Hoşgeldiniz  

Gel de, Bu Memlekette Yaşa (2)

admin | 07 Temmuz 2020 | Köşe Yazıları


admin
habermarmaragazetesi@gmail.com

Dünkü yazımı, acaba okudunuz mu? 18 yıllık bu iktidar döneminde, her gün yeni şaşkınlıklar yaşıyoruz. Ama, iyi bir hayat yaşamıyoruz. Öyle olaylar görüyor ya da duyuyoruz ki, insan adeta küçük dilini yutacak. Ama, siz yine de üzülmeyin. Bu günler de geçer. Eğer sağ veya sağlam kalırsanız tabii.

    Değerli okurlarım; Dün de ifade etmiştim. 78 yıllık ömrümde görmediklerimi, duymadıklarımı ve yaşamadıklarımı, bu iktidar döneminde, gördüm, duydum ve yaşadım.

    Dünkü yazımda kısacık, ancak ibretlik üç konuya temas etmiştim. Böylelerin hepsini yazsam, kitaplara sığmaz. Siz, yine de sabırlı olun.

                     Ey Adalet, Geldin İse Ses Ver!

       Ruh çağırdığımı sanmayın.  Bu memlekette kaybolan adaletin gelmesini bekliyorum. Ama, çaresiz bekliyorum. Belki duyar diye de  çağırıyorum.

     Dünyanın her yerinde, halkının haklarını savunmak amacıyla  bir ”Avukatlık Müessesesi” vardır. Bizde de var.

     Her mesleki örgütte olduğu gibi, Avukatların da “Baro” adında bağlandıkları, toplandıkları bir mesleki örgüt var.

    Ne var ki, kimi Avukatlar savunmalarında ve her türlü eylemlerinde iktidara aykırı gidiyorlar. İşte bu sebeple onların kulaklarını çekmek ve öteki örgütler gibi onların da iktidara bağlanmaları gerekiyor.

     İşte, iktidar adına Adalet Bakanlığı bu çareyi Avukatları bölmekte bulmuş. Yani, Baro sayısını artırmak. Onun için de, Baroları parçalıyor. Bir İl’de bir iken, birden fazla Baro kurduracak ve yandaş Barolar  meydana getirecek.

     Kanun hazır. Şimdi yoklama çekiliyor. Avukatlar ise ayakta. Ancak, beyhude.

    Atı alan Üsküdar’ı değil, Fizan’ı bile geçti. Ben, avukatları çok akıllı sanıyordum, ama haklarında nihai kararın çoktan verildiğini hala düşünemiyorlar.

                Selahattin Demirtaş, Dilinin Belasını Çekiyor!

    Onu, tanımayan yok. HDP adlı siyasi partinin Genel Başkanıydı. Ama, şimdi değil. O şimdi hapiste.

     Siyasi kimliği ve görüşü, beni hiç ilgilendirmiyor. Ancak, bir insan olarak uğradığı haksızlık ve yaşatılan zulüm beni ve benim gibi düşünen herkesi ilgilendiriyor.

     Hatırlayın, Selahattin Demirtaş, bir siyasetçi olarak Tayyip Erdoğan’ı kastedip, “Seni Cumhurbaşkanı seçtirmeyeceğiz.” dedi.

   Bir siyasetçi olarak, bunu söylemeye hakkı vardı. “Sen misin bunu söyleyen?”

Üç buçuk yıldan beri, Edirne Kapalı Cezaevi’nde yatıyor. Daha ne kadar yatacağı ve içeride kalması için daha ne gibi bahanelerin bulunacağı bilinemiyor.

    Oysa, kararlarını kabul ettiğimiz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve bizim Anayasa Mahkemesi, bu kişinin haksız yere içeride tutulduğunu ve artık tahliye edilmesi gerektiğini, verdikleri kararlarla cümle aleme duyurdular.

    Ah! Bu kararları, bir de bizim çok da adil olan adaletimiz ve bu adalet üzerinde egemen olanlar da bir duysa!

                 Osman Kavala da, Aynı Durumda.

   Taksim Gezi Parkı olaylarını hatırlayın. İktidar, bu parktaki ağaçları kesip, daha doğrusu bu parkı yok edip, eskiden orada var olan askeri kışlayı yeniden yapacaktı. Üstelik, yanına  bir de AVM yapsa, acaba fena mı olurdu?

    İş adamı Osman Kavala, ötekileri gibi iktidarın bu isteğine çomak soktu. Bunun üzerine, çeşitli bahanelerle ötekileri gibi onu da hapse tıktılar.

   Ötekileri gibi, uzunca bir süre sonra o da Beraat etti. Etti, ama ötekileri gibi hapisten çıkamadı, bir türlü çıkamıyor. Başka suçlar yükletilip, yine hapiste kaldı. Yıllardır yatıyor.

    Osman Kavala’yı da ben akıllı biri sanıyordum, ama değilmiş. “Eğer, itaat etseydi, çoktan salınırdı”

    Boşuna demediler, “İtaat et, rahat et” Daha ne desinler?

44 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.