Hoşgeldiniz  

Büyükçekmece- Cevizlibağ 3 saat

Ali Girgin | 11 Şubat 2021 | Köşe Yazıları


Ali Girgin
aligirgin1975@hotmail.com

Geçtiğimiz gün Cevizlibağ’dan Büyükçekmece’ye E-5 karayolundan arabamla tam 3 saatte gelebildim. Trafiğin neredeyse felç olduğunu ve bu yoğunluğun nedenlerini birinci vitesle gelebildiğim yol güzergâhında gözlemledim.

Ana yolu tıkayan ve felç olmasına neden olan tek bir sebep vardı. Kaza, yol bakım veya buna benzer nedenler değil o da Büyükçekmece- Cevizlibağ arasında bulunan ilçelere giriş yollarıydı. Özellikle Ataköy, Şirinevler, Bahçelievler, Yenibosna, Sefakoy, Küçükçekmece, Avcılar, Esenyurt ve Beylikdüzü yerleşim alanlarına girmek isteyen araçların yarattığı sıkışıklık ana yola vurmuştu. Bu semtlere nüfusunun yoğunluğuna karşılık giriş yollarının dar olması ve bu dar alanda oluşan yoğunluktan dolayı araç kalabalığı ana yola kadar geliyor ve ana yolunda böylece bir ve iki şeridinin kapanmasına vesile oluyordu. Hal böyle olunca Cevizlibağ’dan Büyükçekmece’ye kadar trafik sıkışıyor ve ilerlemez bir hal alıyordu.

Bu trafik yoğunluğu neredeyse her gün işe gidiş ve çıkış saatlerinde yaşanıyor. İşe giden ve çıkan vatandaşlar ne yazık ki dinlenmek için ailelerine zaman ayırmak için ayırdıkları zamanı trafikte geçirmek zorunda kalıyor. Acilen bu trafiğe önlem almak gerekiyor.

Yıllardır nüfuslarının yoğunlaşmasına izin veren, E-5 Karayolunun genişlemesi yerine yol kenarlarına alışveriş merkezleri diken geçmiş dönem yerel belediyelerin yanlışlarına karşılık yeni dönem yerel belediyeleri de iyileştirme çalışmaları yapmayarak halkın zamanının büyük bir bölümünü yollarda geçirmesine neden oluyor.

Yapılacak iyileştirme çalışmaları aslında basit. İlçe giriş yollarını genişletmeleri, girişlerde bundan sonra inşaatlara izin vermemeleri, şehir girişlerinin hemen başında bulunan sinyalizasyonları yoğunluğa göre zamanlamalarını yapmaları, alternatif yollar üretmeleri, şehir girişlerinde bulunan alışveriş mekânlarının yollarda bulunan alanlarda alışveriş yapmak için araçlarını park edenlere izin vermemeleri, belirli bölgelerde araç alt geçitleri yapmaları, bazı alanlarda yeşil alanları azaltmaları, belirli saatlerde tonajı yüksek kamyon ve tırlara giriş izni vermemeleri ve daha bir çok çözümle trafik rahatlatılabilir.

E-5 Karayoluna bir şerit daha eklensin diyemiyorum çünkü geçmiş dönem yerel yönetimlerin yol boylarına ruhsat vererek diktirdikleri gökdelenler, binalar, alışveriş merkezleri vb. yerler buna müsaade etmiyor. Yol boyunca kamulaştırılacak alanların da zaman içerisinde bitmesi, yapılaşmaya sunulması ve gelecek yıllar adına öngörü eksikliğinden dolayı artı bir şerit şansı yok. Yapılabilecek tek bir çözüm var o da giriş yollarında yapılacak olan iyileştirmelerle sıkışıklığın önüne geçilmesi.

Bu sıkışıklıkların en çok yaşandığı semtler ise Ataköy, Sefaköy, Esenyurt, Beylikdüzü girişleri oluyor. Dikkat edildiği üzere bu semtlerin belediye başkanları CHP’li. Büyükşehir Belediyesi de CHP’li. Bu bölgelerin girişleri Büyükşehir Belediyesi ile yapılacak ortak bir iyileştirme çalışmasıyla sorun ortadan kaldırılır diye düşünüyorum.

Bir de yoğunluğu özellikle Pazartesi işe gidiş ve Cuma günü iş çıkışı saati yükselten neden de hafta sonu pandemi nedeniyle yasaklardan kaçmak ve rahat bir yaşam adına vatandaşların İstanbul’un Çatalca, Silivri ve Tekirdağ illerinde bulunan çiftliklerine, bağ evlerine, yazlıklarına giderek zamanını geçirmesinden kaynaklanıyor. Kısacası vatandaşlar yasakları tatile çevirmek istiyorlar. İşte Cuma günü işten çıktıkları gibi yollara düşüyorlar ve trafiğin alabildiğince yoğunlaşmasına sebebiyet veriyorlar. Pazartesi de durum İstanbul’a gelişte yaşanıyor. Geliş güzergâhında ne E-5 ne de otoban bu yoğunluğu kaldıramıyor.

Yukarıda da bahsettiğim gibi trafik sorunu gündemde olmasına rağmen çözüm arayanların olmaması veya sadece sözde kalması yine vatandaşların çile çekeceği anlamına geliyor.

Aslında bunu bizler hak ettik. Her şehrin girişlerine, şehrin göbeklerine onlarca kat yüksekliğinde imarlar vererek, TOKİ ve KİPTAŞ’larla yüz binlerce daireler yapılmasına izin vererek bu sorunları yaşamaya mahkûm edildik. Şehirlerin nüfuslarının yükseldiği ve geliştikleri zaman diliminde yapılacak binaları düşünürken, yollarımızı, alt yapımızı, parklarımızı, bahçelerimizi, yeşil alanlarımızı kısacası rant uğruna geleceğimizin olmazsa olmazlarını unuttuk. Yok saydık. Eleştirilere kulak kapadık. İmdi gelinen nokta ortadadır. Kocaman betonlaşmış, hava alacak yerleri, deprem toplanma merkezleri olmayan, çocukların ferah bir şekilde oyun oynayacakları alanları yok edilmiş, onlarca kat binalara sıkıştırılmış bir şekilde yaşamaya mahkûm edilmiş bir İstanbul yarattık. Yarattık yaratmasına ancak iki gün yasaklarda boğulmamak adına kaçtığımız bir şehir halini aldık. İyi mi yaptık dersiniz. Bana göre bize müstahak. SAYGILARIMLA…

102 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Haber Marmara Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.