Hoşgeldiniz  

ANLI SANLI PAŞALARA RAĞMEN!

Mehmet Zehir | 26 Haziran 2020 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

Kamâlizm’in kaynağı Türk Kültürü, bilim, us, mantık, sanat, deneme-yanılma ile ortaya konulmuş ve Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk’ün bize bıraktığı eşsiz eserin ve ülķünün tanımıdır.

Amasya Genelgesi’nde bahsi geçen sözlerden biri de ‘Milli bir heyet’ kavramıdır. Bu heyet sayesinde bir zihniyet değişimi amaçlandığı açıktır. Bu zihniyet, devlet olgusunu temelden çatıya kadar yeniden yapılandırmayı amaçlayan yeni bir devlet kurmaktır. Bu nedenle bütün illerden Mudafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin, Redd-i İlhak Cemiyetlerinin ve Belediyelerin seçeceği 3 kişiyi temsilciler meclisine gönderilmesi istenmiştir.

Çünkü kurtuluş, kuruluştadır esası prensip olarak bilinçaltında durmaktaydı. Bu da Milli hâkimiyete dayanan kayıtsız şartsız yeni bir tam bağımsız Türk Devleti kurmaktır. Hal böyle olunca sarayın, sultanın, partinin bir hükmü kalmıyor; kurtuluşu millet doğrudan doğruya üzerine alıyordu. Buna devrim(1) denir.

Devrimdir çünkü İngiliz ve Amerikan Mandalığını önermiyor, bölgesel kurtuluş önermiyor, saltanattan, sultandan bir umudu yok, halifenin ağzına bakmıyor, tamamen kendi kaderini kendi eline alıp, kendi ayakları üzerine durmayı ileri sürmüş oluyor.

Yani tam bağımsızlık, milli egemenlik hedeflenmiş olduğunu ilan etmiştir. Milli Egemenliğin olmadığı bir toplumda demokrasiden, adaletten, medeniyetten ahlaktan, etik değerlerinden, erdemden bahsedilemez.

Öyleyse gidilen yol Cumhuriyet idaresidir. Gerçekte de yol cumhuriyet yoludur ama bunu başta en yakınında bulunan kurmaylar, uzakta bulunan kendisi ile ilişkisini sürdürmek isteyen görevdeki asker ve sivil sorumlular ve yüzlerce yıl kulluğa alıştırılmış halkın anlaması, içselleştirmesi atomu parçalamak kadar zor olduğundan bütün işler adım adım bir program dâhilinde yapılmak zorunda kalıyordu.

Mustafa Kemal Paşa yazmış ve okumuş olduğu İstiklal Savaşı’nın raporu olan NUTUK isimli eserinde Amasya kararlarını Rauf Orbay ile Refet Bele’nin zoraki imzaladıklarını, Kazım Karabekir’inde yazışmalardaki serzenişi ile anlaşıldığına göre alınan kararları tam olarak onayladığı sonucuna varılamaz olduğunu ifade etmiştir. Hatta Kazım Karabekir daha sonra yazdığı ‘İstiklal Harbimiz’ isimli eserinde ‘’ vaktinden evvel yapılacak hareketin sakıncalarından bahsetmiştir’’ dolayısı ile Amasya Genelgesi’ni zamansız bulduğu net olarak ortaya çıkmıştır.

Oysaki Amasya Genelgesi imzalandığı ve yayımlandığı tarihte bütün hür insan olarak yaşamak isteyenler için bir ilaç iken aradan geçen bütün zamanlar değerlendirildiğinde o günün ilacı bütün insanlık için emperyalizme karşı bayraktır.

Tabii bunu anlamak zordur. Çünkü yetişme koşulları, beslenme koşulları, kendinizi yetiştirmenizdeki fikri beslenme ikliminiz, görevlerinizde aldığınız sorumluluk… vb. sizlere bir şeyler öğrettiği gibi, başkalarına da bir şeyler öğretiyor ve bu öğreti herkeste farklı farklı farkındalıklar oluşturuyor olması doğaldır. Düşünün ki, 55 sene önce babaları ülkenize sığınmış olan Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Refet Bele gibi insanlar hemen Askeri Okullara kabul edilip okumuş ve ülkenin bugünü ve yarını için söz alabiliyorken; Türk Çocukları bu kadar şanslı olamamışlar. Kazım Karabekir, 15. Kolordu Komutanı olana kadar hiç birinci adam olarak sorumluluk almamış, kendisini ispatlama olanağı bulamamış. Ancak bu kurmaylar Osmanlı Devleti’nden maaş alıp verilen görevi birer memur gibi yapmış olan kişilerdir Bunlardan sivil özgür bir düşünce beklemek elbette zor olacaktır.

Belki de bu tür zorluklar olduğu için binlerce yıllık Türk ve İnsanlık tarihi için tek bir Mustafa Kemal Paşa çıkmış, onu da anlamayanlar yüzünden rütbelerini söküp atıp sadece bir vatandaş olmuştur.

Mustafa Kemal olarak varlığını sürdürerek, hiçbir şekilde imtiyaz, ayrıcalık, sınıf kimliğini kabul etmemiş ve hatta geçmişte ki ANAFARTALAR KAHRAMANI ününü de hiçbir yerde kullanmamıştır.

Özetlersek; Mustafa Kemal bir Türk Kimliği ortaya koyuyordu.

Bu kimlikte ayrıcalık yoktur.

Bu kimlikte imtiyaz yoktur.

Bu kimlikte sınıflılık yoktur.

Bu kimlikte ben yoktur.

Bu kimlikte umutsuzluk yoktur.

Bu kimlikte ağalık, şeyhlik, padişahlık yoktur.

Bu kimlikte kul yoktur.

Bu kimlikte hiçbir türlü baskıcı rejim yoktur.

..

..

Bu kimlikte biz vardır.

Bu kimlikte devlet bizim için değilse, yıkar yenisini bizim için biz kurarız vardır.

Bu kimlikte Cumhuriyet vardır.

..

Bu kimlikte Türklüğün Medeniyeti vardır.

  • Devrim, (İhtilal), (inkılap) : Belli bir alanda, köklü ve nitelikli değişiklik yapmak.
137 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.