Hoşgeldiniz  

HAMLELER (ATAKLAR)

Mehmet Zehir | 12 Ekim 2020 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

Savaşta ve satrançta bazı hamleler veya ataklar rastgele yapılmaz. Eğer yapılırsa; bedeli çok ağır olur. İşte bu bedeli ağır yaşamamak için belirli kurallar, belirli disiplinler kazanılarak deneyim hanesine sözlü veya yazılı olarak kaydedilmiştir.

Satrançta at ve rok hareketi dışında birbirinin üzerinden atlayan taş yok iken, gelişen savunma sanayi teknolojileri ve devletlerin birbirleri ile yapmış olduğu anlaşmalar çerçevesinde bir başka ülkenin izin vermediği hava sahanlığı meşru olarak kullanılamaz. Şayet izinsiz kullanılıyorsa; mutlaka bir bedeli olmaktadır.

Satranç oyununda bir taşı etkisiz hale getirdiğinizde onun yerine kendi taşınızı yerleştirmeniz gibi, savaşta da düşman mevziisini ele geçirdiğinizde onu kullanmak; o mevziinin olanaklarından yararlanmak sizin meşru hakkınız olduğu açıktır.

Satranç oyununda mutlak başarı yani galibiyet rakibin şah diye tanımlanan taşını almaktır. Savaşta da mutlak galibiyet düşman ordusunun başkomutanını etkisiz hale getirmektir.

Örnek: İstiklal Harbi’nde Türk Ordusu, Grek Orduları Başkomutanını esir aldığı gibi.

Şah, satranç oyununda her türlü hamleyi kendi çevresinde yaparak kendisini savunmak veya kurtarmak için ve/veya karşı tarafı yenmek veya oyalamak için yaparken; gerçek bir savaşta ordu komutanı da kendisinin ele geçirilmemesi başta olmak üzere birçok taviz ileri sürebilir. Bu bir savaş hilesi olduğu kadar, daha sonrası için bir zaman kazanma amacı da taşıyabilir.

Satrançta rok hamlesi ile iki ordunun kanlı bir savaşa girmeden önce arabulucuların devreye girmesi birbirlerine çok benzer iki davranış türüdür.

Şayet başarılı birer şekilde bu davranış şekilleri gerçekleşmişse; belki de bir büyük savaş kan dökülmeden önlenmiştir.

Türk Soylu Sun Tzu bundan 2600 yıl önce ‘’ Savaş Sanatı’’ adını verdiği eserinde en başarılı savaş galibiyetinin yani utkunun kan dökmeden elde edilenidir der.

İşte rok hareketi ile arabulucular mevzusu bu yönüyle başarılı değerlendirilebilirse birer Utku olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.

Gerek rok hareketi gerekse arabuluculuk oyunun başında veya savaş başlamadan önce yapılırsa; başaranların karlı çıkacağının da altını çizmek gerekir.

Satrançta Vezir ile Ordu da komutan ülkede başbakan hemen hemen aynı işlevlerdedir. Satrançta Vezir bütün taşları sevk eden koruyan kollayan, savaştıran, imha ettirendir. Aynı şeyi komutan başbakan olarak da görebiliriz. Komutan savaş anında bir sürü emir veriyor, bu emirlerin hepsi herkese kazandırmıyor. Sadece emirler başarılı ise komutanın planı başarılı oluyor. Veya bir başbakan düşün verdiği kararlar ülkenin geleceğine olumlu veya olumsuz yansıyor. Eğer kararlar doğru ise olumlu, değilse olumsuz yansıyabilmektedir.

Bu nedenle ister satrançta olsun ister bir savaşta olsun, isterse devlet idaresinde olsun vezir veya komutan veya başbakan adeta kuralları kendileri koymuş kişilerdir.

Düşünki şah her yöne birer adım gidebilirken; vezir her yöne sınırsız gidebilmektedir. Komutan savaştayken, başbakanda hükümeti ve dolayısı ile devleti yönetirken böyle değil mi?

Kalenin iki tane olması ve şah ile rok hareketi yaparken şahın üstünden atlaması çok anlamlıdır. Öncelikle iki kale olduğu için düşmanı satrançta şaşırtırken; gerçek bir savaşta da düşman şahı etkisiz hale getirmek için mümkün olan en yakın mesafede olmaya çalıştığından; satrançta açıktan rok ile ter değiştirme yapılırken; savaşta şah çok gizli hareket ederek nerede olduğunu yakın kurmayları dahi bazen bilemeyerek kendisini koruduğunu söyleyebiliriz. Kalenin birinin vezir tarafında, diğerinin şahın tarafında olduğunu satrançta dikkate alırsak; bir savaşta kalelerin birden çok olması dolayısı ile hangi kalede kimlerin, nelerin olup olamayacağını da düşündürtmektedir.

Konunun bundan sonraki bölümleri yukarıda anlatmaya çalıştığımız savaş sanatı ile paralel aşağı doğru iner. Bu nedenle konumuzu burada toparlarsak kale hem bir barınma ve korunma hem bir güç merkezi olarak devletin yerini aldığı gibi, devletin içinde bir üs bölgesi olarak da kabul edilebilir.

Ancak nihayetinde bütün devletler en küçük bir üs olarak bir kale, en büyük bir üs olarak da büyük kale olarak anılmasında bir sakınca yoktur.

19 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.