Hoşgeldiniz  

KARANTİNA OLMALI MI OLMAMALI MI?

Ali Girgin | 03 Nisan 2020 | Genel, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Yerel Haberler


Ali Girgin
aligirgin1975@hotmail.com

Virüs belasından kurtulmak için sokağa çıkma yasağı, karantina, sıkıyönetim veya siz adını ne koyacaksınız bir uygulama ülkemizde yapılmalı mı yoksa yapılmamalı mı?

Bu soru üzerinde herkes tartışıyor.

Virüsün yayılma hızının kesilmesi doğrultusunda olmalı diyende var, olmamalı diyen de, kısmi karantina ile de bu sürecin aşılması gerektiğini düşünen de.

15 Günlük genel karantina ile bu işlerin düzeleceğini belirtenlerin büyük bir çoğunluğu askerin sokağa inmesini ve halkı 15 gün boyunca evlerde tutulmasını istiyor. 15 Gün içinde yayılımın azalacağı ve hasta sayısının ortaya çıkacağı dile getiriliyor.

Bir de diğer yönden bakalım.

15 Gün sokağa çıkma yasağı ilan edildiğinde hayat tamamen duracak. Durduğu zaman her üretim mekanı duracak.

Özellikle sağlık sektörü bu zamanda duracak.

Devlete maske, dezenfektan, gözlük, koruyucu elbiseler vb. malzeme üreten tüm kuruluşlar, küçük işletmeler kapanacak.

İlaç üretimi yapan tüm firmalar duracak. Haliyle ilaç sevkiyatı yapan tüm ulaştırma birimleri evlerine kapanacak.

İhracat ve ithalat duracak.

Sebze, meyce, temel gıda ürünleri şehirler arası duracak.

Temel gıda üretimi yapan tüm fabrikalar şartel kapatacak.

Kısacası 15 gün hayat duracak.

Bu senaryoyu düşünebiliyor musunuz?

Asker sokakta. Halk evde. Her şeyden habersiz bir şekilde hayatına devam edecek.

Tabi devam edebilecek tedarike sahip ise.

Hadi bunları geçtik.

Belirli zamanlarda halkın alışveriş yapmasına izin verilebilir. Temel ihtiyaçlarını belirli günlerde ve saatlerde karşılayabilirler.

Bu ihtiyaçları acaba tamamen ulaşımın durduğu bir zamanda ne kadarına karşılık verilebilir?

Mevcut bölgelerdeki stoklar halkı ne kadar karşılayabilir?

Diğer yandan ev hapsinde kalan vatandaşların yaşayacakları travmaları da hesaba katar isek oluşabilecek herhangi bir sıkıntıda yaşayacaklarını düşünebiliyor musunuz?

Bir düşünün. Bu Pazar günü Çatalca Devlet Hastanesi’ne 250 kişi çok ufak sebeplerden dolayı acile gitmiş. Her birinin büyük sorunları yok. Hatta yarısının hastaneye bile gitmesine gerek yok.

Peki! Bir sokağa çıkma yasağında hastanelerin nasıl bir duruma geleceğini düşünebiliyor musunuz? Yaşanacak kalabalıkların hastanede yaşatacağı olumsuzluğu az çok kestirebiliyor musunuz? Hastanelerin zaten virüsle baş edeceği bir zamanda bu kalabalıkların da eklendiğinde sağlık çalışanlarının düşeceği durumu idrak edebiliyor musunuz?

Her şeyden öte bir devleti ayakta tutan ve diğer ülkeler gözünde güçlü tutan 3 ana temel nokta vardır.

Birincisi ordusu,

İkincisi ekonomisi,

Üçüncüsü ise Milletinin devletine olan bağlılığı ve sadakati.

Herkes sokağa çıkma yasağı olsun diyor.

Şu anda asker kışlasında.

Düşünün ki asker kışladan çıktı ve sokağa indi.

Asker sadece nöbet mi tutacak?

Hayır. Her işe bakacak. Yaşlıya, çocuklara, hastaya, erzaksız olanlara, fakire vb. destek olmaya çalışacak. Bir nevi her yerde olacak.

Düşünün ki askere bu virüs bulaştığında tüm askerlere bulaşacak.

Ya sonrası?

Hasta olmuş bir ordu nasıl başkalarının gözünde güçlü olabilir?

Nasıl düşmanlarına karşı güçlü ve dirayetli olabilir?

Düşmanların ekmeğine yağ sürmüş olunmaz mı?

15 gün sonra ne olacak peki?

Ekonomimiz bıraktığımız yerden mi devam edecek dersiniz?

Dünyayı saran bu illetten kurtulduk mu diyeceğiz?

Sadece bir öngörü ülkenin 20 yıl geriye gidebileceğini de hesaplıyor muyuz?

Veya tam tersi öngörüye göre 20 yıl ileriye gidebileceğimizin garantisini kim verebilir?

Şu anda polis, sağlık çalışanları, Jandarma, devlet memurları, kamu kurum temizlik ekipleri, bakanlıklar, hükümet, muhalefet partileri ve aklınıza gelecek ne kadar birim var ise bu virüse karşı canla başla mücadele ediyor.

Bu mücadelede kayıplarda veriyoruz.

Hastalanıp yatağa yatanları da görüyoruz.

Ama inatla ve canla başla halkın sağlığı ve güvenliği adına gece gündüz demeden çalışıyorlar.

Aslında onların önünde engel olanlar bizleriz.

Hiçbir şekilde dışarıda işi yokken sadece hava almak için, spor yapmak için, piknik yapmak için, beraberce sohbet etmek için, arabayla gezmek için hiçbir tedbir almadan sokağa çıkarak virüs kapan, yayan ve evine geldiğinde ailesine de bulaştıran yine bizleriz.

Halkın sağlığı adına canlarını ortaya koyan herkesi tehlike altına koyan bizleriz. Onların çalışma koşullarını daha da zorlaştıran ve aileleriyle bir dakika bile görüşmesine fırsat tanımayan bizleriz.

Bizler evlerimizde çocuklarımızla oturup sarılıp oyunlar oynayıp şakalaşabiliyoruz. Ama onlar çocuklarına haftalardır dokunamıyorlar. Öpemiyorlar. Evlerine bile hastalık bulaştırabiliriz diye gidemiyorlar.

Aynı şekilde askerimiz sokağa insin diyenlere bakıldığında asker yolu bekleyenler ne durumda dersiniz?

Çocukları hasta mı oldu, çatışmaya girdi mi, sağlığı iyi mi diye düşündükleri bir zamanda keyfi dışarı çıkmak tüm ordumuza ve asker ailelerine yaptığımız bir yanlış değil midir?

Evde kalamıyor isek ve dışarı çıkmak zorundaysak tedbirlerimizi alalım.

Çocuklarımız için, ailemiz için, halkımız için, sağlık çalışanları için, asker için, polis için Tüm Türkiye için.

 ASKER SOKAĞA İNMEMELİ KISMİ KARANTİNA OLMALI

Askerin sokağa inerek sokağa çıkma yasağının uygulamasına ben her zaman karşı olmuşumdur. Askerin kışlasında kalması taraftarı olan birisiyim.

Askerin sivil hayatta yaşanan bu pandemi salgına direkt müdahale etmesi yerine kendisini izole edip koruması gerektiğinin taraftarıyım.

Her yönden bu virüs salgını sonrası yaşanacak dünya çapındaki bir kaos ortamında ( savaş, ülkeler arası restleşmeler, bloklaşmalar, isyanlar vb) Türkiye’nin askeri gücünün hasta bir şekilde tedbir alması yerine tamamen izole olmuş, hastalıktan korunmuş, güçlü ve dik duruşla yaşanacak olaylara karşı durması gerektiği taraftarıyım.

Sokağa çıkma yasağı yerine kısmi karantinalar ile bu işin önünde durulması ve halkın tedbirlerini alması adına daha da ciddi şekilde olayın ciddiyeti anlatılarak uyarılması taraftarıyım.

Virüsün yayılma hızının en aza indirilmesi için tedbirleri sadece halkın kullandığı ulaşım araçlarında, kamu binalarından ziyade çalışma ortamlarında da en ciddi şekilde alınması taraftarıyım.

Sağlık çalışanlarının daha arınık ve daha iyi bir şekilde çalışması için gerekli ortamlar için yapımı devam eden şehir hastanelerinin yapımın hızlandırılmasını ve hayata geçirilmesi taraftarıyım.

Gerekirse virüs kapmış hastaların hafifte olsa hastalığını geçireceği karantina sahra alanları açılması gerektiğini düşünenlerdenim. Bu karantina alanları hastane bahçeleri, kapalı spor salonları, futbol sahaları vb olabilir.

Ve en önemlisi hastaneler bu yoğunlukta bu virüsle baş ederken bir baş ağrısı içinde gidilmemesi taraftarıyım. Ciddi hatta ve hatta çok ciddi virüs bulguları, diğer hastalık bulguları olmadığı vakit hastane ve sağlık kuruluşlarının kullanılmaması gerektiğini savunanlardanım.

En önemlisi evimizde kalmaya çalışalım.

Tedbirlerimizi alalım.

Çalışma saatlerini kısaltarak yaygınlığı azaltalım.

Evde kalmaya çalışalım.

Sağlığımıza, sağlıkçılarımıza, halkımıza, askerimize, polisimize, memurumuza, her sabah çöpümüzü alan, sokağımızı dezenfekte edenlere engel olmayalım. Can olalım. SAYGILARIMLA…

367 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.