Hoşgeldiniz  

DÜNYANIN İLK SAVAŞ PİLOTU SABİHA GÖKÇEN’DEN BİR ANI

Mehmet Zehir | 10 Eylül 2020 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

Mustafa Kemal Paşa Çiftliği’nde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına
rastladık.

Mustafa Kemal Paşa attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu.

Merhaba Nine.                                     

Kadın, Mustafa Kemal Paşa’nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;

– Merhaba dedi.

– Nereden gelip nereye gidiyorsun?

Kadın şöyle bir duralayıp,

– Neden sordun ki, dedi. Buraların sahabı* mısın, yoksa bekçisi mi?

Mustafa Kemal Paşa gülümsedi.

Nine ne sahibiyim ne de bekçisiyim. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir.

Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?

Kadın başını salladı.

– Tabii söyleyeceğim, ben Sincan’ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetiştiği
kavruk köylerinden birindeyim.

Bizim mıhtar** bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara’ya*** geldim.

– Muhtar seni niçin Ankara’ya gönderdi?

– Mustafa Kemal Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da….Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan**** kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Mustafa Kemal Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angaraya, giceleyin***** geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan****** belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.

– Senin Mustafa Kemal Paşa’dan başka bir isteğin var mı?

Kadını birden yüzü sertleşti.

– Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki… O bizim vatanımızı gurtardı*******. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağ ol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyorsun, bana bir yardım ediver de Mustafa Kemal Paşayı bulacağım yeri deyiver.

Mustafa Kemal Paşa’nın gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek,

‘’- Gökçen görüyorsun ya, işte bu bizim insanımızdır…

Bu benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır ‘’

Attan indim.

Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Mustafa Kemal Paşa işte karşında duruyor.

Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Mustafa Kemal Paşa’nın ellerine sarıldı.

Bu görülecek bir manzaraydı.

İkisi de ağlıyordu.

İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı.

Yaşlı kadın belki on defa öptü Mustafa Kemal Paşa’nın ellerini.

Mustafa Kemal Paşa’da onun ellerini öptü.

Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı.

Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri.

Bunu Mustafa Kemal Paşa’ya uzattı;
– Tek ineğimin sütünden kendi ellerimle yaptım Paşam, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.

Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik.

Oradakilere şu emri verdi;

“Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun.”

Bu anıda Mustafa Kemal’i Mustafa Kemal yapan değerlerden doğallığı gördük. Bu doğallık onun bütün genetik yapısında olduğu gibi bütün kültüründe de vardı. Çünkü O bir Türk’tü. Peki aynı doğallık Ninemiz de yok muydu? Elbette vardı ve misliyle doğaldı. Çünkü O’da bir Türk’tü ve eğitimsiz olmasına rağmen; samimiyeti, vakarlığı, medeni vasfı, kıymet bilişi ve konuşma dilinde ki Anadolu ağzı hiç bozulmadan devam edişi, buram buram Türklük kokmuyor muydu? Aşağıya aldığımız sözcükleri elbette biliyorsunuzdur. Ancak vurgulamak istedim ki, ANADOLU AĞZI çok kolay anlaşılabilen Türk lehçesidir. Bu nedenle bütün Türkler ile Türk Lehçelerini anladığımız gün ailemizin bütün ferleri ile çok rahat konuşabileceğiz.

Burada üzerinde durulması gereken Türklük açısından başka bir durum daha vardı! O da şu sanırım olmalıydı. Acaba iki büyük imparatorluğa gömen Türklerin hangi hakanına halkından birisi vefa borcu olarak onu görme arzusu ile gitmiş olsun? Veya hangi Türk Hakanı özellikle bu iki batırdığımız imparatorluklarda böyle bir vefayı hak edebilmiştir.

DİPÇE:

*SAHABI : Sahibi

** MIHTAR: Muhtar

***ANGARA: Ankara

****GAVUR: Müslümanlara göre düşman

*****GİCELEYİN: Geceleyin

******AĞSAMDAN: Akşamdan

*******GURTARDI:Kurtardı.

25 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.