Hoşgeldiniz  

KAMÂLİZM EVRENSELDİR I

Mehmet Zehir | 27 Ekim 2020 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

Kamâlizm’i anlamak, öğrenmek, aslında Uluğ Başbuğ Kamâl ATATÜRK üzerinden Türk’ü, Türklüğü tanımak, öğrenmek, binlerce yıl geriye giderek orada; o andaki yetileriniz ile varlığını ifade etmenizdir. Düşünün aşağıdaki alıntı 1 Aralık 1921 tarihinde İngilizlerin kapattığı Meclis-i Mebusan yerine Anadolu’da ilk yapmış olduğu işlerden biri olan Büyük Meclisi kurmak ve orada söylediği sözlerdir.

Önce okuyalım sonra hep beraber yorumlarız:

1.Efendiler; biz büyük hayâller peşinden koşan, yapamayacağımız şeyleri yapar gibi görünen sahtekâr insanlardan değiliz.

2.Efendiler; büyük ve hayâlı şeyleri yapmadan yapmış gibi görünmek yüzünden bütün dünyanın husumetini, garazını, kinini bu memleketin ve bu milletin üzerine celp ettik.

3.Biz, Pan-İslâmizm yapmadık.

4.Belki ‘yapıyoruz, yapacağız’ dedik, düşmanlar da ‘ yaptırmamak için bir an evvel öldürelim!’ dediler.

5.Pan-Turanizim yapmadık! ‘yaparız, yapıyoruz ve yapacağız’ dedik ve yine ‘öldürelim! ’ dediler.

6.Bütün dâvâ bundan ibarettir.

7.Efendiler; bütün cihana havf ve telaş veren mefhum bundan ibarettir.

8.Biz böyle yapmadığımız ve yapamadığımız mefhumlar üzerinde koşarak düşmanlarımızın adetini ve üzerimizde olan tazyikatı tezyid etmekten ise haddi tabiîye, haddi meşrua rücû edelim.

9.Haddimizi bilelim.

10.Binaenaleyh efendiler, biz hayat ve istiklâl isteyen bir milletiz ve yalnız ve ancak bunun için ibzâl ederiz.”

Uluğ Başbuğ Kamâl ATATÜRK birinci tümcesi ile bütün dünyaya Türklüğün tavrını, karakterini ifade ediyor. İkinci tümcede birinci tümceye tamamen aykırı bir biçimde Türklüğün götürüldüğü istikameti ifade ediyor. Üçüncü ve dördüncü ve beşinci tümce de ikinci tümcede gidilen yanlış istikameti, Türklerin dışındaki milletlerin değerlendirmesini ve bunun sonucu Türklüğü yok etmek istediklerini ifade ediyor. Bütün olayların ve davaların bundan ibaret olduğunun altını çizdiği altı ve yedinci tümcelerden sonra sekizinci tümcede kendi dışımızdakileri tahrik etmek, tahrikin tehdide dönüşmesine olanak sağladığınızda onlarında birlik olup size saldırmak istemesine neden olduğunu anlatmaktadır. Dokuzuncu tümcede ise net bir şekilde haddimizi bilelim diyerek hem içeriye yani bize; hem insanlığa karşı bir sorgulama yapmamızı arzu ediyor. Ve nihayet son tümcesinde ise birinci tümceye paralel durumumuzu ortaya koyuyor.

Uluğ Başbuğ Kamâl ATATÜRK bunları 15-21 Temmuz 1921 tarihinde yapılan 1.Maarif Kurultayı sonrasında savaşın ortasında dile getiriyor. Demek ki, Uluğ Başbuğ Kamâl ATATÜRK, her şeyden önce gerçekçi ve var oluştan gelen yaşam hakkının sağlanması noktasında orantılılık anlayışını desteklemektedir.

Uluğ Başbuğ Kamâl ATATÜRK, İstiklal Harbi sonrasında 1924’de yapmış olduğu bir konuşmada konuyu sonuçları itibariyle de çok açık ele almıştır.

Bu ele alışı maddeleştirerek aşağıya ekliyoruz. Ancak anlaşılması gereken bir nokta daha var. Kendi ifadesi ile ‘’ savaş zaruret olmadıkça bir cinayettir’’ sözlerini söyleyip; zaruri kaldığı savaş sonrasında sadece Türk Milleti’ne hitap etmeyi doğru bulmamış sanki bütün milletlere ve onların kanaat önderlerine adeta hitap etmiş olduğunun altını çizlim.

‘’1.Kendilerine bir milletin tarihi bırakılan adamlar, milletin kuvvet ve kudretini yalnız ve ancak yine milletin hakiki ve elde edilmesi mümkün menfaatleri yolunda kullanmakla görevli olduklarını bir an bile hatırlarından çıkarmamalıdırlar.

2.Bu adamlar düşünmelilerdir ki, bir memleketi zapt ve işgal etmek o memleketin sahiplerine hâkim olmak için kafi değildir.

3.Bir milletin ruhu zapt olmadıkça, bir milletin azim ve iradesi kırılmadıkça, o millete hâkim olmanın imkânı yoktur.

4.Hâlbuki asırların getirdiği bir milli ruha, hiçbir kuvvet mukavemet edemez.’’

Demek ki var oluştan, yani yaratılıştan gelen kazanımlar; öyle başkalarının istediği anda son bulacak kazanımlar olmadığı gibi, hiçbir kimsenin yok etme iradesine terk edilemez oldukları zaruri bir savaş sonucunda bir kez daha görülmüştür.

Türklüğün bu ölmez ruhu aslında milli ve insani hissin bir beraber kullanılmasından doğan evrensel his aynı zamanda olduğu gerçeği karşımıza Uluğ Başbuğ Kamâl ATATÜRK’ün duygu, düşünce, söylem, uygulama ve bıraktığı ülkülerle bir kez daha disiplin altına alınıyor, bir kez daha bütün insanlık yeniden bunların kaybedilmemesi gereken değerler olduğu ile yüzyüze kalıyor.

46 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.