Hoşgeldiniz  

KAMÂLİZM EVRENSELDİR IV

Mehmet Zehir | 09 Kasım 2020 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

1 KASIM 1922 SALTANAT’IN KALDIRILMASI I

‘’Egemenlik ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye; görüşme ile münakaşa ile verilmez.

Egemenlik, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır.

Osmanoğulları, zorla Türk Milleti’nin egemenlik ve saltanatına el koymuşlardı; bu musallat olmalarını altı asırdan beri devam ettirmişlerdi.

Şimdi de, Türk Milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, egemenlik ve saltanatını, isyan ederek kendi eline açıkça almış bulunuyor.

Bu bir olupbittidir.

Söz konusu olan; “millete saltanatını, egemenliğini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız?” meselesi değildir.

Mesele zaten olupbitti haline gelmiş bir hakikati ifadeden ibarettir.

Bu, mutlaka olacaktır.

Burada toplananlar, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce uygun olur.

Aksi takdirde, yine gerçek gerektiği şekilde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.”

Yukarıda ki açıklamayı yapan Uluğ Başbuğ Kamâl ATATÜRK, pragmatik olarak kafasına koyduğu Türklük için gideceği istikameti adım adım gerçekleştirmek isterken; kendisi üzerinden aslında Türklüğün değerlerine karşı çıkan Türk ve Türk dışı unsurlara karşı zaman zaman çok sert tavırlar takınmak zorunda kaldığı dönemler olmuştur. Bu kapsamda Saltanat’ın kaldırılması da bunların belki de en başında gelenidir.

Oysaki Kamâl ATATÜRK, daha Erzurum Kurultay’ının bittiği gece yaverine yazdırdığı notlarda ‘’ Saltanat’ın kaldırılacağını’’ şartlar gereği yapılacak diyerek not ettirmişti.

Bunun dışında Kamâl ATATÜK, ortaya koyduğu söylem ve eylemlerle Osmanlı Soyu’nun Türklüğün her şeyini çaldığını gasp ettiğini söylemekteydi. Ancak bunları rüzgâra karşı yapmıyordu. Çünkü bunlar yüzlerce senenin biriktirdiği sorunlardı ve halk onları içselleştirdiği için sorun olarak göremiyordu. Ancak Kamâl ATATÜRK uygulamaya koyduktan bir süre sonra anlayabiliyordu. Bu nedenle bunları halka anlatmadan önce kendi kurmay kadrosuyla tartışacağı ana kadar çok fazla dillendirmiyor; yaverine not aldırıyor ve bazen bu notları da not alanlar ile kendisi dışında kimsenin bilmesini istemiyordu. İşte Saltanat’ın kaldırılması ile alakalı not alma işi de böyle olanlardandı.

Kamâl ATATÜRK Saltanat’ı kaldırmanın zamanı geldiğinde; onu en ince ayrıntılarına kadar bilimsel olarak ortaya koyuyordu.  O güne kadar saltanat lehinde sözler söyleyenlerin, saltanat savunuculuğu yapanların, saltanat dalkavukluğu yapanların Kamâl ATATÜRK’ün ifadeleri sonrasında etkilenerek saltanatın kaldırılması yönündeki gerek teklifleri, gerekse; mecliste konuyu diğer herkese anlatması işini bu zamanın saltanat dalkavukluğu merhalesinde yapanlara özellikle yaptırarak kendi içlerinde ki sorunu kendilerine bırakıyordu.

Bu nokta da Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy görüş bildirenlerden olup, bu görüşlerinde ısrar etmişlerdir. Konu kapsamında Refet Bele’nin evinde yenilen yemekte Kamâl ATATÜRK ilk sorgulanan olmuş ama Kamâl ATATÜRK, ince bir siyaset ile oradaki durumu ötelemiş daha sonra konu TBMM’de gündeme gelmeden önce başbakan Rauf Orbay Kamâl ATATÜRK tarafından ikna edilmiş ama konu TBMM’ne gelince Mersin Milletvekili olan Liberal görüşleriyle bilinen Selahattin Köseoğlu beraber yine diretmiştir. Bu arada diğer askerlerin birden gündemden düşmelerinin nedeni; onların o anda bazıları TBMM üyesi değil, bazıları da o an orada yokturlar.

İşte bütün bu aleyhte bileşke propaganda üzerine Kamâl ATATÜRK yukarıdaki konuşmayı yapmak durumunda kalmıştır.

Sonuç itibariyle Kamâl ATATÜRK, yedi düvelden Türk Milleti’nin haklarını alırken; alkışlayanlar, sıra Osmanlı Soyu’ndan almaya geldiği zaman ayak diretmeleri kahpeliğin daniskası olduğunu yapmış olduğu konuşmanın içeriğinde şöyle dile getiriyor:

‘’Burada toplananlar, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce uygun olur. ‘’Konuyu anlatmış ama hala anlamayanlar var; onlar için meclis ve herkes meseleyi tabii görürse, fikrimce uygun olur derken; artık kahpeliğin gereği yoktur. Size rağmen sizin haklarınızı savunmak zorunda beni bırakmanızın da bir sınırı olduğunu artık görün demektedir.

Şimdi böyle bir insana Uluğ Başbuğ demeyelim de kime diyelim?

35 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.