Hoşgeldiniz  

HAYAT FELSEFESİ

admin | 21 Temmuz 2020 | Köşe Yazıları


admin
habermarmaragazetesi@gmail.com

Kamâlizm’in kaynağı Türk Kültürü, bilim, us, mantık, sanat, deneme-yanılma ile ortaya konulmuş ve Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk’ün bize bıraktığı eşsiz eserin ve ülķünün tanımıdır.

Milli Mücadele hareketinin dönüm noktalarından olan ve Mustafa Kemal’in öncülüğünde Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı Erzurum Kurultayı, ulusal egemenliğin koşulsuz olarak gerçekleştirilmesine karar verilen ilk kongre olması nedeniyle Türkiye Cumhuriyet Devleti tarihinde önemli bir yere sahiptir. Mustafa Kemal, bütün emperyalist devletlerin Mondros Mütarekesi ile böldüğü ve bu bölünme sonrasında da şartlar oluştuğunda kalan yerlere de müdahale etme olanağı varken; Erzurum Kurultayı ile Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin temellerini atıyordu. Bu temel atmayı bir başka şekilde de ifade etmemiz söz konusu olursa; bunu da şöyle ifade etmeliyiz:

Mazhar Müfit Kansu’nun anlattığı bir hikâye, Atatürk’ün öngörüsünü ve Cumhuriyetin ilanı öncesi günleri çok iyi anlatıyor…

Erzurum Kongresi yapıldığı dönemlerde geçen bir konuşma:

Mustafa Kemal : –“Mazhar not defterin yanında mı?”

Mazhar Müfit Kansu:–“Hayır paşam.”

Mustafa Kemal:–“Zahmet olacak ama bir merdiveni inip çıkacaksın, al gel.’’

Mazhar Müfit Kansu’nun aşağıya gidip elinde not defteriyle geldiğini görünce, sigarasından bir iki nefes çektikten sonra:

Mustafa Kemal “Ama bu defterin, bu yaprağını kimseye göstermeyeceksin. Sonuna kadar gizli kalacak. Bir ben, bir sen, bir de Kalem Mahsus Müdürü Süreyya bileceksiniz, şartım bu…”

Paşa’nın şartı kabul edildi.

Mustafa Kemal:– “Öyleyse tarih koy” dedi.

28 Temmuz, 1919 Sabaha karşı.

Mustafa Kemal “Pekâlâ, yaz” diyerek devam etti.

1-Zaferden sonra hükümet biçimi Cumhuriyet olacaktır.

2-Padişah ve Hanedan hakkında zamanı gelince gereken işlem yapılacaktır.

3-Fes kalkacak, uygar milletler gibi şapka giyilecektir.

Bu anda kalem Mazhar Müfit Kansu’nun elinden düşüverdi. Mustafa Kemal’in yüzüne baktı. O da onun yüzüne bakıyordu. Bu, gözlerin bir takılışta birbirlerine çok şey anlatan konuşmasıydı.

Mazhar Müfit Kansu, Mustafa Kemal ile zaman zaman senli benli konuşurdu.

Mustafa Kemal:–“Neden duraksadın?” dedi.

Mazhar Müfit Kansu:–“Darılma ama paşam, sizin hayal peşinde koşan taraflarınız var” diye cevapladı.

Mustafa Kemal güldü…

Mustafa Kemal:–Bunu zaman gösterir, sen yaz” dedi.

4- Latin harflerine geçilecek

Mazhar Müfit Kansu:–Paşam yeter, yeter…” dedi.

 Mazhar Müfit Kansu Bey,  biraz da hayal ile uğraşmaktan bıkmış bir insanın davranışı ile: “Cumhuriyet ilanını başarmış olalım da üst tarafı yeter” dedi…

Daha sonrasını Mazhar Müfit Kansu’nun tümcelerinden dinleyelim…

Defterimi kapattım. “Paşam sabah oldu, Siz oturmaya devam edeceksiniz, hoşça kalın” dedim. Yanından ayrıldım Gerçekten gün ağarmıştı. O anda olayların beni nasıl aldattığını ve Mustafa Kemal’i doğruladığını ve Mustafa Kemal’in beni nasıl bir tümce ile yıllar sonra susturduğunu tarih önünde açıklamalıyım…

Aradan yıllar geçmişti…

Çankaya’da akşam yemeklerinde birkaç defa: “Bu Mazhar Müfit yok mu, kendisine Erzurum’da şapka giyilecek, Latin harfleri kabul edilecek dediğim ve bunları not etmesini söylediğim zaman, defterini koltuğunun altına almış ve bana hayal peşinde koştuğumu söylemişti” demekle kalmadı, bir gün önemli bir ders daha verdi.

Şapka devrimini açıklamış olarak Kastamonu’ndan dönüyordu. Ankara’ya geldiği zaman da otomobille eski meclis binası önünden geçiyordu. Ben de kapı önünde bulunuyordum. Beni yanına çağırdı ve şöyle dedi:

Mustafa Kemal “Azizim Mazhar Bey, kaçıncı maddedeyiz? Notlarına bakıyor musun?

Evet, bu planlı bir çalışmaydı. Bu planlı çalışma da doğruluk yararlılık, gerçeklilik uygulama da farklı yönlerde hesaplanarak hedeften şaşılmaması esasi adım adım gerçekleşmekteydi. Dolayısı ile ortaya konulan kabul edilebilirlik, uygulanabilirlik gerçeğe yönelik olduğu için başarıyı adım adım getirmekteydi.

Mustafa Kemal’in bilimsel düşüncelere önem vermesi ve hayatında bilime ayrı ve büyük bir yer vermesi onun aldığı eğitimlerde sadece okulu bitirme veya O anı kurtarmak için eğitime bakmadığını gösterir. O bütün hayatı bir eğitim olarak görmüş ve bu nedenle öğrenmeye çalışmış, öğrendiğini de sürekli deneyimlemiştir. Hatta ilgilendiği her işin felsefesini de anlamaya ve hatta gerekirse; o işin felsefesi ile alakalı bilimsel ve kendine özgü çıkarımları ile birçok söz söyleyebilme bilincine erişmişti.

İşte Erzurum Kurultayı daha önce atmış olduğu adımlar gibi bir felsefi ve bilimsel bir düşünüş ve uygulamayı bize hatırlatıyor.

Pragmatizm.

Pragmatizmin bütün uygulamaları ile Türk Atasözleri birbirlerini o kadar çok tamamlıyor ki, sanki pragmatizmi eski çağlarda farklı isimlerle vardı ve sonradan unutulmuş ama eski çağlarda da yaşanılan çağlarda da Türk Atasözleri pragmatizmin ilgilendiği bütün konularda en iyi örneklerini verdiği çok açıktır. Buradan hareketle, felsefi akımların isimlerini biz Türkler koymamış olsak ta ortaya çıkış ve uygulamaları Türklüğe özgü olarak bütün insanlık için Türklerce var edilmiştir denilebilir…

100 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.