Hoşgeldiniz  

KAMALİZM EVRENSELDİR VII

Mehmet Zehir | 09 Kasım 2020 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

HARF DEVRİMİ ( 1KASIM 1928) II

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 3 Mart 1924’te Öğretim Birliği (Tevhid-i Tedrisat) Kanunu kabul edildi. Bu kanunla medreseler kaldırıldı ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı. Böylece eğitim kurumlarının bir çatı altında toplanması ve eğitimin milli bir nitelik kazanması sağlandı. 

Atatürk, 9 Ağustos 1928 gecesi İstanbul’da Sarayburnu Parkı’nda düzenlenmiş bir şenlik sırasında, Harf Devrimini halka duyurmuştur;

Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Arkadaşlar, bizim güzel ahenkli, zengin dilimiz (lisanımız ) yeni Türk harfleri ile kendini gösterecektir. Asırlardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran, anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak mecburiyetindeyiz. Lisanımızı muhakkak anlamak istiyoruz. Bu yeni harflerle behemehal pek çabuk bir zamanda mükemmel bir surette anlaşacağız ki, Milletimizin yazısıyla kafasıyla bütün medeniyet aleminin yanında olduğunu gösterecektir. Vatandaşlar, yeni Türk harflerini çabuk öğreniniz. Bütün millete, kadına, erkeğe, köylüye, çobana, hamala, sandalcıya öğretiniz” demiştir.

Sekiz yıl gibi oldukça kısa bir süre sonra, 1935’te okuma-yazma bilenlerin sayısı yaklaşık 2.5 milyon olmuştur.  Bu ise okuma-yazma bilenlerin oranında %150’lik bir artışı belgelemektedir. Harf Devrimi’nin Türk kültür hayatında, Türk Tarih Kurumu (1931), Türk Dil Kurumu (1932), Halk Evleri (1932) gibi kurumların oluşmasında; Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanununun (1934) çıkarılmasında, genel anlamda halk eğitimi çabalarının hızlandırılmasında, ortak bir konuşma dilinin oluşmasında ayrıca olumlu katkıları olmuştur.

Harf Devrimi, cumhuriyet aydınlanmasının en büyük devrimlerinden biri olarak görülebilir. Ulusal bir kültürün gelişmesi sağlanmış ve milli bir dil yaratılmış, ulus devletimizin varlığı güvence altına alınmıştır. Kamâl ATATÜRK “Yaşamak isteyen uluslar, tarihleri ile tarihlerini her alanda yaşatan dillerine sağlam sarılırlar. Dilbilim, tarihin en uzak, en karanlık köşelerini aydınlatır. Türk tarihi, Türk ırkını ancak deneysel bilim belgeleriyle bulur. Türk dili, bunlardan en önemlisidir. Türk’ün tarihsel varlığı ile bu varlığın yeryüzündeki yaygınlığını, özellikle Türk dilinin özgünlüğü çok açık bir kesinlikle göstermektedir.

Sonsal (nihai) hedefimiz, yalnız Anadolu Türklerinin değil bütün Türklerin ortak Türkçesini yaratmaktır. Türkçe bütün Türkiye’ye ve Türk dünyasına egemen kılınacaktır.” sözleri ile Türk dilinin önemini çok güzel anlatmıştır.

Bu çalışmaların temelinde bahsi geçen bir Latin harfleri ifadesi vardır. Tabii olarak araştırma bilmeyen, araştırmayan, tembel insanlar ya da ard niyetli irticacı insanların dillerine pelesenk ettikleri bu Latin harflerine isim babalığı yapmış olan Latinler kimdir?

Araştırmacı yazar Arif Cengiz Erman bu konuyu Turan Tarihi’ne giriş kitabında şöyle anlatıyor:

LATİN adı, Etrüsklerin kuzeyden göçen avcı-toplayıcı Aka boylarına takmış olduğu bir addır. Etrüskçe LAT, YAT(mak), LATİN de, tembel ve gayretsiz anlamlarına gelen YATAN demektir. Romalıların, anlamı bilinmeden, Batılılar tarafından Etrüskçe “yatan” anlamına gelen “Latin” olarak adlandırılmaları tam bir linguistik faciasıdır.

Buradan hareketle Kitabın 53.sayfasında konuyu daha da genişleterek şöyle demektedir.

Etrüksler İtalya’daki öteki Turan Halklarından çok daha ileri bir uygarlık düzeyindeydiler. Roma Uygarlığı’nın dinden sanata,hukuktan mimariye kadar, kökünü tümüyle Etrüks Uygarlığı’na dayandığı, günümüzde artık kanıtlıdır. Zaten Roma Uygarlığı, Etrüks Uygarlığı’nın bir parçasıdır. Kubbe, kemer gibi Avrupa’daki ilk mimari teknikleri kullananlar, şehir planlamacılığı yapanlar, hamam kültürünü yerleştirenler, demir, bronz, altın ve gümüş işçiliğiyle uğraşanlar, bu kültürü Orta Asya’dan getiren Etrükslerdir. Bu halk ayrıca atı ve savaş arabalarını Avrupa’ya tanıtmış gelişmiş bir tarım uygulamış, takvim, alfabe ve sexagesimal sayı sistemi gibi buluşları gerçekleştirmiş, dili kültürüyle Avrupa’yı kökünden etkilemiştir.

Örneğin ‘’Roma rakamları’’ diye bilinen sayılar aslında Etrüks sayıları, Latin Alfabesi olarak bilinen alfabe de aslında Etrüks alfabesidir. Bu alfabeyi Etrüksler Avrasya Bozkırlarından getirmişlerdir.

Bu bilgilendirmeden sonra eklemek isteriz ki; Avrasya’da bu alfabeye Runik Alfabe deriz. Tamgaları karşılaştırdığımızsa oluşan 29 tamganın direk 16 tanesi hiç bozulmadan aynen alındığı diğer 14 tamga da yapılan 13 farklı çalışmadan en uygunu olarak seçilen tamgalardır.

Ayrıca bütün dillerin toplamlarında kullandıkları 13 sesli tamganın tek başına Türkçe’de 8 tanesinin yoğun olarak kullanılıyor olması; bütün dillere Türkçe’nin hem analık hem de atalık yapması ile büyük alakası olduğu sanılmaktadır.

Dolayısı ile biz bize ait olanı alırız ve çağımıza uyarlarız diyen Uluğ Başbuğ Kamâl ATATÜRK her konuda olduğu gibi bu konuda da Türklüğün var oluş mücadelesinde ortaya koyduğu derinliği ile neden Türklüğün değerlerinin Kamâlizm paydasında topladığını ancak bu derinliklere vakıf oldukça insan anlayabiliyor. 

26 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.