Hoşgeldiniz  

AMASYA GENELGESİNİN İÇTE VE DIŞTA SONUÇLARI

Mehmet Zehir | 30 Haziran 2020 | Köşe Yazıları


Mehmet Zehir
mehmetzehir@hotmail.com.tr

Kamâlizm’in kaynağı Türk Kültürü, bilim, us, mantık, sanat, deneme-yanılma ile ortaya konulmuş ve Uluğ Başbuğ Kamâl Atatürk’ün bize bıraktığı eşsiz eserin ve ülķünün tanımıdır.

Türk Devrimi (İhtilali) başlamıştır.  

Artık Türklüğün vermiş olduğu bu karar, bir kişinin, bir kurulun, bir idarenin vb kararı değil, Türklüğün bütün değerlerinin bir bütün olarak verdiği karar haline dönüşmüştür. Öyleyse kararın ardında içeride oluşmakta olan bütün Türk Ulusu ve dışarıda kalan bütün Türk Budun(1) (Milleti) var demektir. Kararı bütün budun olarak uygulayacağız.

Türk Budunu binlerce yıllık tarihinde Keleş’te(2) alınan kararı bir bütün olarak uyguladığı için binlerce kez bunu deneyimlemişti. Hakanının ardında ölümle eğlenerek savaş meydanında yerini alıyordu.

Demek ki, Keneşte alınan karar bütün budunun kararı olunca, budun alınan kararın uygulaması için herkesten daha fedakâr olarak sorumluluğu üzerine alabileceğini çekinden gösterme genetik kodlarına veya kan bağına sahipti

Yapılacak mücadelenin gerekçesi, amacı ve yöntemi de belli olmuştu. Zira yapılacak mücadele yaklaşık 250 yıl sonra Türklüğün vatanını kurtarmak, hürriyetini almak, özgürlüğünü tesis edebilmek için diğer adı namus davası olan İSTİKLAL HARBİ’dir.

İstiklal Harbi demek, maddi ve manevi diğer bir ifade ile somut ve soyut manada özgürlük demekti ve emperyalizm kendi kurgusu içine aldığı hiçbir devlete, topluma bu hakkı başarılı bir şekilde kullanma olanağı verdiğini tarih yazmamıştır.

Öyleyse Milletin bağımsızlığı yine milletin azim ve kararının uygulamada alacağı sahne belirleyeceği açıktır.

Alınan kararlarla Milli Egemenlik ülküsü etrafında toplanılmak istenirken; Türk Tarihinde ‘’ Milli Egemenlik(4)’’ kavramı ilk kez kullanıldığı görülmektedir. Bu MilliEgemenlik(5) kavramı pek çok manayı içerir.

Bu nokta da Mustafa Kemal Paşa’nın ‘egemenlik’ ve ‘milli egemenlik’ sözlerini biraz hatırlayalım: ‘

’.. Egemenlik devlet kavramının özünde var olan siyasi nüfuz olup, milleti dışta temsil ve başka milletlere karşı savunma yetkisini içeren bir güçtür.

‘’.. Milli Egemenlik, devlet ve milletin kaderinde etkin ve hâkim olması gereken bir değerdir. Çünkü Milli Egemenlik adaletin, eşitliğin, hürriyetin dayanağı ve milletin namusu, haysiyeti şerefidir.’’

İşte yukarıda da ifade etmeye çalıştığımız bu husus Mustafa Kemal Paşa’nın beyninden adım adım uygulamaya geçerek İstiklal Harbi namusu kurtarmak ise, namus Milli Egemenliktir.

Milli Egemenliği hâkim kılmak için İstiklal Harbi’ni kazanmış olmak yeterli değildir. Siyasi, sosyal ve ekonomik yönden yabancı etkilerden uzak, milli iradeden oluşmuş bir toplumun oluşması gerekir. Bu toplumu oluşturabilmek için eş zamanlı bir takım faaliyetler sürdürmek esastır.

Bunların temel hatları: Misak-ı Milli, Milli Maarif ve Milli İktisat ’tır.

İlerleyen aşamalarda göreceğiz ki Mustafa Kemal Paşa bu üç temel unsuru en geniş manada yaymak, korumak ve yaşatıp geliştirmek için bütün varlığını her zaman ortaya koymaktadır.

Bunun en büyük önemi ise; devletimizin sonsuza kadar devam etmesi, memleketimizin kuvvetlenmesi, milletimizin refah ve mutluluğu açısından gereken bir değer olarak görülmüş olmasıdır.

Mustafa Kemal Paşa’nın  “milli hâkimiyet öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkûmdurlar” sözleriyle, milli egemenlik prensibinin gücünü ortaya koymakta ve devlet hayatındaki önemini vurgulamaktadır.

Bu şartlardan sonra İstanbul hükümetinin varlığını kabul etmek, yapılan mücadeleyi baltalayacağı açıktır. Alınan kararlara rağmen; yine ileri de görüleceği gibi, İstanbul hükümetine bel bağlayan ve üstelik İstiklal Harbi’nde rol alan ve hatta kurulan Cumhuriyet’in CUMHURBAŞKANLIĞI makamı hariç sırayla aşağı doğru her türlü makamlarında oturmalarına rağmen İstiklal Harbi’nde kimin ne kadar rolü olduğunu hepimize göstermektedir.

Bu şartlar altında yapılan mücadelede Türk Budunu, gerek İstanbul hükümeti ve gerek bütün işgalcilere karşı mücadeleye çağrılmıştır.

Padişahın ve hilafetin manda ve himaye beklentisi içinde olduğu yerde Türk Milleti ve Türk Milliyetçiliği düşüncesi yapılanmaya damgasını vurmaya başlamıştır.

Temsilcileri henüz gelmekte olan kurulun temsilciler kurulu adıyla anılması; yeni yapılanmayı aslında açık etmiş, ancak anlamaktan yoksun olanlarca anlaşılması gecikmiştir. Gerçi bunu anlamalarının gecikmiş olması çok iyi olmuştur. Zira anladıklarında alabilecekleri hiçbir tedbirleri kalmamıştı.

Mustafa Kemal Paşa’nın elinde yetkilerin olup olmamasının hiçbir önemi olmaksızın yurdun her tarafına ulaşmaya, içeride ki yapılaşmada yardım edebilecek dışarı da kim varsa; ulaşılmasına gayret gösterildiği açıktır. Bu kapsamda batı illerine gönderdiği telgraflar ile silah ve mühimmat desteği için dışarıya gönderilen temsilcilerin olduğu açık olarak bilinmektedir.

Amasya’da yazılı olarak ‘’Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.’ İfade edilmesi, artık bütün sorunları hiçbir sınıf, hiçbir ayrıcalık, hiçbir imtiyaz tanımaksızın bütün Türk Budunu olarak birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için bundan böyle yapacağımızı bütün dünyaya ilan ederken; tarihte de biz Türkler böyleydik deniliyordu. Ancak yaklaşık 1500 yıldır kesintiye sürekli uğrayan Türk Medeniyeti ne zaman başını kaldırsa; kendi içinde çıkanların ağalıklarını, beyliklerini, tanıyarak Türklüğün yozlaşmasına ve adının sanının unutulmasına sebebiyet vermiştir.

Bu genelgenin bir özelliği de Mudafaa-i Hukuk Cemiyetlerini birleştirmeyi sağlayarak yapılacak olan Erzurum ve Sivas Kurultaylarının bir ulus adına yapılmakta olduğunun altı çizilmiştir.

  • Budun      : Millet
  • Keneş       : (Kazak Türklerinden ise Kenes) Belediye, Heyet, İstişare, Konsey, Meclis, müşavere, nasihat, öğüt, sohbet, şura, tavsiye, Kurultay, toplantı, Cumhuriyet Meclisi
  • Egemenlik : Egemen olma, hakimlik, üstünlük, amirlik manalarına gelmekte ve hükmeden, buyuran, buyruğunu yürütebilen, üstün güç
  • Milli Egemenlik:  Budun ( millet) iradesini hakim kılması münasebetiyle demokrasinin temel şartıddır. Bütün demokratik rejimlerde en üstün kuvvet ve devlet yönetimi konusunda belirleyici unsur olarak devlete yön verir.
110 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.