Hoşgeldiniz  

KAMÂLİZM EVRENSELDİR II

Mehmet Zehir | 09 Kasım 2020 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

Kamâlizm’in Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk tarafından üretilmediğini, Kamâlizm sözcüğünü kullanmadığını iddia eden odaklar vardır…

Bu odaklar Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk’ün Türk milletine bir ilke, bir ülkü bırakmadığını iddia ederler…

Bu kesinlikle doğru değildir.

Aşağıdaki resimdeki yazı Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk’ün kendi eli ile yazdığı günlüğünden alıntı bir yazıdır. Burada Kamâlizm’in ne olduğunu kendisi açık bir şekilde belirtmiştir. Yazıya lütfen dikkat edelim. Yazıda en alt satırda geçen sözcükte ikinci ‘’a’’ (â) şapkalıdır. Dolayısı ile bu sözcüğün Kemalizm olduğunu ileri sürmek; her şeyden önce samimi olmamaktır.

Uçmağa vardıktan sonra onun duygu, düşünce, söylem, eylem ve ülkülerini taşıyacak bir akımın adını diğer isim koyucuların tezlerini çürüterek kendisi koymuştur. Çünkü diğer ad koyucuların hepsi kendi dünya görüşlerine göre bir adlandırma yapma istekleri oldukları gibi, başkalarının etkisi altında kalarak da ad koymaya uğraştıkları açıktı. Hatta bu ad koymayı kendisi için marifet sayanlar ülkenin karpuz gibi ikiye bölünmesini teşvik edenlerin yolundan daha çok gittikleri de açıktır.

Resimdeki yazıyı incelersek:





“Bunlardan başka, 1935 Kurultayınca saptanan fikirler de bu programa ulanmıştır. Partinin güttüğü bütün bu esaslar, Kamalizm prensipleridir”


(Resim, Uluğ Başbuğ Kamâl ATATÜRK’ÜN bu tespitinin kendi el yazısıyla ifadesidir ve Anıtkabir arşivlerinde Dosya No:1, Belge No:1091 olarak kaydedilmiştir)

Dolayısı ile Uluğ Başbuğ Kamâl ATATÜRK başta binlerce yıllık Türk Milleti’nin olmak üzere bütün insanlığın oluşturduğu değerlere sahip çıkıyor, onları koruyor, geliştiriyor ve kendisinden sonra gelecek bütün insanlığa doğru ve eksiksiz olarak teslim ediyordu.

Bu nedenle bizlerin Türklüğü anlamak!, var oluştan gelen değerleri anlamak!, sonradan elde edilen kazanımları anlamak! gibi bir kaygımız sözkonusu oluyorsa; bunları Uluğ Başbuğ Kamâl ATATÜRK’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin 15 yıllık sürecinde yaşanan birbirinden ilginç örnekler üzerinden değerlendirmemiz anlamamız mümkündür. Bunun dışındaki yol ve yöntemler bizleri mutlak doğrulardan uzaklaştırır. Mutlak doğrudan uzaklaşmak demek, yanlışın içine bilerek düşmek ve zaman sonra yanlışı doğru diye kabul etmek ve savunmak olarak karşımıza çıkar. Dinler böyledir, ideolojiler böyledir, tabular, dogmalar, kalıplar… hepsi böyle karşımıza çıkmıştır.

Aksini düşünelim: Hangi ideoloji yaşıyor, hangi doktrin varlığını sürdürebiliyor, hangi din, hangi tabu.. ama öğretiler öyle mi, nesilden nesile kendiliğinden aktarılıp duruyor.

Neden çünkü doğaldır. Var oluştan gelen us, yapılan eylem bileşkesinde oluşan mantık deneyim ve bilim olarak karşımıza çıkıyor. İnsanın yine var oluştan gelen iyiyi güzeli benimseme özelliği ile bütünleştiğinde doğal olan bu öğreti şekli dünyanın her yerinde kendisine yaşama alanı kısa zamanda bulacağı açıktır.

33 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.