Hoşgeldiniz  

KONUŞDUĞUMUZ DİL TÜRKÇE Mİ, YA DA BU DİL BİZİM Mİ?

Mehmet Zehir | 20 Ocak 2021 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

Türk Devrimi’nin en önemli özelliklerinden biri olan DİL DEVRİMİ olmasına rağmen, çocukluğumdan bugüne evde, sokakta, okulda Türkçe sözcükler yerine, söz de Türkçeleştirilmiş ARAPÇA, FARSÇA başta olmak üzere İNGİLİZCE, ALMANCA, FRANSIZCA, LATİNCE sözcüklerden oluşmuş tümceler duymuş ve kullanarak bugüne kadar geldiğimi görüyorum.

Ya siz farklı mısınız? Sanmıyorum.

Peki neden kendi dilimizi tavizsiz ortaya koyup, öğrenip kullanmıyoruz?

Okullarda ki kitaplarımızı okumak için bile sözlük kullanmak zorunda isek; bu kitaplar hangi dilde yazılmıştır? Bu ülke bizimse; biz başka milletlerin diliyle mi eğitim yapıyoruz?

Sözlük okumak, ansiklopedi okumak; kişinin sözcük ve kavram bilgisi gücünü arttırır, araştırmacılık yeteneğini geliştirir..vb. Ama okuduğumuzu anlamamız için bu bizim dilimizle, bizim gramer yapımızla olması gerekmez mi?

Düşünün ki, sizin diliniz yerine bir karma dil ortaya konulmuş ve bu karma dilde de bir metod olmadığı için ÇORBA dil diyeceğimiz bir dil ile evde, sokakta, okulda hayatınızı sürdürüyorsunuz aynı anlama gelen bir şeyi birçok dile ait sözcükle birçok kez farklı farklı konuşarak beyninizi dolduruyorsunuz. Beyin kapasitenizi, birilerinin bilinçli olarak doldurmasına mı izin verilmiş diye sormadan edemiyorsunuz? Bilgisayarınıza bu şekilde serbestçe bilgi girişini engellemek için antivirüs programları kullanırken ve bunun yanında disk temizleme, disk birleştirme yaparken; beyninize ne olduğu bilinmeyen sözcükleri defalarca koymanızın serbestiyeti kişinin kendisi tarafından yapılmasını sağlayan irade hainlik yapmıyor mu?

Beyninize hükmedenler sizin dostlarınız ise; beyninizi en iyi şekilde çalıştırmanız için yardımcı olması gerekmez mi?

Basılı bütün ve özellikle eğitim, hukuk, sağlık alanındaki kitaplarımız bizim köleleştiğimizin açık dayatması değil mi? Mahkemeden evrak geliyor; Ne dediğini çocuğun bilmiyor, sen bilmiyorsun! Eczaneden bir ilaç alıyorsun; ne yazdığını anlayamıyorsunuz! Okulda okuduğunuz kitaptaki sözcükleri anlamadığınız için sürekli ezbercilik yapmak zorunda kalarak ancak ve ancak durumu idare etmek adına öğrenmek yerine ezberlediğimizin dışa vurumu acaba gittikçe düşen zekâ seviyemizle alakası yok mudur? Bu konuda Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk dilimizi korumak adına, bizim her şeyimizin bize özgü olduğunu göstermek için başta adı olmak üzere eğitimde birlikteliği ve bunların gereği olarak örneğin GEMOMETRİ kitabını Türkçe sözcüklerle yazmış olması bize bir ders değil midir?

Türk Dil Kurumu’nun internet sitesine giriyoruz, bir sözcük yazıyoruz yanıt geliyor Türkçe olmayan tanımlar!

Örnek verecek olursak;

İbaret (Arapça) sözcüğüne TDK Güncel Türkçe Sözlüğü başlığı altında ‘’ Oluşan, meydana gelen’’ karşılığı getirilmiş. Bu durumda mantıklı olarak TDK’ya GÜNCEL TÜRKÇE SÖZLÜĞÜ başlığı altında ‘’Oluşan’’ sözcüğünü yazıp arattırdığımızda doğal olarak bize İbaret (Arapça) sözcüğünü veya ‘’ meydana gelen’’ sözcüğünü yazıp arattırdığımızda ve/veya ‘’oluşan, meydana gelen’’ sözcüklerini yazıp arattırdığımızda bize İBARET sözcüğünü vermesi gerekmesine rağmen; OLUŞAN sözcüğünü yazdığımızda ‘’ böyle bir kelime bulunamamıştır; MEYDANA GELEN yazdığımızda ‘’

1-Herkesçe aranan, beğenilen, muteber.

2-İslam dininde, dinî bakımdan yasaklanmadığı hâlde yapılmaması istenen.

3-İğrenç, tiksindirici. ‘’ ifadeleri karşımıza çıkıyor.

Bakıldığında bütün sözcükler aşağı yukarı aynı şekilde listelenmiş olduğu ile karşımıza çıkmaktadır. Her şeyin dijitalleştiği günümüzde bir devlet kurumu bütün herkese hizmet verirken; kendi dilimizi değil, Arapçayı, Farsçayı, İngilizceyi, Fransızcayı, Almanca’yı, Latinceyi:.. Sunarken; kendi dilimiz olan Türkçeyi ince iğnelerle aramamız gerektiği ile sorunu karşımıza çıkıyor. Devletimizin buna göz göre göre göz yumması akıl tutulması ile bile izah edilemez.

Peki bu ne zamandan beri böyledir?

Hamdullah Suphi Tanrıöver’in 26 yıl Türk Ocakları Genel Başkanlığı yaptığı bir toplumda yolu bir şekilde Türk Ocakları’ndan geçmeyen kimse yoksa; Türkçe üzerine ciddi ciddi bir özen gerekmez miydi? Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu Hamdullah Suphi Tanrıöver ve zihniyetinin karşısında açılarak yapılandırılmış kurumlardır. Ancak Türk Ocaklarından yolu geçenlerin tamamında milliyetin unsurları içerisinde yer alan din, İslam dinini, İslam Dini başta Arap Kültür Emperyalizm’ ni ifade etmekte olduğunun görülmesi gerekmekteyken; bilinen başta Uluğ Başbuğ Kamâl ATATÜRK ve birkaç kişi hariç hiçbir kimse de görülememiştir. Bunun sonucu olarak başta Arap Kültür Emperyalizm ‘inin etkisinde kalanlar kendi varlıklarını en iyi şekilde topluma yansıtması demek; Arap Kültür Emperyalizm’ ini en iyi Arapçı, en iyi Dindar, en dinci, konumunu Arap’la başlayan her şeye methiye dizmekle geliştirdiğini söylemek mümkündür. Günümüzde bile bakıldığında çevremizde ki birçok kişinin duygularında, düşüncelerde, söylemlerinde İslami terminoloji adına Arap terminolojisi kullanıldığı görülmektedir. Bunun yanında Araplara ve Arapça ’ya kutsallık vermek; Türk ve Türkçe’ yi aşağılamayı sürekli geliştirmektedir.

Türk Mili Eğitim Bakanlığı, Türk Kültür Bakanlığı birleştirilip ivedi bütün basılı kitapların ivedi olarak TÜRKÇE kök sözcüklerle yeniden basılmasının sağlanması için bir mücadele başlatılmalıdır. TBMM, bütün yazışmaların, söylemlerin kanunen Türkçe sözcüklerle olması için kanun yürürlüğe koymalıdır. Bakanlığın başına Türkçe’yi her alanda hâkim görmek isteyen bir idealistin oturması da toplumun ivedi toplumun talebi haline getirilmelidir. Bunun yanında sosyal medya başta olmak üzere bütün yazım araçlarında otomatik Türkçe sözlük devreye girmelidir ve bu Türkçe sözlük her sözcük yazılımdan aktif olup; yazıcının Türkçe sözcüğün hakkında oradan birçok bilgiyi istediği kadar almasına açık olmalıdır.

Ayrıca ülkemize gerek çalışmak gerek okumak için gelen herkese Türkçe Dil Kurslarına gitme zorunluluğu getirilip her yabancının dilimizi doğru, dürüst okumak, yazmak, konuşması sağlanmalıdır. Bunun sonucu da ülkemiz hem ekonomik bir kazanım elde edeceği gibi dilimizin değer kazanması ile beraber; uluslararası standartlar arasında yükselişi yarınların Türklüğünün bütün dünya da söz sahibi olmasında etken olacaktır.

Ancak ve ancak önce biz Türkler, Türkçe konuşmak, yazmak, okumak yeteneğini en gelişmiş şekliyle yerine getirmeliyiz ki; kendi dilimizle düşündüğümüzden zekamızın gelişmesini de sağlamış olabilelim.

55 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle