı bu günlerde ürün aldığımız küçük işletmelerinde sıkıntı yaşamaması adına tabiri caizse sanal alımlar yapmaya çalışıyorum. Sanal alım ise olmayan işin, ileride yapılacak güne kadar parasının veya çekinin verilerek işletmeyi rahata erdirmek.

Promosyon, süs, baskı afiş, tabela vb. alımlarda da aynı şekilde hareket ediyorum.

Yukarıdaki saydığım işletmelerle bir arada her birimiz bir halka olup birbirine geçmiş büyük bir zincir gibiyiz. Biliyorum ki bu halkalardan birisi koptuğu zaman zincir bozulur. Bozulmaması içinde bu zincir içindeki herkes elinden gelen tüm imkânlarını zorluyor.

Ben de bu mücadelede olan birisiyim.

Düşünün ki, iyi günde hep beraberken neden kötü günde bu birlik bozulsun? Neden çalışanlarımızla bu virüs çıkmadan önce işletme para kazanırken iyi de kötü günde sırf kendimi korumak adına işlerine son vereyim? Neden benci olayım?

Bu virüs illeti bittiğinde ben çalışanlarımı işten çıkarttığım zaman nasıl yüzlerine bakacağım?

Beraber yol yürüdüğüm çalışanlarımı ve bana üretim işi yapan işletmeleri nasıl yarı yolda bırakabilirim?

Şubat ayının başında işte tüm bugün yaşadıklarımızı ve yaşayacaklarımı düşündüm. En kötü senaryoyu düşündüm. Ve kolay yolu seçmek varken, her zamanki gibi zor yolu seçmeyi tercih ettim.

Bundan dolayı da hiçbir çalışanımı işten çıkarmadım. Hiçbir çalıştığım işletmeyle virüs nedeniyle alımlarımı bitirmedim. Stok yaptım, sanal alımlar yaptım. Çalışanlarımın maaşlarını da bir ay öncesinden ödemelerini gerçekleştirdim. Ve devam da ediyorum.

Resmi olarak devlet tarafından kapatılması gereken iş koluna girersek de hiç kimsenin maaşını ve alımlarını kesmeyeceğim ve çalışıyorlarmış gibi de bedeli bana neye mal olursa olsun ödeyeceğim.

Şimdi bazılarınızın “ Paran var da yapıyorsun” söylemlerini duyar gibiyim.

İnanın sıcak param hiç yok denecek kadar az. Sıcak param sadece çalışanlarımın maaşlarını verebilecek kadar desem yalan olmaz.

Nasıl mı bu işin içinden çıkmaya çalışıyorum?

Bu 3-6 aylık zamanı çek, senet, kredi, kredi kartları vb. çözümlerle geçmeyi hedefliyorum.

Bir de bu kötü günlerde iş yerleri kapalı olsa dahi aboneliğini hiç kesmeyen ve devam eden( bir kişi hariç), reklamını ve ilanını kesmeyen, gazete alımını devam ettiren, matbaa, afiş, tabela alımlarını kesmeyen ve aynen benim düşüncelerim doğrultusunda hareket eden okurlarımızın, destekçilerimizin, kötü gün dostları sayesinde bu tutumla hareket ediyorum. Onların sayesinde zincirin kırılmaması adına tüm gücümle çalışıyorum. Her birine de teşekkürlerimi sunuyorum.

Güzel günlerde beraber yürüdüğüm insanlarla bu kötü günlerde de yürümek gerekiyor. İyi günde nasıl yükseliyorsak bu kötü günlerde de ayakta kalmak için taşın altına elimizi koymak gerekiyor. Nasıl birlikte çıkmasını biliyor isek eğer, bu kötü günlerde en kötü ticareten batmakta olsa her şeyi göze almak gerektiğini düşünüyorum.

İşte bu anlattıklarım ışığında aziz milletimin ticaret zincirine daha önem vermesi gerektiğini düşünüyorum.

Özellikle yerel bazda.

Yerel bazda küçük esnafların daha da güçlü ayakta kalması adına az veya çok esnafından alışverişler yaparak güçlendirmesini, her güçlenen esnafın istihdamla bölgesine daha çok fayda sağlayacağını düşünüyorum.

Yukarıda şahsım adına verdiğim örnek benim gibi düşünen binlerce küçük esnaftan biri olarak düşünün.

Bakın büyük kartelleşmiş fabrikalara, işletmelere, zincirleme mağazalara, marketlere vb.

Her biri kendilerini kurtarma çabasıyla çalışanlarını ya işten atıyor, ya senelik izne çıkartıyor ya da ücretsiz izne çıkararak kendi başlarına bırakıyor.

Küçük esnaf ise tüm kendisinden alışveriş yapanlara elinden gelen tüm gayretiyle destek olmaya çalışıyor. 5 Kuruşu eksik diye ürünü kasada bıraktırmıyor. Çalışanlarını iş yerleri kapalı olsa dahi işten çıkartmıyor.

Ve herkes kötü günlerin biteceğini ve güzel günlere çıkacağımızı biliyor.

Kim ne yaptıysa bunun karşılığını güzel günlerde bulacak. Birileri bu kötü günlerde yaşadıklarıyla geçmişte yaptığı hataları görerek daha mantıklı hareket etmeye başlayacak. Kötü gün dostlarıyla yol yürüyecek. 3-5 kuruşa, liraya, kendisini kötü günde kollayan esnafını başkalarına değişmeyecek. Yem etmeyecek.

Bu kötü günler aslında bizlerin birer sınavıdır. Bu sınav ne kadar birlikteyiz? Ne kadar birlikte hareket ediyoruz? Ne kadar birliktelikle ayakta kalabiliyoruz? Ne kadar benciyiz? Ne kadar birbirimize güveniyoruz?

En önemlisi ne kadar vicdanlıyız?

Vefa sahibiyiz?

SAYGILARIMLA…

543 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.