Hoşgeldiniz  

KAN HAFIZASI

Mehmet Zehir | 01 Temmuz 2020 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

Kamâlizm’in kaynağı Türk Kültürü, bilim, us, mantık, sanat, deneme-yanılma ile ortaya konulmuş ve Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk’ün bize bıraktığı eşsiz eserin ve ülķünün tanımıdır.

Dağ başım duman almış,

Gümüş dere durmaz akar.

Güneş ufuktan şimdi doğar,

Yürüyelim arkadaşlar!..

Amasya Genelgesi içeride ve dışarı da gerekli tepkiyi üzerine çekmeye yetmiş, herkes kendisine çekidüzen vermeyi başarmakla karşı karşıya kalmıştır.

Önümüzde Erzurum ve Sivas Kurultayları var ve bu kurultaylar resmi daha belirgin hale getirirken; yine içeride ve dışarı da eritilecek çok dağ ve demir var olmasına rağmen; atılan ilk adımlar umut vermekte, ancak ‘’hiç durmamak için yola çıkanların yorulmamasını’’ sağlayacak olan inançta hemen hemen herkeste var olmaya başlamıştır.

Türk Evladı, Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya çıkmasıyla makûs talihinin değiştiğini an ve an yaşarken; çekmiş olduğu acılar, sızılar, iyileşmeyen yaralar, karamsarlığından kurtulamadığı kâbus dolu günler, aylar, yıllar bir bir gözlerinin önünden geçmez mi?

Elbette eksiği yok, fazlası ile geçmiştir.

Çünkü bir zamanlar medeniyet denildiğinde, millet denildiğinde, devlet denildiğinde .. ilk akla gelen Türk ve Türklüğün değerleriyken; iki yüz yıldır hasta adamın cenazesini kaldırmak için son nefesini bekleyen bir dünya ve leş kargaları şimdi var.

Hakan diye başımıza geçenler, bizi insan olarak görmüyor. Kadınımız zaten utanılacak bir canlı, hayvanımız süt veriyorsa; et veriyorsa; yumurta veriyorsa; av yapıyorsa; makbul hayvan aksi halde hayvanlarımız bile helal hayvanlar, haram hayvanlar diye ayrılmıştı.

Türk Evladına en çokta koyan kadın kişinin insan yerine koyulmadığı ile bütün sürecin başlamış olması koymuştu. Türk Kadını, üretirdi, bakardı, beslerdi, giymezdi, giydirirdi, kendisini bile yöneteni bile o doğururdu ama o insan yerine konulmazdı. Gerçekte de Osmanlı’da ıı. Mahmut devrinde yapılan ilk nüfus sayımında kadınlar sayılmamış, evcil hayvanlar ve evin erkekleri sayılmıştı. Bunu anlamak, anlatmak mümkün olmadığı için bize barbar denilmesinin de önüne geçilememiştir.

İşte Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya çıkarak yıktığı ilk tabu burada düğümleniyor. İleri safhalarda görüleceği gibi, İstiklal Harbi Kadını ve erkeği ile bütün Türk Ulusu’nun eseri haline getirilerek başarılmıştır. Kadına değer vermeyen bir zihniyet, bir kültür, nereden bize bulaşmıştı. Biz Türkler de kadın insandı, erkek insanoğluydu. Kadın bütün değerleriyle üreten ve bu nedenle de üstünlüğü tartışmasız kabul edilendi. Erkek ise; kadının doğurup, yoğurup büyüttüğü insanoğluydu.

Tarihe geriye doğru gidersek; bugün kuruluşunun 2229.yılını andığımız Türk Silahlı Kuvvetlerinin kurucusu ve başındaki METE HAN ile evdeşi TÜRKAN KHATUN başta Çinliler olmak üzere yapmış oldukları iç dış anlaşma ve vermiş oldukları buyruklarda tek başına TÜRKAN KHATUN’un imzası(onayı) yeterli sayılmıştır. Oysa Mete Han’ın tek başına onayı ve imzası yeterli sayılmamıştır. Buradan anlıyoruz ki, Türk Töresi diye bahsi geçen olgular, Türklerin daha önceki çağlarından beri uygulanarak gelmiş, hiç kesintiye uğramadığı içinde sorgusuz sualsiz kabul edilmekteydi.

Peki, bu Türklüğe ne oldu da; bu yapı, bu zihniyet değişti?

Bu sorunun ve buna benzer birçok sorunun yanıtını ileri de zaman içinde yazacaklarımızla vereceğiz. Bu yönüyle konu bütünlüğünü takip etmek gereklidir.

Konumuza dönersek, Mustafa Kemal Paşa:

’Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.’ Sözleriyle milletin fertleri arasında hiçbir ayrım ortaya koymadığını, dişil, eril ayrımı yapmadığını, er kişi, hatun kişi diye bir ayrım yapmadığı gibi, CİNSİYETÇİ bir yaklaşımı da göstermediğini görüyoruz.

Peki Mustafa Kemal Paşa bu ayrımı yapmayan, cinsiyetçi yaklaşımı dahi kabul etmeyen bu ve daha sonraki bütün beyanatlarını diğerleri ile yaşadığı toplumdan almış olmasına rağmen; diğerleri neden cinsiyetçi yaklaşımı hem geçmişte hem halde ve hem de gelecekte göstermişlerdir.?

Yani yaşanılan toplum ve değerler aynı, etkileşim farklı.

Neden?

Başka bir ifade ile Mustafa Kemal Paşa, Türklüğün binlerce yıllık değerleri ile düşüncelerini, söylemlerini ortaya koyup yine Türklüğün gerek var oluştan, gerekse sonradan kazanılan özelliklerinin verdiği hakları ile uyguluyor; diğerleri ise, Türklüğün değerleri ile alakası olmayan düşünce, söylem ve uygulamalarla kendilerini ifade ediyorlar.

Bu inançsal temel farklılık, genetik ilminin ortaya koyduğu bir görüş ile şöyle izah edilmektedir.

Bir kişinin hayatında yaşadığı bir olayın etkisi, o kişi ile kan bağı ilişkisi olanlar ile 14 asır içinde kendisini gösterir, 14 asırdan sonra ise kişi kendi öz benliğine kan bağı olarak döner. Buna kan hafızası denilmektedir.

İşte Mustafa Kemal Paşa’yı asıl farklı kılan nokta burada başlıyor.

123 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.